Hedefler olmadan yaşamın bir anlamı olmaz.
Hedefin küçük ya da büyük olması da farketmez.
Ulaşmak için hedefe inanmak gerekir.
Hem inanmak hem de kendine güvenmek.
İnanmak, tek başına başarmak için yeterli mi?
Her zaman değildir.
Ama inanmak başarıya giden yolu açar.
İnanarak çıkılan yolda başarı çok çalışarak kazanılır.
Azimli ve kararlı bir şekilde, çağdaş anlayışla, bilimsel verileri kullanarak, akılcı olarak.
Başarı sistemle birlikte gelir.
Kurulan sistemi çalıştırarak ve sistemin gereklerini yaparak.
Yaşamda hiçbir başarı tesadüf değildir.
Başarıların arkasında her zaman inanç, azim ve çok çalışma vardır.
Ve her başarının bir hikayesi..
Bu, hayatın her alanında böyledir.
*
Ben Fenerbahçeliyim.
Büyük bir keyifle izledim geçen akşamki Sevilla maçını.
Fener, rakibine iki gol avans vererek başladığı karşılaşmayı penaltılarla almayı bildi.
Bir an olsun Fener’in kaybedeceğini aklıma getirmedim.
Bu Fener, geçen yıllardan farklı çünkü.
İnanıyor, çok çalışıyor.
Takım içindeki sistem de oturdu.
Fenerbahçe takım gibi takım oldu.
Birlikte dayanışarak hedeflerine yürüyebilme kapasitesi olan bir takım.
Sahadaki futbolcusundan, taraftarına, yönetimine tüm bileşenlerin uyum içinde birbirini tamamladığı.
Çarkların uyumlu bir şekilde döndüğü bir yapı oluştu.
Ve bu da başarıyı getirdi.
Herkesi gecenin bir yarasında sokağa döken Sevilla başarısı bir birikimin sonucudur.
Herkesin örnek alması gereken.
İnançla, çağdaş altyapı yatırımları ile çıkılan yolda gelinen son durak, Avrupa Şampiyonlar Liginde çeyrek final.
Küçümsenecek bir başarı değil.
‘Şerefli beraberliklerden’ Avrupa’nın ilk sekiz takımı arasına girmeyi başardı Fenerbahçe.
Ama önemli olan bu başarısını sürekli kılması.
Ve her geçen gün bu başarı çıtasını yükseltebilmesi..
Bunun için de gerekeni yapması.
Yani inanmaya, azimli bir şekilde çalışmaya ve bilimselliği temel alarak alt yapısını geliştirmeye devam etmesi gerekir.
Çünkü istikrar önemlidir.
Başarıyı sürekli ve anlamlı kılar.
*
Neyse keşke bu tür başarılar her alanda ardı ardına gelse.
Gelinen aşamada küreselleşmenin dayattığı yeni koşullarda çok çalışmak ayakta kalabilmek için esas oldu.
Başarıyı hedefleyerek çalışmak!..
Dünyada yaşanan koşullarda çok çalışmadan, üretmeden hiçbir şey yapılamıyor.
Ekonomiler ayakta duramıyor.
Bizim de hedeflerimiz olmalı.
Dünyada yaşanan değişim ve dönüşümleri doğru algılayıp gereklerinin yapılacağı bir düzen kurabilmeliyiz.
Çok konuşarak, ya da kavga ederek değil, ama iş üreterek, takım ruhu içinde birlikte hareket etmeliyiz.
Doğru düzgün çalışan bir sistem kurmalıyız.
Bilgi ve başarıyı esas alan.
Hedefleri olan..
Ve bu hedeflere ulaşılabileceği konusunda inançları olanları öne çıkaracak bir sistem.
KKTC’nin dışarıdan görüntüsü hiç hoş değil.
Darmadağın, ne yaptığını bilmeyen bir durumdayız sanki.
Kendi içinde didişen, kavga eden..
Kimsenin kimseye tahammül etmediği, saygı göstermediği..
Artık bu şekilde devam edilemez.
Herkes kendisine bir an önce çeki düzen vermeli.
Avrupalı olmak lafla olmaz.
Onlar gibi, düşünüp, inanarak ve çok çalışarak olur.
Tıpkı Fener’in yaptığı gibi...