Zaten millet olarak tarihte mucizeler yaratmış bir ırkın ahvadıyız. Ki on sekiz defa devlet yıkıp devlet kuran bir başka millet yok. Yıkılırken dirilen de Türk milletidir. Sonuncusu Osmanlı’nın kadavrası üzerinde Atatürk’ün İstiklal Savaşı zaferi ile kurup yeşerttiği Türkiye Cumhuriyeti’dir. Buna da “hasta adamın dirilişi mucizesi” dedilerdi.
“Mucizeler” bitmez. Mesela Menderes’ıin uçağı düşer büyük bir mucize olur, burnu bile kanamaz. Fakat uçak kazasını atlatan Menderes’i bir başka mucizevi kararla asarlar!
Rum “bekledim de gelmedi” şarkıları söyleyip Türk askerinin asla Kıbrıs’a müdahale edemeyeceğinin inancında keyf çatarken ve biz çatlarken, Ecevit Mucizesi gerçekleşir 1974’de adaya çıkarma yapılır.
Uzatmadan Türkiye Milli takımının yarattığı son mucizeye bakalım: Her karşılaşmada “ha şimdi ha az sonra golü yiyeceğiz” diyerek hop kalkıp hop otururken… Ooo! Vakta ki Milli Takım’ın kalesi gol görüverir, işte o zaman mucize gerçekleşir, peşpeşine gollerini diziverir. Milletçe ayağa kalkar ve alkışlarız: “Mucize!”
HIRVATLARI DA ÖYLESİ BİR MUCİZEYLE TEPELEDİK: Karşılaşma başladı, Hırvat takımı yükleniyor. Şutları kale direklerinden dönüyor, üstten auta gidiyor, yandan sıyrıp geçiyor… Gol yok! Bre aman zaman, ne oldu bu “mucize meleklerine?” Çünkü gol atıp mucizeyi gerçekleştirmek için kesinlikle ve evvel emirde gol yemek gerek. Yenik duruma düşmeden yenmek yok!
Dualar ediyoruz, nerede kaldı Hırvatların beklenen golü diye. Yok, yok! Karanın kapkarasında doksan dakika geçer, “gitti elden maç” deriz. Fakat uzatmalar başlar ve son dakikada Tanrı’nın mucize Melekleri ucu ucuna yetişiverir. Hırvatistan bir, Türkiye sıfır!
Bizde bir sevinç, bir bayram… Beklentilerde gerçekleşecek mucize, yüreklerimiz pır pır uçuyor… Ve beklenen an çok kısa süre sonra geliyor, Türkiye bir gol atıp mucizeyi gerçekleştiriyor. “Mucize bir Hırvatistan sıfır.”
Zaten seyrettiniz. Sonuç penaltı atışlarına kalıyor içtiğimiz su yediğimiz ekmek gibi biliyoruz ki bu maç bizim. Ve bizim oluyor.
Kimse oynamasa doksan dakika saha kenarında oynayan tek oyuncu Fatih Terim bile, “işte mucize” diyerek havalara uçuyor!
Bir kez daha anlıyoruz: Türk mucizelerle yaşayıp mucizelerle var oluyor. Yaşasın mucize!
VE KKTC’DE YAŞANAN MUCİZE: Yok mesela ÖRP’lü Avcı’nın belki hiçbir Devlet büyüğüne nasip olmadığınca dünyada ayak basmadığı tek yerin kalmadığından yahut, 32 yıldır alına satıla, kapıla harcana, rant ekonomisinin ağası olmuşluğuna karşın hâlâ bitmeyen Rum mülkünden söz edecek değiliz.
Veya otuz yıldır Türk askeri de Türkiye’li de çeksin gitsin dediklerine nazire ne Türkiye’nin ne askerin bir mucize sonucu çekip gitmediğine de vurgu yapmayacağız. Olmayan tarım, olmayan sağlık, olmayan eğitim, olmayan turizme karşılık bunların mucize sayılan “olan bakanlarıyla bakanlıklarına” da fiske kondurmayacağız. Sn. Soyer’in büyük mucize dediği GSMH’nın 3 buçuk milyar dolara yükseldiğinin mutluluğundan da bahsetmeyeceğiz. Ne de 365 günün 365 gününde Sendikaların grev yaparak dünya rekorları kırdıklarının mucizevi demokrasilerini hatırlatacağız…
En büyük mucize Hristofyas’a inanıp birleşik Kıbrıs oluşturma yolunda “önce Annan planından dönüp sonra başlayan görüşmelerde hüsrana uğrayan CTP’nin kandırılmışlığıdır! Ki Devlete inanmak için Milli takım gibi gol yemesi gerekirdi, Hristofyaslı Rum’dan yedi! Şimdi çaresiz “KKTC diyecek!” İşte CTP ile gerçekleşecek yeni mucize.