Sağlıkta rakamlar ve devlet!
Meclis’e SAĞLIK damgasını vurdu dün!.. Mebusların da çoğu doktor, bu nedenle normal..
Bu konudaki görüşlerimi yazacağım, yarına...
Ama bugün gene SAĞLIK.
Bu kez rakamlarla...
* * *
Memleketin en donanımlı ve büyük hastanesi ‘şeher’de, Lefkoşa’da...
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi!..
2007’nin rakamları yayınlandı, hastaneye dair.
Bu rakamlar “hastane amirliğine” ait yani, bize değil.
* * *
“Hastanemiz polikliniğinde sürekli olarak 103 Uzman Hekim 28 dalda poliklinik hizmeti vermektedir” diyor raporda...
Ve sonra ekliyor:
“Hastanemizde bir günde muayene olan ortalama poliklinik hasta sayısı : 464 hasta”
Yani her doktor, günde 4, 5 hasta mı görüyor sadece...
Birisi bize bunu anlatsa !..
* * *
Yine rapora göre, hastanedeki hekim sayısı 115.
Toplam personel sayısı ise 966!..
Bir yılda muayene olan hasta sayısı da belirtiliyor: 113 bin 744!..
Bu rakama baktığınızda epey bir hasta... Ama...
Tatillleri, resmi günleri, izinleri falan, tümünü 65 günden koysak ve bir yılı 300 gün kabul etsek ortalama...
Her doktor günde 3.3 hasta bakıyor demektir, bu rakamlara göre...
Bir yanlışlık var mı acaba?
Birisi bize bunu anlatsa !!!
* * *
5 bin 741 ameliyat yapılmış bir yılda.
Kalp damar cerrahisi ameliyatları da dahil...
Elbette küçük operasyonlar da bu rakamın içerisinde.
Ameliyat yapabilen cerrah statüsünde 44 doktor var, istatistiklere göre...
Yani her cerraha sanki iki günde bir operasyon düşüyor, rapora göre...
Birisi bize bunu anlatsa !!!
** *
Şu ana kadar bir “yorum” yapmıyorum..
Bir “yargı” da koymuyorum ortaya...
Yalnızca bir ‘durum saptaması’ yapıyor, rakamları yazıyorum alt alta...
Yani ‘matematik’ sadece...
Özel klinik ve hastanelerde, aynı hekimlerin hasta sayılarını da düşünce...
Bu mu diyorum “sosyal devlet” acaba?
Ve “sosyal devlet”te “verimlilik” bu mu ha!..
Hele de Özker hocamızın tabiriyle “sürer durum” yani “statüko”ya sahip çıkan hekim çevrelerinin “kamu - özel arasında mekik dokuyan sistemi yasallaştırma” hevesini de izleyince...
Tamam, şimdiki yorum...
Ve çok daha derin düşüncelere dalıyorum böylece....
* * *
Eğer biri “gereksiz lafa boğmadan” bizi, şu yukarıda verdiğim rakamları yorumlarsa, sevinirim...
Ya da yalanlarsa!..
Bu satırların sahibi de yarına “yasa”ya dair fikirlerini karalar böylece...
Aslında ‘bilinen’ görüşlerini...
Eğer “farklı düşüncelere” de saygı varsa, geniş hekim camiasında..
Ve tabii ki “mebuslar” arasında...
Çok da sanmam ya!..
Gören de sanacak ki!
İşin gerçeği şu ki, Kıbrıs’ta barış için meydanları dolduran onbinlerce insanın hemen hiçbiri, tankların ve topların yürüdüğü, “militarist” pankartların asıldığı törenlere gitmiyor, katılmıyor...
Zaten bu tören alanlarında da, çoğu zaman protokol tribünündeki sayı, izleyenlerden çok daha fazla oluyor.
* * *
“Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganlı eylemlerin onbinleri, böylesi ‘törenlerin’ seyirci locasını boş
bırakınca..
İş, organize gruplara kalıyor...
Yani ‘marjinallere...’
Çok fazla olmasa da sayıları...
Protokolün karşısına kurulup, istedikleri “yaygarayı” koparıyorlar...
Ve sanki!.. Kıbrıslı Türklerin “hassasiyetlerini” yansıtıyorlar...
Güya!..
* * *
Tabii, bu “küçük grupçuk” yalnız değil.
Belli ki “organize” destekçileri var...
Belli ki kimi “kurumlar”a sırt dayamışlar.
Yoksa “bilinen” kalıplarda onca pankart, yafta, afişi yazmak, asmak, işleri değil ki...
* * *
Ters olan şu!..
Eskiden, ‘ulu manitu’ konuşurdu kürsüde, bu grup ‘heşa’ çekerdi...
Oysa şimdi, kürsüdeki “barış” diyor, karşıdaki grup başlıyor savaş tam tamlarına...
Duyan, gören, izleyen, misafir gelen de sanacak ki, halkın iradesi böyle...
* * *
Peki ama!..
Kim izin veriyor bu ‘gruplara’, törenin alanını “pankartlarla” döşemek, hiç de ‘toplumsal uzlaşı’yı
yansıtan ‘sloganlar’ kullanılmadan hem de...
Bu tören alanlarının yok mu bir ağırlığı, disiplini yani?
* * *
Tam da istedikleri bu aslında, ‘gündeme’ gelmek.
Yani bizimki de iş mi, öfkeleniyor, yazıyoruz boşuna...
Gerçek yalanlar
Ne kadar da safmışız
Masallar hep yalanmış
Şu kırmızı başlıklı kız
En az kurt
kadar varmış...
Ve en hain
kahramanlar
En masum olanmış
Ağustos böceği kaset
Karınca senet yapmış
Yalan söyleyeninse
Burnu hiç uzamazmış
Meğer aslanlar susar
Aynalar konuşmazmış
Güzeller ve düşmanlar
Hiç mi hiç uyumazmış
Kurşun asker silahlı
Polyanna düzenbazmış
Don Kişot’la savaşı
Değirmenler kazanmış
Masallarla büyürsen
Normaldir bu olanlar
Özetleri dinledin
Şimdi
gerçek
yalanlar....