Önce kişilikte devrim yapmalıyız...
Ahlaklı, ilkeli ve amaçlı yaşamalı insan..
“Barış” dediğin olgu, insanın önce yüreğinde olmalı.
Kimsenin ülkesi, tek kişiye ait bir saray değildir.
Kendiyle barışık, çevresiyle barışık, insanla barışık olmalı insan..
İnsana karşı önyargılı olmamalı ya da tavır takınmamalı;
Barış maskesiyle dolaşıp, etrafa fesat dağıtmamalı insan.
Düşlerini ya da gülüşlerini serpiştirmeli etrafa...
Marifet “güzel insan” olmakta,
Can koymalı, yürek koymalı, emek koymalı hayata insan.
Fazileti uyandırmalı, yeri geldi mi ruhundaki güzelliği bile hibe etmeli insan.
Doğrunun mirasçısı ama yanlışın hizmetçisi olmamalı insan.
Ötelere bakmak varken, kişilerin derinliklerinde kaybolmaya harcamamalı zamanı...
Kim ne demiş, kim hangi görüşe sahipmiş, kim kimin yakınıymış, kim kimin yalakacısıymış boşvermeli ..Gerçeği görüp gerçeği konuşmalı insan.
Kendi neslinin varlığından rahatsız olmamalı insan...
Dostça bakmayı ve dostça düşünmeyi unutmamalı.
Kötüyü değil iyiyi koklamalı insan..
Sadece tüketmemeli mutlaka üretmeli insan...
“Boş”a” değil doluya bakmalı ve herşeyden önce yönünü bilmeli insan.
Gayesini hedefini belirlemeli ve ona yürümeli..
Şuurunu uyandırıp, beynini güzel düşüncelerle yıkamalı insan....
Yani, günün sabahında gülümseyerek, içten bir “günaydın” diyebilmeyi külfet hissetmemeli insan...
Yaşamın keyfini şevkini kırmamalı yeri geldi mi eğlenmeli insan...
Şartsız ve karşılıksız hizmetin temsilcisi olmalı insan...
Kendi kalesine değil, karşı kaleye gol atmasını bilmeli insan ..
Hür irade ile özgürce, yürekten coşmalı vatan için her insan..
Atatürk gibi düşünmeli, Atatürk gibi yaşatmalı insan...
Yıkımımızı bekleyenlere karşı dimdik durup çakmak çakmak bakmalı insan.
Sabrın sınırlarını zorlamamalı ancak yeri geldi mi asla da yılmamalı insan...
Okyanuslardan vazgeçip göllere dönmemeli insan ....
Aynı merkezli çemberlerin içten dışa bekçisi olmalı insan …
Ülkenin bütünlüğü ve milletin bütünlüğüne bağlı kalmalı insan .
Kıyametin arifesinde bile olsa doğrudan şaşmamalı asla insan.
Dünle yarın arasında sıkışmamalı bugünü farketmeli insan ...
Hayatsa, soluk soluğa yaşamalı.
En kızgın güneşte bir ulu ağaç gibi gölge olmayı bilmeli insan....
Etrafta ürpertici düşüncelerle dolaşanların, gözlerine ve dillerine doladıkları yalanları çürütmeli insan.
Bir öğüt yazısı gibi oldu ama baktım ki “rakamlar büyüdü, insanların gözünde ama duygular küçüldü yüreklerinde.
Dünyayla olan bağları gevşedi insanoğlunun..
Öyle yıllar veya öyle günler oldu ki hayatımda, kendimi fırtınaya maruz kalan fidan gibi zannettim hayatın zorlukları karşısında.
Yine de her zaman, insana değer verdim..
Ne öğrendim derseniz sadece şunu öğrendim ve onu da yüreğimden geldiğince yazdım sadece....
“Fırtına yemeyen fidan, hayata tutunma kudretine sahip değildir.”