Bir haftayı aşkın süredir yanmakta olan gemiyi seyrediyoruz. Roma’yı yakıp seyrine doyamayan Neron gibi mi diyelim? Çünkü gerçekte asıl yanan rıhtımadan ibaret kalmış Mağusa Limanıdır!
Zaman zaman yangının bittiğini sanırız, ertesi gün kapkara dumanlarını uçararak yeniden alevlenir. Gemideki kaba yem balyaları belli ki sine sine yanıyorlar! Tam otuz yıldır sine sine yanan Mağusa Limanı gibi. Ki geldiği son aşamada gelişmişliğiyle bir önemli deniz kapısı oluşuna layık donanımı değil; rıhtımındaki bir gemide yangın çıktı mıydı anında müdahale edilemeyecek “yokluğu ile çaresizliği” vardır.
ÇÜNKÜ: Zaten bir Limana liman denmesini gerektirecek hiçbir araç gereci yoktur, “Sahil Emniyet” gemisi ile donanımı da yoktur! Tıpkı olmayan vinçleri gibi.
Galiba siyasi kaygılar nedeniyle oluşturulmamış, olanı Girne Limanında! Dolayısıyle Özer Bey gemisindeki yangına anında müdahale edilememiş, balyalar da azdırmış… Ekleyelim ama: Limandaki yetkili ve görevliler elden geleni yapmışlar. Yapabildikleri kadar… Ne var ki otuz yıldır igisizlikle baştan savmanın kaderine terkedilmiş Mağusa Limanını o “ilgilerle uğraşlar” da kurtaramıyor artık. Kim nasıl burayı “liman” yapacak, o da belli değil!
GÜNÜN İNCİSİ
“Suç gelirlerinin önlenmesine” ilişkin konferansta Ahmet Uzun, “bizde beyaz para da yok ki kara parası olsun” dedi! Espriye güldüm. İşte memleketin hali. Kara parayı aklayacak kadar bile ak pak paranın sahibi olamamanın talihsizliğini tutun ki bizim gibi siyasi açmazların KKTC’si yaşar!
Ancak yine de yazalım: Kendi paramızın olmadığı gerçekte hem “emanet para” ile bütçe denkleştirmek hem de yatırımlar gözlemek söz konusu oldu muydu “ceplere girenlerle çıkanların” hesabı kolay olmuyor. Ve akla geliyor: Casinolarda dönen paralar, yatırımlara yönelik akanlar, İngiltere’den aktarılanlar falan…
Analarının memelerinden akmış ak pak paralar mıdırlar? Neyse konu iktisatçılarındır. Biz çizmeden yukları çıkmayalım.
DOĞRUYA DOĞRU
Turgay Avcı’lı ÖRP’ü bizzat Avcı’dan yansıyan türlü çeşitli sorunlarıyla eleştiririz. Hatta çatladığı yerde dayanamaz CTP’nin organı Yeni Düzen’in Mutluyakalı’sı bile “ortak mortak” dinlemez Avcı’ya yükleniverir… Çok olağan!
Ancak başlığı “doğruya doğru” diye attık ya. Konusu “ÖRP’ün oluşturmaya çalıştığı Ortak Fikir Platformu.” Bir zamanlar TKP de gölge Hükümet kurmuştu. Muhalefetken eğer iktidara gelirse kendini “şaşkınlık” içinde değil, Hükümet oluşa hazır ve nazır bulmak için.
ÖRP bir adım daha ileri çıktı. Halka ulaşmak için kapsamlarında “yok olmayan” sektörel ve Devlet organlarını içeren Komiteler kurdu. Halka, STÖ’lerine gidecekler, sorunları dinleyip önerileri değerlendirecekler.
İsterseniz tipik popülizm deyin. Ben buna, “işte politika yapmak” diyorum. Tek kusuru Avcılı ÖRP’den kaynaklanması! Ha “Serdar Denktaş’lı DP Ankara’ya tos atmaya, Eroğlu da UBP’ye nasıl son darbeyi vuracağının hesaplarını yapmaya devam etsin. Seçimler olduğunda son sözü, “siyasi parti gibi çalışan siyasi partiler söyleyecekler.”