|
ORTAK AKIL FORUMU
Okuyucularım bilirler: Kıbrıs sorunu konusunda toplumsal uzlaşmayı; toplumsal uzlaşma olmazsa, en hoşgörüye dayalı, sürekli bir diyalog platformunu her zaman savundum.
Ne geçmişte, ne şimdi böyle bir şey gerçekleşmedi. Denemesi bile yapılmadı, girişimde bile bulunulmadı.
Meclis’te ele alınan birçok zor konuda bile, uzlaşma/oybirliği sağlanmasına karşın, sürekli bir diyalog/uzlaşma platformunun kurulmamasını (kurulamamasını değil) anlamak gerçekten zor!
Unutmamak gerekir ki, çağımız demokrasinin en güçlü yanı, “katılımcılığı”dır. Bir politika saptanırken, bir eyleme girişirken, bir karar alınırken katılım düzenekleri çalıştırılırsa; politika, eylem veya kararın oluşmasında katkısı olanların desteği, hemen hemen, ya da çoğunlukla “elde bir” olur.
Buna en çok siyaset kurumunun gereksinim duyduğu açıktır. Üstelik Kıbrıs sorununda son karar mercii halktır. Yine de, ciddî bir aşamaya girerken bile, “birliktelik”, “uzlaşma” diye bir dert olmadığını görüyoruz.
“’Onurlu Ve Kaliteli Bir Yaşam’ Ya Da Varlığımızı Ve Geleceğimizi Tehlikeye Atmak”
Tam bu aşamada, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin ortaya attığı “ortak akıl” konusunu ve “ortak akla” ulaşmak için bir forum planlanmasını ilgi ile karşıladım. Davet alınca tereddütsüz “evet” dedim ve 23-24 Ağustos 2008 Cumartesi – Pazar günleri, iki tam gün, bu amaçla düzenlenen Birinci Soru Konferansı’na katıldım.
Soru Konferansı ile ilgili izlenimlerimden önce, Proje Koordinatörü Tamer Galip’in, Ortak Akıl Forumu katılımcılarına hitabeden yazısını paylaşmak istiyorum:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çeşitli alanlardaki sorunlarının çözümlenmesi ve bunlara dayalı uygulamalar konusunda bir bilim kurumundan beklenen ‘aydınlatıcılık’ rolümüzün bir gereği olarak başlatmış olduğumuz önemli bir girişim hakkında sizleri bilgilendirmek istiyoruz.
“İnancımız halkımızın kendi sorunlarını ancak yine kendi ortak aklı ile çözebileceğidir. Gelip geçmiş çok sayıdaki toplumlardan, sadece sorunları için çıkış yollarını kendi bulup uygulayabilenlerin varlıklarını sürdürebildiği çok denenerek kanıtlanmış bir gerçektir.
“Kıbrıs Türk Halkı yalnız bugünkü nüfusu ile değil, gelecek nesilleri ile de tarihi bir dönemece yaklaşıyor. 3 Eylül '08 tarihinde başlayacak olan siyasi müzakereler, Kıbrıs Türk halkının ortak amacı olagelen kolektif siyasi eşitlik temelinde ‘onurlu ve kaliteli yaşam’ın temellerini atabileceği gibi halkımızın varlığını ve geleceğini tehlikeye atacak sonuçlar da doğurabilir.
“Bunun için, tümümüzün yapıcı katkılarıyla oluşmuş ‘ortak aklın’ net olarak ortaya konulup, temsilcilerimizin ihtiyacı olacak olan ‘uzlaşılmış irade’yi arkalarına alarak müzakere masasına oturmalarına yardımcı olmamız gerekiyor. Bu bağlamda bir ortak akıl toplantısı düzenlemenin en iyi yollardan birisi olduğuna inanıyoruz.”
Beyin Fırtınası Sonucu Uzlaşma
Gelelim, Ortak Akıl Forumu’nun Soru Konferansı’na! İki gün boyunca, tam bir beyin fırtınası esti.
Bu gibi toplantılarda, en uçuk düşüncelerin bile çekinilmeden ortaya atılması ve kimsenin bu düşünceleri yadırgamaması esastır.
Öyle de oldu. Kıbrıs konusunda akla gelen gelmeyen her şey konuşuldu.
Şunu belirtmek gerekir: Katılımcılar arasında her düşünceden insanlar vardı. Çok değişik, çelişkili, birbirinin tam zıddı öneriler/görüşler dile getirildi.
Buna karşın, her söylenene saygı gösterildi ve uzlaşmaya/konsensüse dayalı bir sonuca ulaşıldı.
Bir tek konuda, eğilim belirleyici bir oylama yapıldı. Onun dışında her şey konsensüsle kararlaştırıldı.
Bu durumu gördükten sonra, elli milletvekilinin, parti program ve politikalarına bağlı olmadan, benzeri bir beyin fırtınası estirdiğini hayal ettim.
Elbette ki böyle bir beyin fırtınası sonunda, ortak bir zemin, bir ortak akıl bulunup bulunmayacağı akla gelir.
Eğer niyet varsa, bulunabilir diyorum.
Dönelim, Soru Konferansı’nın sonuçlarına!
Uzlaşmaya dayalı esaslı bir metin ortaya çıktığını söyleyebilirim.
Sayın Tamer Galip’in dediği gibi, ortak aklı, uzlaşmış iradeyi arkasına alma; siyaset kurumunu/görüşmecimizi güçlü kılacaktır. Tabii ortak akıl/uzlaşmış irade’ye değer verilip sahip çıkılırsa!
Son Olarak
Çalışma, yeni katılımcılarla sürecek ve sonunda, ortak akıl üretilecek çıkacak!
Bu arada çözüm bulma süreci ilerliyor. Görüşmeler, yine Tamer Galip’in deyişi ile, “ ‘onurlu ve kaliteli yaşam’ın temellerini atabileceği gibi halkımızın varlığını ve geleceğini tehlikeye atacak sonuçlar da doğurabilir.”
Bu süreçte “ortak aklın” sesine yer verilecek mi, yoksa ortak akıl elin tersiyle itilip görmezlikten mi gelinecek?
Sheakspeare’in dediği gibi “işte bütü mesele bu!”
|