Her türlü olumsuzluklara rağmen, bir gün “namusuyla işini yapanların da günü gelecek !” diye inanmaya devam ediyorum.
Hatta; bunun mücadelesini vermekten de gurur duyuyorum.
Nerden başlayalım, deve misali, neresi hatalı değil ki?
Çözümden once; adaletli, istikrarlı ve çok iyi yönetilen bir KKTC’ye ihtiyacımız var.
Bunun için de, bizi çok iyi yönetecek adaletli insanlara ihtiyacımız var !
Hangi insan adaletli yaşamak istemez ki?
Hatırlatmakta fayda görüyorum.
Adaletli sisteme kavuşmak biraz da bizim elimizdedir.
Peki; Bugüne kadar, bizleri, hem adaletsiz ve hem de birçok anlamda temiz olmayan bir ortama mahkum eden; bunun da ötesinde, bu çıkar çatışmasında vatandaşını birbirine düşürüp, uzaktan seyreden anlayışın sahiplerine, biz oylarımızla dur diyebildik mi?
Eğer oylarımızı “doğru kişilere” ve “doğru projelere” kullanmazsak, nasıl bir sistem istediğimize, doğru karar veremezsek, elbette sonrasında şikayet etmeye, isyan etmeye devam ederiz.
Tarihe bakmadan, gelecek için karar vermemek lazım. İnsan once şu doğruya karar vermelidir.
Biz kime, ya da kimlere oy veriyoruz? Geleceğimizi yaratacak olan insanlara oy veriyoruz. Aslında, onlara emaneten de olsa çok büyük bir “yetki” veriyoruz.
Peki, onlar, koltuklara oturunca o yetkiyi nasıl kullanıyorlar? Ya da, geçmişte nasıl kullandılar ? Hepimiz artık yaşadıklarımıza bakarak onlardan ders çıkarmalıyız. Çıkaracağımız dersle ancak, gelecek nesillerimizin, bizlerin yaşadığı sıkıntıları bir daha yaşamamasını sağlayacağız.
Amacımız, sistemdeki yapının bizlere verdiği zararların devamını engellemek. Bir oy deyip geçmeyin, her oy çok değerlidir ve her bir oy geleceğimizin şekillenmesinde çok büyük bir rol oynar. Onu çok doğru kullanmalıyız.
Aksi halde; geçmişimizi köreltenler, geleceğimizi de köreltmeye devam eder.
O zaman da söylenecek bir tek söz kalır, o da: "yaşananlardan ve tarihten hiç ders almamışız” demektir.
Her şikayetimiz , her memnuniyetsizliğimiz aslında, “adaletli”, “onurlu” ve “hakça bir yaşam isteğinin” sesidir.
Sosyal devlet dediğimiz nedir ki ? Sosyal adaletin, refahın ve güvenliğin gerçekleşmesini sağlayan devlettir.
Uzun yıllardır, iyileştirilemeyen yapımız nedeniyle, adaletli yaşam hakları zedelenmiştir...Dolayısıyle de; bu tür çarpık sistem içerisinde, en çok namusuyla iş yapan, adaletli davranıp kendisine de adil davranılmasını bekleyen insanlar ezilmiştir.
Saglıktan, eğitimden, turizmden, özel sektörden, tutun da, her alanda sosyal yaşamdaki “sistemzedeleriz” …
Oysa yıllardır, “adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli” olmalarını bekleyip durduk. Şimdi ise; elde avuçta kalan, son umut kırıntılarımızın yeniden yeşermesi için bir daha hataya fırsat verme lüksümüzün olmadığını düşünüyorum.
Bizim acilen sistemi iyileştirecek düzene ihtiyacımız var. Önemli olan yenilikçi akımı harekete geçirebilir miyiz? “
Eskileri bir sayfa gibi kapatıp, yeni ve aydınlık sayfalar açabilir miyiz?
Önemli olan bu !
Ve herşeyin kendimizin elinde olduğunu da unuttuk !
Yönetimden, adaletsizlikten, hizmet alamamaktan ve ciddyetsizlikten şikayet eden sizler;
Çarenin kendiniz olduğunu bile bile, bu hakkınızı neden doğru kullanmadığınızı hiç soruyor musunuz kendi kendinize ?
Oysa; seçim denen şey, size sunulanlar arasında, ülkemiz için en iyiyi seçmek değil midir? Değiştirmek de değişmek de sizin elinizde.
İnsan, nasıl ki; yeni bir kıyafet almaya gittiği zaman, kendine en çok yakışanı almak için özen gösterir, toplumu yönetecek insanlarda da görmek istediği özellikleri iyice irdeleyip, araştırıp, sonra da inanarak seçmesi gerekir. İnsan ayni zamanda kendine yakışan yöneticiyi seçer.
Yoksa; Birilerinin size ne yapacağınızı dikte ettirmesiyle hareket ederseniz, tercihinizle oyunuzu heba etmiş olursunuz .Sonra da hak, adalet ve hizmet bekleyemezsiniz.
Adaletli olmak, ancak kişisel tutkularını terk eden insanların gösterebileceği bir vasıftır. Adalet arıyorsanız onu sağlayacak insanları sizin farketmeniz yeterli !
Kısacası; Aydınlık görmek isteyen, karanlıkta dolaşmaz.