Havalar iyi değil a dostlar
Ne bu hükümetle işim oldu, kişisel anlamda...
Yani bir ayrıcalık, bir çıkar...
Ne de bundan öncekilerle...
İş, arsa, kredi, makam, han, hamam beklemedim kendime, aileme, yakın çevreme...
Tek beklentim vardı...
Dün de öyle...
Bugün de...
Kıbrıs’ın bugünkü durumunun ‘sürdürülemez’ olduğunun görülmesi...
Yalnızca siyasilerce değil...
Hepimizce...
Bu “yalancı bahar”ın biteceğini bilmesi gerekiyor herkesin...
İşte bu bilinçle oldu tek beklentim...
İsmine ‘siyaset’ denen kavgadan.
Kıbrıs adasında kimin önceliğiyse “barış”, yani Kıbrıs’ın birleşmesi...
Yani “Kıbrıslıların geleceği”...
Gözüm kapalı yürüdüm yanlarında...
Yürürüm de hâlâ...
* * *
Ha kızarım...
Ha eleştiririm...
Elbette “yanlışlara” karşı baş kaldırırım.
Elbette “yol göstermeye” uğraşırım...
Elbette “çıldırayım” gelir, değişime ve yeniliğe karşı duran beyinlerden...
Elbette “küpünü doldurma” peşinde koşanları affetmem, edemem...
Ama iş “barışa dair umutları”
tertiplemeye doğru yol alıyorsa eğer...
Kendime gelirim bir anda...
Yani bir “ağaç” için “orman”ı yakmam a dostlar...
Eğer maaşsa, baremse, kredi ve işse çocuklarımıza “ağaç”, inanın ki barış “orman”dır...
* * *
“Başta” olması gerekenlerin “barışa inanması” önemli, en önce...
Bu nedenle pek çokları için “büyük dert” diye sıraya konanlar...
Günlerce “ah”lanıp “vah”lananlar...
Açıkçası, çok da koymaz bana!..
Çünkü bilirim ki, “çözümsüzlük” koşullarında, Kıbrıs’ın kuzeyindeki “düzen”, değişmez kolay kolay!..
Çünkü bu düzen “bölünmüşlük” üzerine kurulmuştur...
Çünkü “taksim”i planlayanlar, önce toplumu “etkisizleştirmek” üzerine ekmiştir tohumları, yıllar yıllar önce...
Yani üretimden kopartmak toplumu...
Yani sindirmek...
Yani tümünü “maaşa” bağlayarak ve “bütçe gerçeğinin” çok ötesinde “haklarla” donatarak, gerektiğinde “coşturup” gerektiğinde “susturmak...”
Bir de “ganimet”e boğdun mu yıllarca...
Nüfusu da taşıdın mı bolca...
Nasılsa, gerektiğinde, “ikinci plan”a düşürülmesi kolaydır KIBRIS’ta ÇÖZÜM ve BARIŞA dair mücadelenin...
* * *
İş böyle olunca da...
Hep söylerim çevreme...
En sevdiklerime... BURALI dostlarıma...
Ne olur, ağaç için yakmayalım ormanı...
Ne olur, bir an önce gelelim kendimize....
BU HAVALAR iyi değil a dostlar...
Yine coştu FAŞISTLER, yine kanı kabardı ÇÖZÜM KARŞITLARININ...
Bu havalar iyi değil a dostlar...
365 gün EYLEM PLANI
Umarım “hükümetin büyük ortağı” olarak Cumhuriyetçi Türk Partisi yönetimi bu önerimi ciddiye alır, dikkate alır ya da umarım “benzer çalışmalar, düşünceler” zaten vardır.
* * *
Bundan sonraki süreçte “erken seçim”in olacağına inanmıyorum ben...
Ne “görüşme süreci”ne katkı sağlar böylesi bir karar..
Ne de “kaderini” değiştirir, kuzey Kıbrıs’ın...
* * *
O halde, seçim, normal döneminde yani 2010 şubat gibi olacak...
Hatta yerel, genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimi hep birlikte...
Ha gene umarım ki, o tarihe kadar, “Birleşik Kıbrıs” ilan edilir de, “yeni Kıbrıs” için gideriz seçime...
* * *
Önümüzdeki hafta MECLIS tatile giriyor.
İşte CTP’ye önerim bu noktada...
TATIL yapmamalı tüm CTP kadroları, uzmanları, insan kaynakları...
Milletvekilleri, bürokratları...
Ve bir 365 GÜN EYLEM PLANI çıkmalı ortaya...
Ocak 2009’un ilk gününden 31 ARALIK tarihine kadar...
Çalışma hayatından sağlığa,
eğitimden ulaşıma, kamu bütçesinden vergi politikalarına uzanıncaya kadar...
İstihdam, partizanlık, üst kademe yönetimi, altyapı, tümü yer almalı...
Son üç, dört yıldır yaşanan tecrübeler ve sıkıntılar dikkate alınarak...
SIVIL TOPLUMLA, UZMANLARLA, AKADEMISYENLERLE bir araya gelinerek gerekirse hazırlanmalı bu EYLEM PLANI...
Ve en önemlisi TAKVIMLENMELI mutlaka...
Her bir gün, hafta, ay neler yapılacak.
Hangi adımlar atılacak...
Ve bu plan çerçevesinde, çok gerçekçi bir şekilde YENI BIR KABINE üzerinde de
çalışılmalı, gerekirse..
BU PLANI EN IYI KIM UYGULAYABILIR diye üzerinde çalışılarak...
Ama samimi... Ama gerçekçi...
AMA KARARLILIKLA...
Ve tüm bu plan açıklanmalı...
* * *
365 GÜN EYLEM PLANI..
Yalnızca CTP için ya da hükümet için değil, toplum için ihtiyaçtır bu...
Hatta MUHALEFET için bile...
Her bir yılımızı PLANLI ve PROGRAMLI yaşamak, belki bir “alışkanlığa” dönüşür, belki YARINLAR bugünden planlanır artık.
Ve bu planlar..
UYGULANIR SONRA...
Ne kağıt üzerinde kalır...
NE DE LAFTA...
SİZDEN GELEN
Bir plaj deneyimi
<<... Sayın Cenk Abi;
Pazar günü haftanın yorgunluğunu atmak için tipik Kıbrıslı gibi ailemizle denize gitmeyi istedik. Fakat karar vermek biraz zor oldu. Sebebi de
plajlara girişin paralı ve pahalı olması. Her neyse, arkadaşların da tavsiyesi üzerine LARA Beach'e gittik, eşlerimiz ile birlikte... Eşlerimizi kıyıya yakın bir yerde bırakıp, denize doğru açılalım dedik. Geri gelince gördüğümüz manzara bizleri rahatsız etti. 3 tane “çalışma izinli turist” eşlerimizin yanında geziyor; gözleri ve lafları ile taciz ediyorlardı. Bu
kişileri uyardık ama aldığımız cevap “gelin sizinle de ilgilenelim” oldu. Bunun ardınan bir arbede yaşandı.
Ama hikayenin en can alıcı noktası halkın gösterdiği tepkiydi.
Eşyalarımı alıp arabamıza gidene kadar en az 20 Kıbrıslıdan, “Helal olsun be çocuklar size, bunlar deyneksiz buldular köyü” sözünü duyduk...
Almak istediğimiz övgü bu değildi.
Sevgiler, Utkan... >>