Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimi artık geride kaldı.
Gözler yeni Rum Lider Hristofyas’ın nasıl bir politika izleyeceğine çevrildi.
Hristofyas pozisyonunu netleştirene kadar kimse birşey beklemiyor.
Bir yerde herşey onun pozisyonuna göre şekillenecek gibi!
*
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat BRT’deki Akis programımda konuğumdu.
Gazeteci arkadaşlarla birlikte Kıbrıs konusunda olası gelişmeleri Talat’a sorduk.
Bir kere Cumhurbaşkanı Talat ne yapmak istediğini biliyor.
‘Birleşik Kıbrıs’ hedefine kilitlenmiş durumda.
Bu hedefe ulaşmak istiyor.
Hedefe ulaşmak için de kendi ev ödevini yaptı.
Sorunu 2008 yılı sonuna kadar çözebilmek için tam teşekküllü müzakerelere hazır.
Zaman kaybetmek istemiyor.
Rum tarafının oyalama taktikleri içine girmesinden endişe ediyor.
Bunun için de 8 Temmuz sürecine karşı çıkmıyor ama 5 Eylül’de ortaya koyduğu önerilerin de arkasında duruyor.
Yani kısa bir hazırlık süreci ve 2008 sonunda çözümü hedefleyen kapsamlı müzakereler.
Talat, olası müzakere sürecinde Annan Planı’nı referans olarak görüyor.
Masadaki pozisyonu da Annan Planı çerçevesinde olacak.
Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği Talat’ın olmazsa olmazı.
AB’nin olası bir çözümün garantörü olamayacağını düşünüyor.
Zaten AB’nin de böyle bir talebi yok!
Ancak bu konu sık sık Rum tarafında seslendiriliyor.
Talat, Garantiler konusunda Rum tarafınca ortaya konan tek yanlı yaklaşımları çözüme karşı çıkmakla eş anlamı değerlendiriyor.
Yani Rum liderliğinin garanti sistemini kaldıracağı ve adada tek bir Türk askeri istemediği söylemlerini doğru bulmuyor.
Garanti ve İttifak anlaşmaları uluslararası bir anlaşma.
Bu anlaşmalar ilgili tüm tarafların onayı olmadan değiştirilemez.
Bunun için de bu konuyu önkoşul haline getirmek çözümü zorlaştırır.
Göçmenler ya da Rumların dedikleri gibi ‘Yerleşikler’ meselesi de Talat’ın gündeminde yok.
Talat, “Onlar artık benim vatandaşım.Benim için ‘yerleşik’ diye bir mesele yok” diyor.
Cumhurbaşkanı Talat mülkiyet konusunun çözümü konusunda ise karamsar değil.
Talat’a göre bu sorun bugün çok karmaşık gibi görünse de çözülmez değil.
Bu sorunun takas, tazminat ve uzlaşma ile çözüleceğine inanıyor.
Mal Tazmin Komisyonu’nun yaptıkları bu sorunun çözümünde belirleyici olacak.
*
Gelinen aşamada ilk olarak Hristofyas’ın tutumunun netleşmesi önemli.
Ondan sonra da büyük bir olasılıkla Mart ayı sonunda adaya gelecek BM heyetinin Genel Sekretere sunacağı rapor!
Görünen o ki Genel Sekretere sunulacak bu rapor Kıbrıs meselesinin bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceğini belirleyecek.
BM heyeti temasları sırasında tarafların sorunu çözme iradesine sahip olduğu tespitini yapar ve bunu rapor ederse işin zor kısmı tamamlanacak.
BM Genel Sekreteri yazılacak raporla bu kez kesin olarak çözüme varılabileceği konusunda ikna edilirse, insiyatif alacak ve devreye girecek.
Böyle bir durumda Talat Nisan ayında kapsamlı müzakerelerin başlayabileceğini düşünüyor.
Müzakereler yetişir bir kere başlarsa da Kıbrıs sorununun biteceği inancında.
Öyle ya da böyle!
Yani ya çözülecek, bakir bir doğumla yeni bir ortaklık devleti kurulacak.
Ya da ayrılık kalıcılaşacak.
Cumhurbaşkanı Talat bu aşamada ikinci alternatifi seslendirmek istemiyor.
“Benim hedefim Birleşik Kıbrıs’tır” diyor.
Bunun için de parametrelerini ortaya koyuyor.
Bu noktada önemli olan Hristofyas’ın ne kadar gerçekçi olacağıdır.
Talat’ın verdiği mesajları ne kadar doğru algıladığı.
Ve gerçekten bir yetki paylaşımına gitmek isteyip istemediği.
Kesin olan birşey var.
O da Kıbrıs Türkü kesinlikle mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama olmayacak.
Yama yapmakta diretirlerse o zaman ayrılık kaçınılmaz olur.
Sanırım bu konuda Hristofyas’ın tavrı belirleyici olacak!..