Siyasi ve ekonomik kurallar doğru çalışıyor. Sorunlar ise doğru çalışan bu kuralları yanlışa irca eden hükümetindir.
Nitekim ispat etmiştir: “İnsanların büyümesi devletin kalkınıp büyümesi demek değildir.” Olmadığı, kişi başı ulusal gelirin on bin, GSMH’lanın üç buçuk milyar dolarları aştığı gerçeklerde, Ahmet Uzun patronlu hazinenin maaşları ödemelerde çektiği sıkıntıyla ispatlıdır.
Oysa insanlarını “büyütüp geliştirmek” yollarında uğraşan hükümet tıpkı evinin dar gelirli aile reisi gibi borçlanıp harçlanan bir muhtac’ı dideye düşmüş, geçmiş hükümetten devralınan borcu 2007 yılı itibarıyla artı faizlerini de kamburuna yığarak 1.4 milyar YTL’ye dikmiştir. Kendi iktidarı dönemindeki dört yıllık sürede olagelen borçlanması bir diğer “artı” kalemle 200 milyon YTL’yi aşmıştır. (Ersin Tatar’ın verdiği rakamalardan aktardık.)
Dolayısıyle yine Uzun’a göre son dönemlerde ağırlaşan ekonomik açmazlar nedeniyle maaşları ödemede büyük zorluklar yaşanmakta, her ay ucu ucuna ve “mucize” kabilinden bir mali akrobasi ile ödemeler yapılabilmektedir…
AÇIKLANMAYANLAR DA VARDIR: Her yıl üniversitelerden binlerce öğrenci mezun olmaktadır. Bunların kaçta kaçının KKTC’de hayat hakkı bulabilecek kadar istihdam şansı yakaladığı bilinmemektedir. Buna karşılık dört yıllık dönemde dört bini aşkın istihdam yapıldığı da iddia edilmektedir. Özel sektörde ise durumlar belli değildir.
Buna karşılık geçtiğimiz günlerde Mustafa Baturalp ekonominin nasıl “Bankalar” odaklı bir kısır döngü içine hapsolduğunun ispatını ortalara sermiştir. Baturalp’a göre her ay devletten 57 bin kişi 250 milyon YTL’ye yakın maaş çekmektedir. Bu 57 bin kişinin büyük çoğunluğunun bugün bankalara 60 aylık sürelere varan ve maaşlarının 20-30 katını bulan borçları bulunmakta, 250 milyon YTL’nin 100 milyonu aşkın bir kısmı her ay bankalara borç taksitleri olarak ödenmektedir. Baturalp’a göre “dolayısıyle çarşı pazara para akışı her geçen gün giderek daha da azalmaktadır…”
Tutun ki bir kısır döngünün içine girilmiştir eğer Ankara açıktan taze para pompalamazsa bir gün maaşları ödeyemeyecek bir hükümet de göreceğiz…
Kaldı ki ne hayvancıların sıfır faizli kredilendirme ile destek istekleri bitmiştir ne çiftçi köylünün istekleri. Turizm yazın ortalarına gelindiği halde oteller doluluğunda o da Şanlıdağ’ın iddiası ile yüzde yirmi altılarda seyretmektedir. Yani “batmayı” görecekler, tutun ki bazılarını kumarhaneleri ayakta tutmaktadır!
KISACA DURUMLAR İYİ DEĞİLDİR: Kendimizden biliriz. Maaşımız 2008 itibarıyla değişmedi, ayni maaş. Giderlerimiz, bizim gibisi insanlar için bırakın ayları, yıllar geçer yine değişmez. Çünkü yaşarken ne bir santim ileri gidecek hareket kabiliyetine ne de bir santim gerilerde kalacak açmazlara tahammülümüz vardır.
Bu kadar açık ve net hesaba karşın çok iyi biliriz ki artık cebimize giren parayla çıkan paranın dengesi çoktan bozuldu. Son dört aydır giren para, daha ayın başında kuruşuna kadar çıkan olmaktadır! (Haa, elbette “yaşayan” insanlar vardır. Avrupalara seyahatlar, akşamları yandı mıydı ışıklar eğlence yerlerine hücumlar. Azalmış da olsa devam eden inşaatlar, gıcır arabalar… Tutun ki pilav hâlâ su kaldırıyor! Nereye kadar ama?)
ŞUNU DA İTİRAF EDELİM: Bütün bu sıkıntıların sorumlusu olarak kamu çalışanları giderleri ve yeni istihdamlar gösterilmektedir. “Yanlıştı, partizanlıktı, hazinenin batmasına neden olundu” serzenişlerine bir nokta koyun. Eğer devlet tarafından böylesi bir maaşlı kesim yaratılmamış olsaydı başta işsizlik olmak üzere beterin beteri bir ekonomik kısırlık yaşanacak değil miydi? Ki bu ülkede ekonomi dediğiniz her ay devletin maaşları, maaşların da çarşı pazara ve de bankalara akıtılması üzerine kurulmuştur.
Özel sektör de nasip kısmetini bu maaşlardan sağlıyor, olduğu var sayılan ekonominin dönen çarkları da. Ki ispatı kendinden menkuldür. Bir ay maaşlar ödenmese memleket batar!
KISACA: Öyle geldik böyle gidiyoruz. Ancak ekliyoruz: “CTP işte bu kısır döngülerle otuz yıldır değişmeyen kaderi değiştirmek iddasında iktidara geldiydi. Şimdi rakamlara sığınarak insaf ve şefaat rica ediyor. Tutun ki bağışladık! Neyi değiştirecek ki deniz çoktan bitti! En iyisi gemiyi terketmesi!