Şşşşşşş! Gündemde ‘sağlık’ var!
Hani Lefkoşa'daki en büyük hastanemizin "yıllık rakamsal verileri"ni yorumlamıştım ya!..
Her bir hekim, sanki günde en fazla 4 ya da 5 hastaya bakıyor; cerrahlar da iki günde bir, tek bir ameliyat yapıyormuş gibi bir tablo vardı ortada.
Bu "rakamlar" yanlışmış!..
Öyleyse eğer, hastane idare amirliğine anlatınız derdinizi...
Hesabı yapan onlar, istatistiği yayınlayan onlar, rakamların sahibi onlar...
Doğrusu nedir bu hesabın, söylemeyen yine onlar!..
* * *
Çok hekim aradı…
İtirazları var, şiddetle...
Diyorlar ki, sorun şu…
“Kimi hekimler, başını kaldıracak vakit bulamazken hastanede, kimileri ayda mayısta bir hasta bakıyor. Şimdi böyle olunca da bizim hakkımız yeniyor...”
Haklılar...
Çünkü kendim biliyorum, gerçekten özveriyle çalışanları...
Çözüm basit aslında...
Her ay, istatistik yayınlansın, hangi hekim, kaç hasta görmüş, kaç ameliyat yapmış diye.
Hangi servis kaç hasta kabul etmiş acaba?...
Buradan talep ediyorum işte..
Mesela son üç aya dair istatistikler açıklansın...
Ama öyle “genel” değil...
İsim isim.. Hekim hekim!.
Kim ne yapmış, görelim diye.
‘Hakkımız yeniyor’, ‘Bu rakamlar yalan’ diyenler de, bu talebim için yardımcı olsun lütfen!..
* * *
Sağlık Bakanı Dt. Eşref Vaiz, yeni sağlık yasasına yönelik eleştirilerimden sonra, kendi düşüncelerini paylaşma ihtiyacı hissetti.
Benim derdim, sağlık sistemi içerisindeki fotoğraf değil; derdim, çok daha geneli, "kamu-özel adaletsizliği" içerisinde yaratılacak yeni teamül…
Yani, kamuda, ikinci işin yasallaşması ile sistemin iyice çökmesi…
Bu şartlarda kim istemez ki kamunun maaş, gelecek, ikramiye, emeklilik güvencesini.
Ve cabası, rahatlığı!..
Şimdi bir de "kendi işini yapma" kolaylığı…
* * *
Sağlık Bakanı diyor ki, "Ne yapalımdı yani , çok uzun yıllardır devam eden sisteme göz
yummamız mümkün değildi. Unutmayalım ki, yasa ne olursa olsun, uzun yıllardır hekimler yarım gün çalışıyor ve sonra kliniklerine gidiyorlar. Oysa şimdi tam gün mesai yapacaklar. Yaz, kış tam gün sağlık hizmeti yurttaşa sunulacak. Bu yasayı özel hastaneler yasasındaki düzenleme takip
edecek. Artık apartman dairelerinde ameliyat dönemi sona erecek. Artık yurttaş, devlet
hastanelerinden, en konforlu ve sistemli hizmeti alacak. Tıpkı bir özel kliniğe gider gibi randevusunu alacak, kuyruklarda beklemeden tedavisini olacak. Yeni yasa halk sağlığı için en önemli reformlardan ve projelerden biridir. Mevcut düzeni kabullenmek yerine,
verimliliğe ve toplumsal yapımıza en uygun düzenlemeyi yapmaya çalıştık. İkinci iş konusu yasallaştı diye bakmak doğru değildir. Daha önce nasıldı peki? Şimdi hekimler tam güne denk bir zamanda hastanede çalışacak."
Sağlık Bakanı, bu yöndeki değerlendirmelerini çok daha geniş bir platformda, toplumla paylaşacağını söylüyor.
İzlemek ve takipçisi olmak gerekiyor.
* * *
Tam da bunları yazıyorum, gelen telefon "26 yıllık bir kamu çalışanıyım" diye başlıyor söze.
Diyor ki, "Planlama İnşaat Dairesi'nde çalışıyorum ve buradaki teknisyenlerin, mühendislerin yüzde yetmişi dışarıda iş yapıyor. Terfileri de onlar alıyor üstelik…"
Ayıkla bakalım pirincin taşını!..
Ne olacak peki?
“Nasılsa kendi özel işlerini de yapıyorlar, engel olamıyoruz işte” diyerek, bir “yasal ikinci iş hakkı” da onlara mı verelim acaba?
* * *
Bu sistem “memur devleti” yaratıyor ve herkes de “illa ki kamu” diyor...
Ama devlet daha ne kadar taşıyacak bu yükü.?
Taşıyamıyor ki!..
Koskoca Sovyetler çöktü böyle!..
* * *
Sonra...
Salt “maaşlar” ödenebilsin diye harçlara ha bire zam geliyor...
Ve bu ‘yüksek tarife’yi, kamu-özel demeden bu kez, göğüslüyoruz hep birlikte...
Yani...
İşin “sefa”sı bir kesime...
İş gelince “cefa”ya, herkese...
* * *
Biri ‘yeyip’ biri ‘bakınca’ da kıyamet bundan kopuyor işte.
Yoksa...
Hekim de mutluysa hasta da “sağlık”taki düzenleme “tamam” derim ben.. Derim demesine de...
Görüyorum işte...
“Kamu”yu iyiden çökertmek için kimileri, bekliyorlar tetikte!..
Bence kabinede değişiklik olmaz!
Evet, çok yoğun olarak gündemde ama bence hükümette kabine değişikliği olmaz!..
Yok yani, göreceksiniz...
“- Bir bildiğin mi var, yoksa hissettiğin mi” diyeceksiniz.
Hem bildiğim var.
Hem de hissettiğim...
* * *
Yeni bir kabine değişikliği, “seçim”e kadar olan süreçte, memleketin de kaderini değiştirmez, partinin de...
Yeni tartışmalar demektir bu, yeni ‘kişisel’ çekişmeler, yeni ‘kırgınlar’...
Ve yeni bir ‘kaos’...
Dahası ‘istikrarsızlık’ olur sadece...
Önemli olan hükümetin de, hükümetin büyük ortağı CTP’nin de “yol haritası” önce...
Sonra “programı”...
Ve “öncelikleri”...
Tüm bunların nasıl bir “kararlılık”, nasıl bir “disiplin” ve nasıl bir “dirayet”le uygulandığı sonra...
* * *
Onbinlerin meydanlara indiği...
Toplumun referandum hakkını aldığı...
Ekonominin ‘tavan’ yaptığı...
Maaşlara ‘anormal’ artışların verildiği günlerde..
Tüm bu insanlar ‘iyi’ de...
Ne zaman ki ‘ekonomi sıkışınca’ ve ‘dertler büyüyünce’, işte o zaman ‘tu kaka’ mı?
* * *
Yani bence...
Başbakan Soyer, “imaj uğruna yoldaşlarını harcadı” dedirtmez...
Çünkü günün sonunda söylenecek olan bu olacaktır, mutlaka...
“Kabine” değişmez bence ama...
Umarım ki açıklanır, yeni bir yol haritası!..
Ve çok daha ‘kararlı’ yürünür bu kez....