Eğer yazmazsam ukde’i derunum olacak. Şu Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp’in su feryadını.
Kaçıncıdır, kaç yıldır? Yenisi geçen günkü basında, “Gazimağusa Belediye Başkanı Kayalp su dağıtımında adalet istedi” manşetlerinde yansıdı. Ki sittin senedir Güzelyurt’tan çıkan bu su geçtiği her yere dağıtımını yapıp en uç konumda bulunan Mağusa’ya ulaştığında “artığını” boşaltmaktadır kent deposuna! Ne kadar kalmışsa!
Belediye Başkanı yıllardır şikâyet ediyor. Ben kendi köşemde yıllardır yazıyorum. Mağusa halkı yıllardır susuzluk diye feryat ediyor. Fakat mümkün olmadı, Mağusa’ya hakkı olan suyun verilmesini sağlayabilmek! Üstelik Devlet’e ödenen parasal faturası karşılığında!
Bunun adı Maüusa halkına çektirilen eziyettir. Otuz beş bini aşkın nüfusu ile bir kenti hükmü karakuşi dağıtım ahkâmlarında susuzluğa mahkûm etmek önce dine insafa sonra da CTP hükümetinin CTP’li Belediye’sine karşılık hükümete yakışmaz. Bir iktidar partisi kendi iktidarını böylesi töhmete sokmaz, aksine, “yapın” demiyoruz ama sanki hiç yapmadıklarıymış gibi “kıyak” bile geçerler.
MAĞUSA’NIN KADERİ: Sudan söz ederek az biraz daha girelim Mağusa’nın sorunlarına. (Çok yazıp söyledik ama demek ki hâlâ yazdırıp söylettiriyorlar ki devam ediyoruz!)
Şu “tepeye” kurulup Belediyeleri Birleştirme operasyonlarına tutun ki baş koyanlar onca “önemli” saydıkları icraatlarına nazire Mağusa’ya neresinden, nasıl bakıyorlar? Nedir Mağusa?
Bir turizm kenti mi? Eski eserler külliyesinde bir tarihi kent mi? Bir Liman kenti mi? Dolayısıyle olması gereken bir sanayi bölgesi mi? Yahut medarı iftiharlık olması gereken DAÜ’sü ile bir üniversite kenti mi? Hepsi mi?
Eğer “hiç biri” değilse, nedir Mağusa? Hadi biz sorduk biz cevaplayalım:
HİÇ BİR ŞEY DEĞİLDİR: Ne devasa otelleri vardır ne de otellerle yeşerecek mesela Girne gibi denizle buluşmuş turizmi. Kaldı ki vakti zamanında UBP’nin partizanca tutumlarında ve sırf Yeniiskeleliler’i ayarlayıp oya tahvil etmek için yamacındaki bu kasabayı Kaymakamlık yapıverdiler. Mağusa’yı da kurak çorak Mesarya köylerine tutsak hale getirdiler. Dolayısıyle Turizm dendi miydi Yeniiskele, akmazsa damlar nasibini almakta, Mağusa ilçe sınırlarında sıkışıp kalmışlığıyla teknefes olmakta!
Yahut Mağusa bir liman kenti midir? Ne liman ama! Rıhtımdan ibaret bir virane. Ki rıhtıma da zaten ayni ayarda gemiler rampa etmekte!
Eski eserler külliyesinde tarihi öne çıkaracak, “tarihi kent” midir? Eğer Oktay Kayalp şu Mağusa Surlar içinin Namık Kemal Meydanından başlayarak çevreye doğru yayılan otantik diyeceğimiz restorasyan ve yeni düzenlemeleri de yapmasaydı “tarihin” adı bile olmayacak, tutun ki “virane” lâkaplı kalacaktı, zaten öyledir!
Sanayi, Ticaret? Bir şeyler oluyor ya, daha kırk furun ekmek yemek gerekiyor bu yolda! Ki bir de DAÜ’sü vardır. Kayalp’ın diline pelesenk oldu, Mağusa bir Üniversite kentidir diyor. Üniversiteyi sorarsanız çoktan batırdılar, dıştan gelen öğrenciler söğüşlenen kaz esamesinde. Çünkü Mağusa dediğiniz KKTC’nin pahalılık şampiyonudur!
VE BU KENTE SUYU BİLE LAYIK GÖRMÜYORLAR: Güzelyurt’tan çıkıp gelene dek Lefkoşası Gönyelisi, köyleri kasabaları alacak, artan da Mağusa’ya verilecek! Neden? Nedenini kimseler bilmiyor açıklama da yapmıyor. Nitekim Oktay Kayalp “artık Mağusa’nın su sorunuyla başa çıkamaz olduk” diyerek partisi olan Hükümeti top atışına tutarken bile tısları çıkmıyor!
…Ne dedik? Eğer yazmasaydık içimizde ukde kalacaktı. Ki ben 1945’ler Mağusa’sından geldim bugünlere, tek bir gün “vermediler” oylarını kapıp paralarını kaparozlamaktan öte bu Mağusa’ya!