Hedefin şaşıp amacı yediği görüşmeler serüvenine yorum tutsanız ne yazar. Sonuçta lafazanlık fırsatı verecek “dediydim” diyeceğinizden başka. Kaldı ki sürece ilişkin gelişme ve söylemleri bir gün atlasanız ipin ucunu kaçırıyorsunuz. O kadar çok konuşuyorlar! Onca lâftan sonra da bir gün öncekini unutup ertesi gün tam aksini söylüyorlar. Benden pes!
DEVAM EDEN REZALET: Bir olayın olumsuzluğunu vurgulamak gereğini duyarken tutun ki kullanacağız en son kelime pespayeliğine uygunluğunca “rezalettir!”
Ki ben şimdi sözünü edeceğim bu rezaleti yıllardır yazıp söylüyorum, yıllardır yazıp söylüyorlar.
Önce şunu vurgulayalım ama: Küçük diye nitelenen olaylardır ki aldırmazlıkta sürüp giderken gün gele toplumsal sorunlar kamburu haline gelirler. Şu okullara kayıt yaptırma dönemlerinde velilerden çekile söküle zorla alınan “yardım paralarıyla” öğrencilere zorla empoze eden kılık kıyafetler giysileri gibi!
Bir yenisi geçen gün Kıbrıs gazetesinde salındı. Haberde LTL’sinde velilerden 65 YTL kayıt parası ile 99 YTL tutarında da beden derslerinde giyilmesi için t-shirt ve eşofman parası alındığı anlatılıyordu.
Olay yılların müzmin derdidir. Okul-Aile Birlikleri okullarına parasal olanak sağlamak isterlerken bunu hep yaparlar. Ve her devrede etki tepkileri büyük olur, velilerden “zorla para aldılar” şikâyetleri duyulurken, Eğitim Bakanlığı yetkilileri, “bu tasarruf yasal değildir” açıklamalarıyla sorun geçiştiriliverir. Bu kez de öyle oldu! Dendi ki bu kayıt parası falan tamamen OAB’liğinin işidir. Bizimle alakası yoktur!
Önce ve bir: Hiçbir Devlet müessesinde kimseler, “yasal kararı” olmadığı halde kimselerden “bağış” adı altında para talep edemez. (Hastahanelerde de sürüp giden sorundur.) Tutun ki kanunlara aykırıdır. İki. OAB’leri de olsalar öğrencilere falan filan firmadan giysi almak zorunluğunu empoze etmek hakkına sahip olamazlar. Üç. Eğer gönüllü bağışlar söz konusu oluyorsa Okul Aile Birlikleri Devlet müessesi oluş gerçeğinde bu toplanan paraları her yıl otuz kişiyi geçmeyen veli toplantılarında, “aldık harcadık” diye verecekleri hesaplarla değil, ilgili Bakanlığın igili maliyesine bildirmek zorunluğuna bağlı olmalıdırlar. (İşin uncunda para olduğu için!)
Tabi asıl sorun Eğitim Baklanlığındadır. Özel derslerde olduğu gibi bu “zorla hibe” paralar olayını da bir türlü durduramadı. Hep çaresizliği ve fukarılığı oynayarak Okul Aile Birlikliklerinin okullara katkı sağlayacak yardımlarının arkasına sığındı. Oysa açıkça yazalım binlerce veli için bu olaylar rezalettir ve artık Eğitim Bakanlığı bunu tümden “kaldırmak” görevindedir!
YÜREĞİMİZ YANDI: “Yedi yüz bin fidanın 450 bini kurumuş, geriye kalanlar da bu kurak yazda kurumaktan kurtulamayacaklarmış.”
Şimdi desek ki “ey ağalar, hay haşiminan memleketin iklimini dikkate almadan sırf çevrecilik yeşilcilik dedirtmek uğruna az biraz da egoları tatminde; ileride yetişip dürümeleri için suyunu veremeyeceğiniz fidanlar dikip sonra kuruduklarını seyretmeye, “hesabını bilmeyen öküz senede bir çift boynuzdan olur” misaline lök gibi oturur…
Biz bu vatan için neler yapıyoruz sen söylüyorsun diyerek kızacaksınız! Gene de yazalım: Yetiştireceğiniz kadar ekin. Ki İtalyanların bir atasözü vardır. Yavaş fakat doğru yolda giden, çabuk fakat yanlış yolda gidenden daha çok yol alır… Dağı taşı fidan doldurup kadere terketmektense daha azını ekip dürütün!
VE RUM TANKERLERLE SU GETİRİYOR. Hem de Yunanistandan. Bizse tankerlerle TC’den Kuzey’e su aktarılması olayını yıllardır yazıp söylüyorduk. Rum bir günde karar aldı, ertesi gün gerçekleştirdi. İşte aramızdaki farklardan bir tanesi daha!