Son dönemlerin en geniş çaplı katılımıyla bugün sendikalar genel greve gidiyorlar. Gerekçeleri belli: “Hükümet’in Eşel Mobil’i kaldırma niyeti.” Tepkiler gelince, “iki aylık uygulamaları dört beş aya çıkarabiliriz” açıklaması…
Tabi olay bu kadar basit değil. Deveye yüklersiniz, daha yüklersiniz, son ve tek arpa tanesi çökertir! Soru şu ama: “Kim kime yüklüyor, kimin kamburu çöküyor?” Kısaca “çalışanların mı Hükümetin mi? “Çalışanları” da kendi içinde kategorileştirmek gerekir. Kamu görevlileri mi özelde çalışanlar mı? “Özelde çalışanların” açılımını da doğru yapmalı: “Toplu sözleşmesi olanlar mı hiçbir güvencesi olmayanlar mı?” Ve devam edersiniz: Bugün genel grevle eşel mobil hakkımızı yedirmeyiz diyecek olan sendikalar neden yıllardır sadece Devlet kademelerinde etkin ve yetkin, ötesi çalışma alanlarında cüce ve zayıftırlar?
BUNLARI DÜRTMEK YARAYI KANATIR: Ve geldik ayni lafa: “Devletiz dedik ama olamadık!” Yapısal bozuklukla kusurlar devam ediyor. Bir ara CTP Hükümet’i “reformlar” adıyla “statükoyu yıkacağız” amacında yenilikçi girişimlerde bulunarak Devlete şekil vermeye çalışmıştı, başaramadı. Tutun ki onların içinde elle tutulur Tek Sosyal Güvenlik Sistemi ötesinde hiçbir şey yok, bunun da tam tamına uygulama süresi yirmi yılı bulacak. Çünkü verilen haklar geri alınmaz, o hakların hitama ermesi için yirmi yıllık süre geçmesi gerekir, bu da yirmi yıl daha çalışma hayatında statüko devam edecektir anlamına gelir! Alın size reform içerikli bir yasanın değiştiremediği statükoyu!
FAKAT: Eşel Mobil olayı bunların hiç birisinin içine girmiyor. Çok kısaca Hükümet dört yılda hazinenin dibini buldu, para yok, bir yandan zam üstüne zam basarken öte yandan verilen parasal hakları kırparak ve törpüleyerek zevahiri kurtarmaya çalışıyor. Eşel mobilin kaldırılma yahut periyotlarının uzatılması girişimleri de bu nedenle gündeme sokuluyor.
(Buraya kadar gelmişken hatırlatalım: Kamu görevlileri maaşlarına 1974’den beridir yapılan zamlar, tanınan Eşel Mobil gibi haklar, on üçüncü maaşlar hatta hazinede fazlalık olduğu dönemlerde bu fazlalığı memura üleştirmeler gibi popülizmi aşan yalakalıklar, gerçekte Devlet kademelerinde çalışanların çok değerli ve imtiyazlı sınıflı oluşlarından dolayı değildir. Kendileri de “maaşlılar” olan ve karar mercii durumunda bulunan “Hükümet Baş ve Bakanlarıyla üst kademe bürokratlarının” bu “parasal paylaşım pastasından” öncelikli olarak en büyük dilimi kapmaları hesaplarıdır ki bugünlere kadar gelen tutumla maaşlara sürekli zam pompalanmıştır. Tabi aslan payını kendileri kaparak. Memura bir vermişlerse kendilerine on yazmışlardır!
Fakat şimdilerde deniz gene bitti! Kısaca para yok, artı, ha geldi ha vuracak ekonomik kriz de bekleniyor. Hele petrol 150 dolarlara dayansın, krizini yaşaması zor da olsa göreceğiz!
PEKALA HÜKÜMET Mİ HAKLI SENDİKALAR MI: Soruya “haklı olduklarında haklı, haksız olduklarında haksızsınız” cevaplarını çok verdikti. (Tabi kendi doğrularımızla.) Fakat Devlet kademelerinde her zaman korunması gereken bir “trend” yani “eğilim, doğrultu” olduğunu unutmadan. Birisi Devletin demokratik teamüllerde hukuğun üstünlüğüne sıkı sıkıya bağlı olmasıysa bir diğeri de “hele bizim gibi Devlet” dedikte geleceklere yönelik yaşam güvencesinin kesinlikle sağlanması gerektiğidir. Çünkü Devlet’e inanç yetmez, yaşatılacaksa sağlıklı ve güçlü olması da gerekir.
Eşel Mobil’i bu cümlenin içine koyuyoruz. Hükümet 2008’i sıfır zamla dondurdu, ardından zam üzerine zam bastı. Hayat pahalılığı artmaya devam ediyor. Yani ileriye değil, geriye doğru “fakirleştirme trendi” başlıyor. Eşel Mobil dayanma gücünü sürdürecek elde kalan son güvencedir. Hazineyi denkleştireceğim diyerek bunu da kaldırır yahut budarsanız, işte o sözünü ettiğimiz “Devletine inanan halkın” sadece Yönetici takımına değil, geleceği ile vatanına olan güvenini de yıkarsınız. Kaldı ki o güveni veremediğiniz içindir ki Rum’a karşı teslimiyetçi politikaların yeşermesine neden oldunuz. Daha fazla devam etmeyin! Siz gidersiniz ama Devlet kalıcıdır.