Yazacağım çok konu vardı bugün.
Ama bugün Pazar dedim..
Hepimiz için dinlenme günü ve biraz da keyifli geçmesini umduğumuz bir gün..
Dolayısıyle, böyle bir günde içimizi karartacak konulardan uzak kalmamız daha uygun
olur diye düşündüm.
Bilgisayarın karşısına geçtim ve en çok neyi özledim diye kendi kendime sordum.
Biraz hayal dahi olsa gerçekten “şakır şakır yağmur yağdığını” düşünerek içimdeki özlemi anlatmaya başladım.
Gerçekten yağmuru özledim. Yağmurun toprakta bıraktığı o kokuyu daha da özledim.
Dün arabayla, yol boyunca ilerlerken, boynu bükük ve biraz da yaprakları yanık solmuş ağaçlar gözlerimin önündeydi.
Bu kızgın güneş altında, yanmış kavrulmuş ağaçların küskün duruşları, inanın yüreğimi yaktı.
Ve yağmuru daha da özledim ...
Kim yağmuru hayal etmez ki?
Bulutların şarjı mı bitti ne?
Nerede o eski yağmurlar?
Kim özlemez ki derelerin geleceği kadar çok yağan yağmurları.
Hani öyle bir yağsa da çıkarıp ayakkabılarımızı dalsak çamurlara çocuklar gibi...
Ya da yağmurlar altında ıslanarak yürüsek..
Her taraf göllense..Toprak bayram etse..
Yapraklar üzerinden süzülen damlacıkları izlesek.
Boynu bükük her dal yeniden doğrulsa, ve yeniden yeşerse yapraklar..
O kadar çok yağmur yağsa keşke ; ağaç doysa, toprak doysa ve gözümüz doysa suya..
Sonrasında açacak güneşle birlikte “İlahi yarabbi şükür” diyeceğimiz bir gün olsa ..
Fidanlar yeniden filizlense;
Aydınlık sarsa içimizi..
Çevre katillerine inat, tozu toprağı yatıştırsa yağmur...
Belki yeniden çam yapraklarının, uğultuları gelir kulaklarımızda..
Belki yeniden kurbağa sesleri, duyardık uzaklardan ..
Salyangozlar çıkardı yeryüzüne yeniden...
Yağmur sonrası içimize sızan aydınlığı hissetseydik hep birlikte..
O kadar özledik ki yağmuru..
Neler girmedi ki yağmurla aramıza..
Küresel ısınma, çevre katlimı ve , suyun bilinçsiz tüketimi..
İnsanoğlu dedikleri tarafından nice kayıplar verdi doğa...
Sayılı dağlara sahip ülkemizin, taşocakları sayesinde oyula oyula yok olan doğanın acımasız katillerinin ortaya çıkardığı tozu dumanı da ciğerlerimize soluyoruz...
Buğulu bir resim gibi ülkemiz.
Sanırım tarihin en büyük zararını veriyoruz doğamıza...
Bu konuda hiç konuşmasak da artık bizler, doğa konuşmaya başladı
Canımızn yandığını görmeyenlere inat birkaç bulut hayal ediyoruz dağlardan süzülecek.
Ve belki o görüntüleri de alıp götürecek.
Kış yağmurları belki doyurmadı toprağı, bahar yağmurları da es geçti bizi..
Yaz yağmurları hiç gelmedi. Ama doğanın insanoğluna tepkisi mi nedir bilinmese de, cezanın böylesi ister istemez korkutuyor bizi.
Hep başka bahara kalır atacağımız tohumlar.
Eski kışlardan kalan yağmur damlacıkları var bazı fotoğraflarda..
Onlara bakıp hasret gideriyoruz.
Damlaların değerini anlamak için yeniden, yüreğinizdeki yağmurları indirmeyi deneyin
Bir yağmur olup yağabilmek adına satırları ıslatmayı denedim galiba...
Bol yağmurlarda ıslanmanız dileğiyle...