EKONOMİMİZİ KEMİREN KANSERLEŞMİŞ SORUN:
KAMUDA İSTİHDAM
ismail.bozkurt@gmail.com
KKTC Anayasası’nı yapan “kurucu irade” (yani KKTC Kurucu Meclisi), kamu hizmetine girmeyi temel insan hakları arasına alırken, bu haktan yararlanmak için “fırsat eşitliği” sağlayacak özerk düzenek de öngördü.
Ne yazık ki siyaset kurumu, gerçek anlamda özerk düzeneği içine sindiremedi. Sindiremediği için de oluşturmadı.
Üstelik demokrasinin şifa bulmaz hastalığı popülizmi/halk dalkavukluğunu; kamudaki istidamlarda siyasal rant sağlamak için tepe tepe kullandı.
Her gelen, kamuyu yandaşları ile doldurmayı hak olarak gördü.
Sonuç büyük, hantal, verimsiz, kaynak tüketici, kırtasiyecilik/bürokrasi tutsağı bir kamu yönetimi oldu. Hesapsız kitapsız istihdamlar, kamu maliyesinin ve dolayısıyle ekonominin sırtına yeni kamburlar olarak yansıdı.
Devlet ve tüm kamu kuruluşları, özel sektör gibi yönetilseydi müflis ilan edilirlerdi yargısına varılabilir. (Bu müflislik, ekonomi bilimine ters aşırı istihdamdan kaynaklanmış olacaktı.)
Açıkçası, gereği gibi vurgulanmasa da, KKTC ekonomisinin en büyük açmazlarından biri, kamudaki (politik rant amaçlı) popülist istihdamların yarattığı, kaynak tüketici ve ekonomiyi kemirici özellikli kamu yönetimidir.
Kamuda Spoils/Yağma Sistemi
Ebette ki bu uygulama dünyada ilk değil! Özellikle ABD’de uzun süre doğal bir olgu olarak kabul edildi.
Adı spoils/yağma sistemi idi.
Özü, savaşı kazananın ganimetleme/yağmalama hakkına benzer.
Eskiden savaş galipleri, yenilenlerin herşeyine nasıl elkoyuyorlarsaydı, ABD’de de seçimi kazanan, tüm kamu kadrolarını kendi yandaşları ile doldurma hakkına sahip oluyordu.
ABD bu sistemden çoktan, büyük oranda vazgeçti.
Bizdeki uygulama, Anayasa’ya karşın, adı konmadan, tam da buna uyuyor.
Popülist Baskı, Politik Rant, Cevizcinin Çuvalı
Ekonomimizin kaynağa gereksinim vardır.
Kaynak yaratılacak ki ekonominin sağlıklı büyümesi için yeni yatırımlar yapılsın, yeni yatırımlar yeni istihdam yaratsın!
Devlet bütçesi bundan pay alsın!
Nerede?
KKTC küçük bir ülke! İş bulmak, önemli bir sorun!
İnsanlar için en kolayı, bir yolunu bulup kamuya kapağı atmak! Kamuya kapağı atan, bir de daimi kadrolardan birine girebilirse, ömür boyu belirli bir gelir garantiler.
Siyaset kurumu, doğası gereği, zaten popülist baskılara açık! İşin sonunda politik rant da var. Oy verecek yurttaşların isteğini karşılıksız mı bırakacak?
Hem, politik rant sözkonusu iken, kim takar kamu yararını?
Kim bakar kamudaki istihdamların ekonomik gereklilik olup olmadığına?
Cevizcinin çuvalı ne günü durur?
Kısır döngü böylece başlar. Cevizcinin çuvalını gelen boşaltır, giden boşaltır.
Siyaset kurumu, saptanmış kadroların dışına taşa taşa, adını koyarak ya da koymayarak, kitle halinde istihdamlara başlar.
Amerika’yı Yeniden Keşfetmek Gerekmez
Ta baştan, kamudaki hesapsız kitapsız istihdamlar şiddetle eleştirililiyor. Buna karşın, uygulamalar tıpatıp ve aynı teranede sürüp gidiyor. Belli oldu ki bu iş, “onlar yaptı, biz niçin yapmayalım” gerekçesinin ardına sığınılarak iktidarların doğal hakkı olarak algılanıyor.
Peki ama siyasal rant sağlayan popülist baskılardan/uygulamalardan korunarak, gereksiz (politik rant nitelikli) istihdamları önlemenin ve ekonomiye kaynak yaratmanın yolu yok mu?
Elbette var.
Bunu için ille de Amerika’yı yeniden keşfetmek gerekmez. Model alınan, girmek için can atılan AB’nin, bu konudaki uygulamalarına bakmak, yol gösterici olabilir.
Özerk kurumlar (ama gerçekten özerk kurumlar, bizdeki gibi sözde özerk değil) oluşturacaksınız.
Siyaset kurumunun, kamu yönetimi ile ilişkisini kurumsal ve kuramsal temele indirgeyecek, bu bağlamda parti örgütlerinin popülist baskısına olanak vermeyeceksiniz.
Bunlarla yetinmiyerek, takdir yetkisini minimize eden ayrıntılı yapılanmalar gerçekleştirecek, düzenlemeler yapacaksınız.
Kamuyu tek istihdam yeri olarak görmeyecek, özel sektörün istihdam hacmini yükseltecek politikalar uygulayacaksınız.
Kamuda İstihdam Tümüyle Siyaset Kurumunun Etki Alanından Çıkarılmalı
Somut koşullarımızda, kamuya istihdamın ilk temel sorunu, istihdama gereksinim olup olmadığının akılcı yöntem ve düzeneklerle saptanmasıdır.
Eğer bu başarılırsa, kitle halinde, gereksiz, hesapsız kitapsız istihdam kararları üretmek güçleşecektir.
İstihdam için karar üretmek güçleşince de, sorun büyük oranda çözülme olasılığına kavuşacaktır.
Uygulamaya baktığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız:
Bu konudaki kararların parti organlarında alındığını, hatta çoğu kez isimlendirmenin de orada yapıldığını, Mısır’daki Sağır Sultan bile bilmektedir.
Sağır Sultan, parti tabanlarının bu konuda popülist baskı aracı olduğunu da iyi bilmektedir.
Demek ki yapılacak ilk iş, parti örgütlerinin bu konudaki iştahını kursaklarında bırakacak düzenlemeler yapmaktır.
Bu düzenlemeler, istihdama gereksinim olup olmadığına, tarafsız, yansız ve bağımsız olarak karar üretebilmeye olanak verir düzenek(ler) oluşturulursa sonuç verebilir.
Somut önerim şu: Kamuya istihdam gerekip gerekmediği yetkisi, siyaset kurumundan bağımsızlaştırılmalı; üyeleri yargıç statüsünde, tam bağımsız bir kurul (seçim kurulu gibi mesela) oluşturulmalı, gerekliliği bu kurul tarafından saptanmadan, kesinlikle istihdam yapılamamalıdır.
Bunun için bekleme lüksümüz ve takatımız yok! Çünkü ekonomimizin önünün açılmasının, (büyük oranda) kamu yönetimindeki kaynak tüketici ve ekonomimizi kemirici eğilim ve politikaların dize getirilmesi ile mümkün olabileceği gerçeği, her vesile ile karşımıza çıkacaktır.
Son Olarak
Önerim doğrultusunda bir yapılanma, istidam yapılırken parti rozetinin etkisini ortadan kaldırmaz.
O bambaşka bir konudur.
Yine de, esas sorun olan hesapsız kitapsız, gereksiz, kitle halinde istihdamların önüne geçeceği için önemli bir adım olur.
Bir sorun var: Söylediklerimiz, siyaset kurumunun siyasal ranttan/avantadan gönül rızası ile vazgeçmesini gerektirir ki, kolay değil!
Diyeceğim, siyaset kurumu, bu siyasal ranttan kolayca feragat etmez.
Sonuçta demokrasiden ödün vermeyeceğimize göre, bu işi, sorunun yaşamsal boyutunu anlayabilecek, ilk seçimi değil gelecek kuşakları düşünüp yaraya neşter vurabilecek devlet adamları çözümleyebilir.
NOT: Ekonominin Sesi” (Ekim 2008 sayısı) için kaleme aldığım bu yazıyı Kıbrıs Postası okuyucuları ile de paylaşıyorum.
Ekonominin Sesi,…..