UBP’den yanıt
Hani sür manşetten duyurmuştuk, Meclis’teki bir diyaloğu...
Ulusal Birlik Partisi Güzelyurt milletvekili Türkay Tokel’in sözleriydi...
Açıklama geldi!..
Ama açıklama “yalandır” falan diye değil!..
Hani genelde “yalanlama” derler ya!..
İlginçtir bu “doğrulama” (!)
* * *
İsterseniz diyaloğu bir daha anımsayalım, Meclis’teki...
- İçişleri Bakanı Özkan Murat: 4 yılda sadece 60 kişiyi yurttaş yaptık. UBPdöneminde tek bir günde, tek bir Bakanlar Kurulu kararıyla binden fazla insana yurttaşlık verdi.
UBP Milletvekili Tokel: Biz iktidara gelince tümünü yurttaş yapacağız. Gene yapacağız. Geleceğiz ve tümünü yurttaş yapacağız.
- CTP Milletvekili Özkan Yorgancıoğlu: Ne yapacaksınız?
- UBP Milletvekili Tokel: Vatandaş yapacağız, yurttaş yapacağız.
* * *
Ve UBP’den dün gelen açıklama:
<<....Sayın Cenk Mutluyakalı
Ulusal Birlik Partisi Güzelyurt Miletvekili Sayın Türkay Tokel'in Cumhuriyet Meclisi'nin 9 Temmuz 2008 tarihinde gerçekleştirilen birleşiminde CTP'li Içişleri Bakanı ve bazı CTP Milletvekillerinin UBP aleyhine yanlış ve abartılı konuşmaları üzerine aslında onları, onların uslübu ile eleştirmek, yani, yanlış ifadeler ve abartarak eleştirmek için söylediği bazı sözler gazetenizin 10 Temmuz 2008 tarihli sayısında partimizin uygulamaları ve politikaları ile asla bağdaşmayacak, gerçeği asla yansıtmayacak bir şekilde kullanılmıştır.
"9 Temmuz 2008 tarihli Meclis Genel Kurul toplantısında YABANCILAR MUHACERET (DEĞIŞIKLIK) YASA TASARISI GÖRÜŞÜLÜRKEN Muhalefet Milletvekillerine cevap vermek üzere kürsüye gelen Özkan Murat, Muhalefet Milletvekillerine yasaya verdikleri destekten dolayı teşekkür etti.
Izinlerle ilgili prosedürü takip edemedikleriiçin cezalı duruma düşen birçok insanın olduğunu, bu durumdan dolayı ailelerin parçalandığını, bunun da ciddi bir sosyal yara olduğunu ve çözümlenmesi gerektiğini açıkladı.
Bu arada sözü, son günlerde hükümetin çalışanların kayıt altına
alınmasında ülkemizde Nüfus
dengelerinin değiştiğini iddia eden bir kısım sendikalrın açıklamalrına getirdi ve dedi ki: "Iktidara geldiğimiz günden itibaren toplam 60 kişiyi vatandaş yaptık. UBP gibi SINAN AYGÜN'LERI VE ERGENEKONCULARI vatandaş
yapmadık. UBP'nin seçim arifesinde vatandaş yaptığı 1600 kişinin
vatandaşlığını da iptal ettik."
Ben de yerimden tepki olarak onların abartılarına ve yanlış değerlendirmelerine gazetenizde yer alan ifadelerle yanıt verdim. Konuyu çarpıtmak ve başka
noktalara taşımak ülkemize ve halkımıza hiçbirşey kazandırmaz."
Saygılarımızla,
Basın Bürosu...>>
* * *
Gördüğünüz gibi açıklama ‘BASIN BÜROSU’ imzasıyla geldi, girişi de öyle ama sonuna doğru, birinci ağızdan ‘itiraflar’a dönüştü
Diyor ki sayın Tokel, “Gazetenizde yer alan ifadelerle yanıt verdim...”
Elbette öyle yaptınız!..
Bizim kitabımızda ‘yalan’ yok ki!..
Uydurma da yok...
Biz de sizin ifadelerinizi sayfaya taşıdık.
Ne çarpıttık...
Ne de başka noktalara çektik......
İfadelerin kendisi yeterince ‘çarpık’ zaten.
* * *
“Gelince tümünü vatandaş yapacağız” sözleriniz, bir niyetin göstergesi, bizce...
Sizce, doğal bir “tepki”...
Ha, en komiği, açıklamanın girişindeki değerlendirme...
... “Partimizin uygulamaları ve politikaları ile asla bağdaşmayacak, gerçeği asla yansıtmayacak bir şekilde kullanılmıştır.”
Yahu, açıklamanın sonunda, kendiniz diyorsunuz zaten, gazetemizdeki
ifadeler doğru...
Gerçeği ‘asla’ yansıtmayan ne ki?
Partinizin, yani UBP’nin “uygulamaları ve politikaları ile asla bağdaşmayan” dediğiniz ne ki?
Sinan Aygün’ü anam mı yurttaş yaptı?
Bir tek Bakanlar Kurulu kararı ile yurttaş yapılan ve “mahkemelik” olan uygulamalar sizin değil mi?
Tüm bunlar “yargı”ya taşınmadı mı?
Yargı bu yurttaşlıkların “usulsüz” olduğuna karar vermedi mi?
Günlerce gazetelere manşet olmadı mı tüm bu gelişmeler?
Ne demek asla bağdaşmıyor!..
Ne demek sizin uygulamalarınız değil!..
O UBP, bir başka ‘UBP’ mi ki?
Birileri ‘adınızı’ mı kullandı?
* * *
Ayıp mı, “geçmişte hata yaptık” demek...
Ayıp mı, “Böyle uygulamalar yaptık, üzgünüz, artık olmayacak” demek...
Yoksa....
Yoksa, yine olacak mı?
_____________________________________________________________
SAHTE Facebook’lu BAŞBAKAN
İnternetteki popüler paylaşım sitesi FACEBOOK’ta Başbakan Ferdi Sabit
Soyer de var...
Ama öğrendiğimize göre gerçeği değil, ‘sahte’si!..
Yani birisi, Ferdi beyin fotoğrafını ve bilgilerini kullanarak “arkadaşlık” teklif ediyor, sohbet ediyor, yazıyor, çiziyor!..
Yani Facebook’taki, güneydeki söylem gibi: “Sahte Başbakan”
PAZAR YAZILARI
Öyle mi olmalıydı
................................
"Tanrı cenneti çamurdan yaparken bir parça kopup Ohrid'in üzerine düşmüş" diyor Ohrid'liler.
"Ohrid erkekler tarafından ele geçirilmek istenen güzel bir kadın gibi. Çağlar boyu ele geçirilmiş geçirilmesine de sadece bedeni... Onun özgür ruhunu, duygularını hiç kimse teslim alamamış anlaşılan" diye anlatıyor bir yazar, gözlemlerini...
Makedonya'nın Ohrid gölünde başlayan... ardından, Ohrid Gölü'nün özgür ruhunu benliğinde hisseden Struga kasabasında süren bir geceydi...
Otel, gölün ortasında eteklerini yukarı toplamış yürüyen, okyanus mavisi
gözleri, karın boşluğunu yalayan ipek saçları ile rüya güzeli bir kadın gibiydi!..
Gölün ortasında yükselen ve her iki yanından mavinin akıp gittiği gece, 'çakır keyfin' çok ötesinde 'sarhoş' bir aşkla uykuya dalmış, yorgun bedenlerin 'sersemliğinde' karşılamıştı günü...
* * *
Aslında... Tam bir rastlantıydı tanışmaları...
Makedon gençlerin üst üste ve alt alta doldurduğu Skopje'deki (Üsküp) bir bar akşamının bunaltısı ile kendini sokağa atan Kıbrıslı genç adam...
Tam da aynı sebeple bahçede turlayan Makedon kızla göz göze geldiğinde...
Her ikisinin de 'Türkçe' konuştukları anlaşıldı, bir ‘sıradan’ istekle!..
“Ateşiniz var mı?”
* * *
İlk 'tanışmada' konuşulan da "Osmanlı Veziri Yanyalı Tepedelenli Ali Paşa ve Frosina'nın hikayesi" olmuştu zaten!..
Bugün hala sokaklarda çalan oldukça ünlü bir şarkı, Frosina.
III. Selim tarafından vezirliğe getirilen Tepedelenli Ali Paşa, Balkan Yarımadası'nın güneyini özerk bir şekilde yönetirken, başına buyruk hareket etmeye başlar. Osmanlı'ya karşı Sırplar'ı, Yunanlılar'ı ayaklandırır. Sonuçta padişahtan ferman çıkar. Ali Paşa'nın kellesi gidecektir. Ali Paşa, Yanya'ya kaçar. Ancak Yanya'nın düşüşü Ali Paşa'nın sonu olur. Kellesi Yanya
sokaklarında bir sini içinde gezdirilir.
Frosina, Ohrid'li çok güzel bir kızdır. Çardakta gergef işlerken görür Frosina'yı, Tepedelenli Ali Paşa... Kendisine getirilmesi için yardımcılarını gönderir. Frosina'nın sevgilisi vardır. Itiraz eder. Hıristiyan olduğunu ve onun haremi olamayacağını söyler ama bir taraftan da çok korkar.
Tam o sırada padişahtan ferman çıktığı duyulur Ali Paşa'nın kellesi için. ''Müjdeler olsun Frosina, Sultan'ın askerleri Ali Paşa'yı öldürdüler''
diyedir şarkının nakaratı da...
* * *
Frosina'nın memleketindeki buluşma, 'bir yıl sonra' yeniden bir araya getirir, Kıbrıslı gençle Makedon kızı...
Bu kez, 'Frosina' şarkısı, o kocaman gölün kıyısından usul usul yola koyulan küçük bir teknede söylenmeye başlar.
Sanki...
Bir yıl değildir aradan geçen de...
Uyuyup uyanılan gecenin hemen sonrasıdır...
Ve o koca gövdeli ağaçlar, o uçsuz bucaksız yeşil...
İlk ışıklarına kadar sabahın, dans eden bedenlerin üzerine düşen çiğ tanecikleri...
Ve 'öpücüklerin' ıslattığı sözcükler düşer belleklere, düştüğü yerde de öylece kalır.
* * *
İnsanlar, kanatları olsaydı eğer...
Bir sabah kalkar, diledikleri ülkeye uçarlardı...
'Özgürlük' kanatlanıp uçması mıdır insanların, yoksa, koy vermesi midir yüreğini...
Belki de, şu tek cümledir ki özgürlük, "seni sevmek özgürlüğümdür" diyebilmek...
* * *
Sonraki yıllar...
Bir 'Arnavut' gence kaptırır kendini, 'Frosina' güzel...
Sonra ve yıllar sonra Kıbrıs’a bir mesaj yazar:
"Çok güzel günlerdi... Sağol...
Evlendim ben...
Bir daha arama ne olur"...
................................
Öyle de oldu!..
Frosina aranmadı bir daha...
[Skopje / Makedonya / BIR ES kitabımdan]
DELİRMEK
DIZI MAX’te hastası olduğum Grey’s Anotmy dizisinin son bölümünden, unutamadığım bir replik...
... <<İnsanların neden delirdiklerini merak etmeyiniz... Neden delirmediklerini merak ediniz...>>
PANO
Bu pazar YILMAZ ERDOĞAN’dan dizeler...
...................
fakat yasak
yasak bana gözlerini anlamak
ellerin bana yasak
ah olaydım
yüzünde sürgün
yatağında mülteci
vatanın
anayurdun olaydım
fakat yasak
yasak bana gözlerini anlamak
ellerin, uyruğum
bana yasak.............