Gideceğiniz köyün minaresi gözüktüğü halde “nerede bu köy” diye sormaya devam eder misiniz? Saçmalık olur. Tıpkı görüşmelere bakıp, sonuçta ne olacak diye sormanıza nazire!
Çünkü bir şey olmayacak! O zaman da “dediydi dedi, sertti yumuşaktı, yapıcıydı yıkıcıydı” değerlendirmelerine takılan liderlerin açıklama ve yorumları tutun ki sonuçta başarısızlığa toslayacak uğraşlarına şimdiden haklılık kulpu takmaya yönelik. Bir gün, “ben dediydim” diyebilmeleri için!
Doğrusu buna da ihtiyaçları var çünkü siyasi geleceklerini çözüme bağladılar. Hristofyas Rum’u, Sn. Talat Türk’ü yirmi dört saat durmadan konuşarak dolayısıyle olanca yetkili yetkisiz, sorumlu sorumsuz çevreleri de konuşturarak meşgul ediyorlar ki ne kadar büyük barış ve çözüm yanlısı oldukları anlaşıla!
ANCAK: Türk ve Rum halklarını kandırmak üzerine olagelen bu kabak tadı vermiş açıklama ve demeçler her zaman olduğu gibi somuta tosladığında, şu “Yeşilırmak’tan geçme” sorununda ayazlanıp “işte asıl gerçek” dedirtmekte!
Ki görüşmeler devam ederken mümkün olduğunca muzırlıktan kaçınılacak, iki halk arasında daha yakınlaştırıcı ilişkiler oluşturulacaktı. Gambari anlaşmasının bir emri de buydu.
OYSA NE YAPTI BİZİMKİLER: Önce Rum’a Güzelyurt’taki Ay Mamas kilisesinde ayin yapma izni tanıdılar sonra da “bu kapıdan değil, öteki kapıdan gireceksiniz” diyerek zorluk çıkardılar. Hem de ortada, Türk’e Erenköy’e gidebilme kolaylığının Rum tarafınca sağlanmasına karşılık çalıştırılacak olan “Mütekallibiyet” esasının gözetilmesi varken!
Nedenler tabi enten püften. Denetim sorunu dendi. Oysa bir girişte sayarsın bir de çıkışta, kelle hesabı tutmuşsa tamam. Hayır, ille de “ben Devletim dediğim olacak!” Eğer bu Devlete çok titrediklerini biseydik, vatan millet ayranları kabardı derdik. Oysa biliyoruz eğer Ankara olmasa, gelip tekmilini vermese, işte hedef budur dememiş olsaydı o görüşmelere çoktan “tek kimlikli tek egemenlikli Kıbrıs siyasal çözümü de otururdu, tek vatan Kıbrıs da!”
Yani bu efelenmede bile tutun ki yutturmaca uyutmaca var da hadi biz yine şöyle diyelim: Değil mi KKTC vardır, Devletiz. Dediğimiz olacak! Rum bilecek ki ne iddia ettiğince Kuzey’e egemendir ne de Türk’ün rızası olmadan sineğini bile sokamaz o taraftan bu tarafa. Bunun ispatı Ay Mamas ayini için yapıldı, yanlış yapıldı. Olur bu kadarı! Adam da sıkışmış işeycek, meydandaki tuvalete dalıvermiş ve ilk klozet’in önüne geçmiş ki “op demiş ibrikcibaşı. Buraya siyemezsin!” Adam ikinciye geçmiş ibrikcibaşıdan yine ayni uyarı. “Hayır buraya da siyemezsin.” Adam üçüncüye geçmiş ama sormadan da edememiş. “Yahu tuvalet bomboş, ne fark eder ha orası ha burası?” “Ha demiş görevli. Eğer böyle yapmasam nasıl anlaşılacak ibrikbaşı olduğum!”
GELELİM KÖYÜN MİNARESİ MESELESİNE: Ne Rum ne de Türk kendi bölgelerini Kuzey ve Güney gerçeği ötesinde birbirlerine yedirmeye niyetleri yok. Görüşmeler oluyorsa bastırılıp istenildiği için oluyor. Yoksa asıl mesele işte o ibrikcibaşı meselesi! Yeşilırmak kapısı olayı olayı da en tazesinden ispatı!