Liderler 21 Mart’ta buluşuyor.
Kıbrıs konusunun nasıl bir seyir izleyeceği bu görüşmede belirlenecek.
Yani somut anlamda kimin ne istediği ve niyetinin ne olduğu ortaya çıkacak.
Sorunun kapsamlı bir çözüme ulaştırılıp ulaştırılamayacağı, bu yönde bir umut olup olmadığı görülecek.
Tarafların ortak bir çözüm planında buluşup buluşamayacakları belli olacak.
Çözüm derken aslında neyin murat edildiği anlaşılacak.
21 Mart’ta liderler ortak bir mutabakat metnine imza atar ve sorunun çözümü yönünde BM’nin inisiyatif almasını birlikte isterlerse yeni bir dönem başlayacak.
Böylece, sorunun çözümü yönünde gerçek anlamda yeni bir fırsat zemini yaratılmış olacak.
Yaratılacak böylesi bir zeminde BM Genel Sekreteri yeniden devreye girmeye zorlanacak.
Bunun için de başta BM Genel Sekreteri olmak üzere tüm gözler bu görüşmede olacak.
Yani kısacası tarafların çözüm istençlerinde ne kadar samimi oldukları 21 Mart’ta bir kez daha sınanacak.
*
Bu konuda Türk tarafı rahat.
24 Nisan referandumunda çözüm konusunda sınıfı geçen taraf olarak Türk tarafı, bir an önce gerçek anlamda sorunun çözümü için kapsamlı müzakerelere başlanmasını istiyor.
Daha fazla zaman kayıbına Türk tarafının tahammülü yok!
Yani müzakere eder gibi müzakere istemiyor.
Sonuç alıcı müzakereler yapmak istiyor.
Çözüm modeli olarak da Türk tarafı yeni bir ortaklık öngörüyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olmayacak yeni bir ortaklık.
Siyasi eşitlik, garantiler konusu ve kurucu devletlerin eşitliği de Türk tarafı için önemli.
Aslında Türk tarafı Annan Planı’nı esas alan bir anlayışla olaya yaklaşıyor.
Ve Kıbrıs meselesinin çözümünde ulaşılan kapsamlı bir çalışma olarak gördüğü Annan Planı’nı bir referans olarak kabul ediyor.
Kısacası Türk tarafının pozisyonu çok net.
*
Rum tarafının niyeti ne, tam olarak ne istiyor ve çözüm derken ne murat ediyor bu daha netleşmedi.
21 Mart görüşmesi bu belirsizliği ortadan kaldıracak.
Güney’de Lider değişiminin izlenen politikaya etkisinin somut anlamda ne olacağı bu görüşmede ortaya çıkacak.
Hristofyas, Papadopulos’tan ne kadar farklı ve çözüm derken bunda ne kadar samimi, bu test edilecek.
Sonuçta sorunu çözme niyeti olup olmadığı görülecek.
Bu görüşmenin hemen ardından adaya BM’den bir heyet gelmesi bekleniyor.
21 Mart görüşmesinden çıkacak olumlu bir mesaj, Genel Sekreter’in yeniden devreye girmesini zorlayacak.
Çözüm sürecine yeni bir ivme kazandıracak.
*
Liderler görüşmesi öncesinde gerçekleşen Nami-Yakovu buluşması yeni dönem için ilk adımdı.
Ayni saatlerde gerçekleşen CTP-AKEL görüşmesi de en az bu görüşme kadar önemliydi.
İki partinin vardıkları ortak mutabakat, süreci olumlu etkileyecek unsurlar içermektedir.
CTP Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, AKEL’in 8 Temmuz sürecini bir oyalama aracı olarak görmediği konusunda ikna olmuş durumda.
İki parti karşılıklı suçlama ve gerginliği artırıcı açıklamalar yapılmaması konusunda anlaştı.
CTP ve AKEL, liderleri çözüm yönünde cesaretlendirip, destekleyecek.
Güney Kıbrıs’taki seçim sonrasında iki liderin biraraya gelmesi öncesinde sağlıklı bir diyalog zemini oluşturulması yönünde yapılan bu görüşmelerle önemli bir mesafe katedildi.
Bunlar olumlu gelişmeler.
Şimdi herşey yaratılan bu olumlu havayı somut gelişmeler sağlama zeminine taşıyabilme iradesi ve becerisinin gösterilip gösterilemeyeceğine bağlı.
Bu da 21 Mart günü anlaşılacak.
Bekleyip görelim.