Barrack Obama ABD tarihinde ilk siyah Amerikalı Cumhurbaşkanı oldu. Çok büyük, kişisel bir başarı Obama için. Ya Amerika’da, dünyada yaşayan siyahlar için? Obama’nın kendini dünyanın polisi olarak gören ABD’nin ve tüm dünyanın en güçlü kişisi olması onlar için ne kazanımlar getirecek? Obama Amerika’yı değiştirip daha adil bir ülke mi yapacak? Afrika’da açlıktan daha az çocuk mu ölecek? Yoksa kendinden evvel dünyayı karıştıran Başkanların yaptığı yanlışları mı düzeltecek? Bir hafta önceki yazımda pozitif olmaktan bahsetmiştim ama bu sorulara evet diye cevap vermek pozitif olmayı değil, hayal dünyasında yaşadığınızı kanıtlamak olur.
Kısacası değişen hiçbir şey olmayacak bu tarihi seçim sonucunda. Nasıl ondan evvel ve şu an ABD hükümetinin en üst düzeyinde görev alan Colin Powel ve Condoleezza Rice hiçbirşeyi değiştiremediler, Barrack Obama da hiçbirşeyi değiştiremeyecek. Çünkü ABD ve tüm ‘demokratik’ ülkeler bir kişi tarafından yöneltilmiyor Müesseseler, sistemler yönetiyor devletleri. Obama’nın şimdiki varolan ve son dönemlerde iflas ettiği kanıtlanmış kapitalist sistemi değiştirme şansı yok. Zaten bunu yapmak da istemiyor sanırım. O yüzden pratikte hiç önemli değil Amerikada siyah birisinin Cumhurbaşkanlığı mertebesine erişmesi. Sembolik olarak çok önemli olsa da. Amerika yine çıkarları çerçevesinde insan haklarını gözardı etmeye ve gaddar, çıkarcı kukla rejimcikleri desteklemeye devam edecek. Halkları için ne kadar kötü olurlarsa olsunlar.
Önemli Olan Irkçılığı Yenmektir
Her yıl Ekim ayı ‘Black History Month’ (‘Siyah Tarih Ayı’) olarak kutlanır. Bu yıl da hükümet ve yerel belediyeler çeşitl etkinliklerle bu ayı kutladılar. Ekim ayı etkinliklerinin amacı şudur:
-
Siyahların tarihlerinin, kültür ve özgeçmişlerinin promosyonunu yapmak
-
Britanya toplumuna siyahların yaptıkları olumlu katkı hakkında bilgi vermek
-
Siyahların kendi kültürel özgeçmişlerine olan duyarlılıklarını geliştirmek.
(Kaynak – black-history-month.co.uk)
Yirmibirinci yüzyılda BHM etkinliklerinin düzenlenme gereksinimi duyulması çok hazin olduğu gibi çok da gerekli. Çünkü hala daha siyahların diğer ırklara göre ikinci sınıf ırk olarak görüldüğü, renkleri yüzünden öldürüldükleri çirkin bir dünyada yaşıyoruz. Başkalarına insan hakları dersleri verme cüretini kendinde bulabilen özellikle Birleşik Krallık, ABD, Belçika, Hollanda, Portekiz, İspanya gibi ülkeler tarihin çeşitli safhalarındaki sömürge dönemlerinde milyonlarca siyahı katlettiklerini, köle olarak kullandıklarını gözardı ediyorlar. Tarih kitaplarında bu gerçekleri es geçiyorlar.
Yukarıdaki ülkelerde okutulan tarih ve diğer ders kitapları medeniyetin beyaz Avrupada başladığı yalanını asırlarca yaymaktadır. Okullarda okutulan kitaplar siyahların dünya medeniyetine yaptıkları katkıları anlatıyorlar mı? Kesinlikle hayır. Bunu yaparlarsa yalanları ortaya çıkacak çünkü de ondan. Black History Month bu konuda çok önemli bir görev yerine getiriyor. Creativebrother.freehosting.net sitesine girdiğiniz takdirde çok ilginç gerçeklerle karşılaşıp dona kalacaksınız. Ben çok şaşırdım. Okuduklarımdan değil. Bu bilgileri şimdiye kadar bilmediğimden. Örneğin, bu şeylerin siyahlar tarafından icat edildiklerini biliyor muydunuz?:
Klima sistemi, otomatik vites sistemi, bebek arabası, selüler telefon (cep telefonu) çamaşır kurutma makinesi, asansör, gaz maskesi, gitar, saç fırçası, at nalı, ütü tahtası, kilit, posta kutusu, oklavı, trafik ışıkları, daktilo, dolmakalem, katlanan yatak ve sandalye, satranç v.s. Bunlar siyahlar tarafından icat edilen bazı şeyler. Ayrıca caz, rokenrol ve diğer bazı müzik türlerinin yaratıcılarının siyahlar olduğunu biliyor muydunuz? Yukarıda verdiğim web sitesi isim ve tarihlerle yaşamımızda hergün kullandığımız bu tür şeyleri icat eden siyah kişiler hakkında bilgi verir.
Irkçılığın en önemli nedenleri arasında bilgi noksanlığının yattığı söylenir. Ne kadar doğru. Irkçılığı kullanarak egemenliklerini idame edenler tabii ki siyahların diğer ırklara göre daha düşük bir ırk olduğu yalanını sürdürmeye devam edecektir. Çünkü egemenliklerini sürdürmeleri buna bağlıdır. Aralarına birkaç satılmış kukla liderler de aldılar mı işleri bayağı kolaylaşır. Afrika’da Hollanda’nın, İngilizin, Belçika’nın, Fransa’nın asırlarca yaptığı budur. Tabii ki medeniyeti icat ettiği yalanını sürdürmek için Batı devletleri ders kitaplarında yukarıdaki bilgileri çocuklarından gizlemeye çalışacaklardır.

Üç yıl önce yaşama veda eden Rosa Louise McCauley Parks döneminden bu yana ırkçılık savaşında çok yol katedildi. Rosa Parks 1 Aralık 1955 yılında medeniyetin beşiği! Amerika’nın Alabama eyaletinde otobüs şöferinin emrine itaat etmeyerek yerini bir beyaza vermeyen ve sivil direnişin semboli olarak kabul edilen bir siyah kadındı. Irkçılığa karşı savaşta siyahların hakları seve seve verilmedi. Kendileri söke söke bu hakları aldılar. Martin Luther King, Malcolm X, Siyah Panter Harekatının liderleri bu uğurda canlarını verdiler. Nelson Mandela 27 yıl hapiste yattıktan sonra Apertheıd rejimi sona erdirildi. Ama dünyanın şu andaki haline bakıldığında hala ırkçılığın yaygın bir şekilde devam ettiği görülüyor. Afrika’da, Asya’da yine kukla rejimlerin, diktatörlerin ihaneti ırkçılığın devamını sağlıyor. Kendi toplumlarımızın büyük bölümü, aydın arkadaşlarım dahi, hala siyahlar için ofensif ‘zenci’ kelimesini kulanmaya devam ediyorlar.
Bütün bunlar değişmedikten sonra Obama ABD Cumhurbaşkanı olmuş veya olmamış. Ne farkeder?
Barış ve hürriyet birbirinden ayırt edilemez. Çünkü barış ancak hürriyete kavuşulduğu zaman mümkündür – Malcolm X (1965)