Söğüt’teki tohumu çatlayıp sonrasında bir dünya İmparatorluğu haline gelecek Osman oğullarının ilk kompleksi, içinden çıktığı Türkmenler’i hor görmesiydi. Tutun ki Osmanlı Beyliği ahalisi medeni ve görgülü, Türkmenler ise göçebe ve ilkeldi… Oysa Fatih Sultan Mehmet Bizans’ın İstanbul’unu 1453’de fethedene kadar hâlâ çadır adına obalarda yaşanıyor, cam ise bilinmiyordu. Vakta ki fethedildi İstanbul, imparatorluğa hem yerleşik düzenin toprağa çakılan evleri geldiydi hem de yeni keşfettikleri medeniyetin kültür harcını oluşturacak ilhamı.
Nitekim Fatih İstanbul’u gözbebeği gibi vesayeti altına alırken yerli nüfusu koruma babında Türk nüfusu azınlıkta bıraktıydı. Ve İstanbul uzun süre kozmopolit yapısını tutun ki TC’nin kuruluşuna kadar taşıdıydı..
1571’DE GELDİK ADAYA. Osmanlı’nın sistemiydi. Bir yeri fethetti miydi Anadoludan zorla nüfus kaydırırdı oraya. Sürgün diyenler de gönüllü diyenler de var bu uygulamaya.
Ve 1571’de kimi tarihçilere göre yörükler kimilerine göre evsiz barksız fakir aileler Kıbrıs’a sürgün edilirler. İşte kökümüz! Tabi ki bunu Kunta Kinte gibi siyahi Afrika seceresinin Amerika kıtasında tarihe kazınan kölelik faciasında değil, anlı şanlı anlatırız.
İkinci akın 1974’den sonra olur. Barış Harekâtı ile Güney’e kaçan 200 bin Rum’a karşılık öbür taraftan bu tarafa göç eden Türkler’le bile nüfusumuzun hâlâ yüz yirmi binleri geçmediği gerçekte kentler köyler, evler tesisler, topraklar bahçeler boştur. Kundaktaki bebeği de hak sahibi yapsanız ne boşlukları doldurabilirsiniz ne de ekip biçip ekonomi yaratabilirsiniz.
O zaman gelsin TC’den kaydırma nüfus. “Köşemizdeki” yazılarımızdan dolayı zılgıtı da öyle yeriz. Çünkü “bize çapa işçisi değil, kalifiye insan unsuru ile teknoloji gerekmektedir” dediğimizde anında ve yüksek yerlerden “yazma yasaktır” uyarısı gelir! Sancaktarlık dönemlerinin sonudur, mesela Başbakan esamesindeki Nejat Konuk’un bile hâlâ boynu kıldan incedir.
VE GELİRLER: Seller gibi akarak! Mağusa limanına haftada iki kez dayanan feribot “safrasını” rıhtıma boşaltır, yeniden dolmak ve gelip boşaltmak için Mersin’e gider gelir…
Ve önce Mağusa’da sonra boş kalan köylerde “TC gettoları oluşur.” Osmanlı Beyliğinin ilk dönemlerinde olduğu gibi bu “yeni gelen Türkler” bizden değillerdir ama! Sindirmek kolay olmaz.
…Bundan sonrasını hepimiz biliyoruz. Tartışma hiç bitmedi. İddia edildi ki TC’den kaydırılan nüfus hem karakteristik Kıbrıslılık ünvanımıza halel getirdi hem de medeni hallerimizi yaraladı. Giden Türk gelen Türk lâfı da hiç tutmadı.
VE ŞİMDİLERDE NE OLUYOR: Vakti zamanında muhalefetteki CTP’nin de derdiydi. TC’li nüfus için “bir tane kalmasın” diyorlardı.
İktidar oldu aksini söylüyor. İsterse gönlündeki ile kafasındakini söylesin, yağma mı var! Ne var ki rahle’i tedrislerinden geçerek yetişen “kuyrukçuları” ne iktidardadırlar dolayısıyle Türkiye’nin parasına, askerine, memuruna muhtaç; ne de dillerinin kemiği vardır, konuşurlar! Mesela Elçil’li KTÖS öğrenciler kesiminde bir anket yaptırır ve sonucu açıklar: “TC kökenliler KKTC’dekilerden fazla, gitti elden Kıbrıslılık!”
Zaten ipsizi sapsızı, uğursuzu berduşu dalmışlar aramıza, parayı da yaşamı da çeke söke, bağırta acıta, gırtlaklara basarak alıyorlar! İmaj bir yana memleketi suçluların vukuatları korkularına sokuyorlar…
Sn. Başbakan ses veriyor ama: “Buna ırk ayırımcılığı denir! Tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır, bizim öğrencilerimizdirler.”
(Doğru. Üstelik bu çocuklarımızı okullarda çok da iyi yetiştirmeliyiz. Bizden biri ve bizim gibi olmaları için. Çalmayacaklar ama devleti dolandıracaklar! Türkiye’nin parası ile yaşayacaklar ama istemeyiz diyecekler! Askerin güvencesi altında carta çekecekler ama “gitsin” fetvası verecekler! Rum’a el uzatacaklar Türkiye’ye tos atacaklar! Birleşik Kıbrıs’a ağıt yakarken KKTC yoktur diyecekler, falan…)
OLAY BUNLAR DA DEĞİL: Çok kısaca yazalım. Mesela benim de yaşama hakkı ararken alın terini akıtacağı iş isteyen, istihdamını gözleyen çocuğum vardır. TC’den bitmeyen nüfus taşınması devam ediyor ki bu heyamola içinde sadece bu hakları gasbedilmiyor, inanması istenilen vatanına küstürülüyor! Küstürülen binlerce genç gibi!