Siyaset Ne Zaman Cazip Hale Gelecek?
Ne zaman ki; ülkede ihmallerden meydana gelen bir facia karşısında kendini sorumlu tutup, onurlu davranarak yetkililer istifa ederse;
Ne zaman ki; soyguncu, hırsız ve rüşvet alan, her kim olursa olsun, dokunulmazlığı dahi olsa, yargıyla yüzleştirilip, cezalandırılırmaya başlanırsa...
Ne zaman ki; ucu birilerine dayanır korkusuyla dosyalar ört bas edilmez, görmemezlikten gelinmez ve eski defterler ve o dosyalar bir bir açılır, dudak uçuklatacak yolsuzluklar ortaya çıkarılır ve sorumlu kişiler cezalandırılırsa...
Ne zaman ki; yalakacılık, tarihe gömülür ve kişilere değil, topluma hizmet edilirse.
Ne zaman ki; ülkede “iskan yolsuzlukları” diye bilinen sorunlar temizlenir ve güneyde mal bırakıp da yerine hakkını alamayan insanlara hakları bir tamam verilir ve haksız yere dünya kadar mal alanların malları da ellerinden geri alınırsa.
Ne zaman ki; “örtülü ödenek” adı altındaki harcamalar kaldırılırsa.
Eminim ki hepinizin de, “ne zaman ki;”diye başlayacak ve bitecek çok cümleleri vardır.
Oysa dünyada ve özellikle de Japonya ve Almanya gibi ülkelerde, haklarında en küçük bir skandal çıksa, yetkililer ya da bakanlar hemen istifa eder.
Bir doğal afet sonucu sellerden ölen vatandaşlarının acısına dayanamayıp istifa eden bakanlar var...
Ekonomik çıkmazdan kendini sorumlu tutan ve harakiri yapan onurlu Japon yetkili gibi..Ya da daha farklı sebeplerden örneğin;
Kısa bir süre önce, Japonya Savunma Bakanı Fumio Kyuma , "İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'nin atom bombası saldırıları kaçınılmazdı” açıklaması ile yaptığı gaf sonucu eleştirilere dayanamayıp istifa etti. Oysa bizde nice şehitlerimizin kemiklerini sızlatan açıklamalar yapılıyor ama kimsenin vicdanı sızlayıp istifa etmeyi düşünmüyor.
Daha neler var.. Geçmişte ve günümüzde, nice bakanlar kurulu kararları çıkarıldı, ama uygulanamadı. Yasalar cıkarıldı, uygulanmadı ve günlerce, haftalarca hatta yıllarca halk tarafından dillendirildi, isyan edildi, ama kimse istifa etmedi.
“Makam” bizim ülkelerimizde “koçan” olarak algılanıyor. Ve o kadar uzun yıllar o makamları işgal edenler oldu ki, memleketi artık kendilerinin olduğunu sananlar var.
“Parsel parsel, bölündü dağıtıldı” söylemi hiç de boşuna değildi.
Peki bizde böyleyken, dünyada nasıl gidiyor bu işler?
Birkaç örnekle anımsayalım. Kanada Dışişleri Bakanı Maxime Bernier’in, devlete ait gizli belgeleri güvenli olmayan yere bıraktığı için istifa etmişti
Letonya’da, doğumgünü partisini devlet kasasından karşıladığı ortaya çıkan e-devletten sorumlu bakan Ina Gudele de istifa etmişti...
(Burada dayanamayıp yorum yapacağım.Çünkü bizim ülkemizde yapılan kutlamalar ve devlet kasalarından çıkan harcamalar keşke sadece doğum günleri kutlamaları olsa.
Ne gereksiz partiler verdi bugüne kadar gelip gidenler ve hepsi devlet kasasından çıkmadı mı acaba? Bizdeki uygulama ise, bu harcamalar için, ortaya çıkan açıkları zam yaparak karşılamadılar mı?)
ABD Başkanı George W. Bush'un kurmaylarından Adalet Bakanı Alberto Gonzales, 8 savcıyı haksız yere görevden alarak ''yetkilerini kötüye kullanmakla'' suçlandı ve istifa etti.
Düşünebiliyor musunuz? Bizim ülkemizde partizanlık yüzünden kaç yüz kişi görevden alındı ya da mağdur edildi bugüne kadar, ama kim istifa etti?
Romanya Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı, Decebal Traian Remeş, bir işadamından 15 bin euro rüşvet aldığı için istifa etti.
Elbette, her zaman suçlanmaktan değil, bazen kişisel sebeplerden de istifa edilebiliyormuş. Brezilya'nın şarkıcı, besteci ve gitarist Kültür Bakanı Gilberto Gil’in istifası gibi. Sanat çalışmalarına daha fazla zaman ayırmak istediğini söyleyerek, 5 yıl sürdürdüğü görevinden istifa etmişti.
Çok örnek var verebileceğim.
Kısacası bizdeki “istifa müessesesi” çalışmıyor.
Sanırım bu konuyu ciddi boyutta tartışma zamanımız geldi .
Halkın güvenini kaybettiren gelişmeler ortadayken istifaların asla gündeme gelmemesi, düşündürüyor. Bu durum ayrıca, ciddi iddiaların, daha da ciddi boyutta şüpheleri doğurmasına sebep oluyor..
Örnek verdiğim ülkelerden ABD, Almanya ve Japonya gibi daha birçok ülkede, siyasi sorumluların, kendi iradeleri dışında bile gelişse, kendi sorumluluk alanlarındaki olumsuzluklar üzerine istifa edebildiğini, ancak bu anlayışın bizim ülkemizde yerleşmediğini görmek, elbette kendine saygısı olan her vatandaş gibi hepimizi rahatsız ediyor.
Peki bizdekiler neden istifa edemiyor? Yoksa, bizimkiler düşüncede istifayı “itiraf” olarak algılıyor da ondan mı? Oysa istifa, birçok sebeplerden olabilir. Prensipler uygun olmayabilir. İdealist bir davranış şekli olabilir.. Çizgilerinden ödün vermemek adına da olabilir. Bireysel reflekslere bağlı olarak yaşanan bir gelenek haline de dönüştürülebilinir aslında.
İstifa nedeni sadece “onur meselesi” dahi olabilir.
Kısacası siyaset zorla, ısrarla, yanlışta direnerek yapılmaz.
Siyasetin, siyaset olarak algılanması için öncelikle kişilerin değil, halkın beklentilerine cevap veren hizmetler için yapılması gerekir.
Siyasete, ancak o zaman daha saygın bir gözle bakılır. Yani kişilere değil, toplumun tümüne hizmet eden anlayışa hizmet ettiği zaman.
Yoksa bir kumar ülkesi olduk diye, ülkemiz üzerine de kumar oynayacak kadar bilinçsiz bir siyaset yapmak değildir siyaset.
Dolayısıyle ve kısacası siyaset ciddi iştir. Ona ciddi bakmak için ciddi ve ehil ellerde olması lazım.
Yoksa vatandaşın saygı duymadığı bir siyasetçinin, ülkeye de faydası olamaz..
Çünkü bazıları yüzlerine tükürülenleri yağmur damlacıkları muamelesiyle karşılıyor diye siyaset de bir türlü saygınlaşamıyor. Halkın tepkileri ciddiye alınmıyor da ondan. Karanlıklar aydınlatılmıyor da ondan
Kısacası içimizdeki bütün karanlıkların aydınlatılması gerekir.
İşte ancak o zaman İnsanların da yürekleri aydınlanır ve siyaset hem cazip hale gelir hem de siyaset, insanlarla oynanan, ya da insanların oynadığı bir arena olmaktan çıkar, “toplumsal hizmetler” halinde bir bilim dalı olarak uygulanmaya başlar.
Ve ancak o zaman, aklı ve bilgisine güvenenler siyasete hizmet önceliğiyle korkusuzca atılır.
Çalışmayan çarpık düzenin değil, aklın, seçeceği bir sistemde hizmetler vermek üzere aday olmaktan da kimse çekinmez.
Genç ve aydınlık siyasilerin, aydınlatacağı, aydınlık yarınlar diliyorum..