Engelleri aşmayı beyninizde bir kere canlandırabilirseniz gerisi çok daha kolay gelir.
Hayatımızda, her başlayan yeni günün, farklı bir anlamı ve farklı bir yanı vardır.
Bazılarımız için dün engellerin aşıldığı bir zaman dilimi olsa da, yarın, hala, yeni engellerle dolu bir zaman dilimi olmaya devam ediyor.
Engelleri, bugünkü yazıma konu olarak seçmemdeki amacım, neredeyse hepimiz, bir taraftan bürokratik tarzlara takılan sıkıntılarımıza ve onlar da yetmezmiş gibi sürekli huzursuzlaştırılan yaşam şeklimize, biraz daha huzur ve biraz daha kolaylıklar getirmemiz gerektiğine olan inancımdan olsa gerek. Üstelik kendimizi önü açık bir toplum bireyi olarak görebilecek ortamı oluşturabilirsek sanırım hepimiz kendimizi biraz daha az yorgun hissedecek ve biraz daha fazla umut edebileceğiz.
Sonucunda da hepimizin motivasyonu biraz daha artmış olacak.
Hayat, herkese adil davranmıyor gerçeğiyle yüzleşerek bugünlere gelmedik mi? Başarıyı, başarı yapan, her türlü engelleri aşabilen, insanın yılmaz azmidir.
“Ben hiç mavi rengi görmedim bilmiyorum” diyen engelliyle, hayatında sadece yaşamın engellerini görebilen gözleriyle, mavinin gerçek güzelliğini görmeyi bilmeyen arasında çok önemli bir “hissetme” farkı vardır.
Hislerimizi gözlerimizin ya da sözlerimizin yerine koyabilmeliyiz zamanla.
Bizim diğer yanımızın olduğu ruhumuzun dünyasının kontrolünü ele aldığımız an senaryomuzu hazırlayıp gözlerimizi açarak uygulamaya başladığımız an vardır ya, işte o an size hayatınızdaki engelleri görmemenizi ya da dolaşmanız gerektiğini gösterdiği andır. Bazı engelleri de güçbirliği yaparak aşabileceğimizi de biliyoruz.
Aramızda yaralı durumda olan sosyal dialoğu güçleştirmenin en önemli yolu iletişimdir.
Birbirimizle, sorunlar kadar çareleri de paylaşmayı ve eleştiriler yerine yapıcılığı ortaya koymayı başarabilirsek eğer engel sandıklarımızın da artık engel olmadığını farkedebileceğiz.
Engelleri aşmak için önümüzde değişik yollar vardır ve hepsinden önemlisi güç birliği şarttır.
Ve unutulmamalıdır ki, kadının önündeki engeller, erkeğin önündeki engellerden çok daha fazladır.
Günümüz iş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, ötesine geçemedikleri “bariyerleri” aşmak icin çok daha fazla emek harcamak ve daha çok mücadele vermek zorundadırlar. Bu durumdur ki kadının direncini güçlü kılıyor.
Kısacası hayatımızdaki engeller ya da engel sandıklarımız, bizi asla yıldırmamalı ve durdurmamalı. Bir gerçek daha var aslında özellikle de kadınların hayatında, yılmak, pes etmek gibi korkulara yer yoktur.
Kadınlarımız gün geçtikçe de daha cesur daha bilinçli ve daha kararlı olarak haklarını söke söke almayı çok iyi öğrenmişlerdir. Olumlu düşünmek dahi olayları bazen pozitif hale dönüştürebiliyor.
Birçok fırsatı birçok sorunun çözümlenmesinde araç olarak kullanmayı da bilmek lazım.
Günümüzdeki teknolojik gelişimin bize kazandırdıklarına bakın. Hayatımızda, iletişimdeki bütün engeller neredeyse kaldırılıyor. Bilgiye her an ve her yerden ulaşılabiliniyor…
Hayatımızdaki her şeyin başına bir e- koyamaya başladık. e-mail, e-devlet, e-banka gibi daha niceleri var..Ama hepsinden önemlisi artık insanı e-insana dönüştürmeye başladığımızdır.
Bu gelişim ve değişimlere zihinsel ve fiziksel olarak da ayak uydurmak zorunda kalan ve biraz da elektronikleşen o insan, artık önünde neredeyse engel tanımıyor hale geliyor.
Sorunları görebildiğimiz gibi çözümlerini de ortaya koymamız aslında bir nevi engelleri kaldırmaya katkı koymamızdır.
Hayatımızdaki birçok soruna ayni gözle bakan ama farklı yorumlayan nice insanlar olarak engelleri dolaşmak adına nice çözümler sunuyor ve nice fikirler üretebiliyoruz.
Peki acaba gün geldiğinde, ki o gün “evet bu fikir doğru” dendiği gündür, acaba yolun ortasında duruyor olan ve sürekli dolaşılan o engelleri kaldırma erdemini de gösterebilecek birileri olacak mı?
Kısacası görebildiğimiz her engeli dolaşmak ya da görmemezliğe gelmek yerine onu oradan kaldırmayı bilebilmek her insan için bir erdemdir …