Kıbrıs konusunda ‘Çalışma Grupları’ ve ‘Teknik Komiteler’ çalışmalarını sürdürüyor.
Rum tarafından gelen açıklamalara göre bu çalışmalarda sıkıntılar var.
Sıkıntı olması doğal.
Sıkıntılar olmasaydı zaten Kıbrıs meselesi de olmazdı.
Taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları olduğu, süreç başladığında biliniyordu.
Önemli olan tarafların ortak olan, bulaşabildikleri noktalarla farklılıklarının bu çalışmalar sırasında tespit edilmesidir.
Yapılan çalışmanın esas amacı da budur.
Ama Rum tarafı böyle düşünmüyor.
Ya da niyeti Kıbrıs meselesini çözmek olmadığı için başka hedeflere ulaşabilmek için zemin yaratmaya çalışıyor.
Rum tarafından gelen açıklamalara göre, Rum Lider Hristofias bu sıkıntıların ele alınması için 23 Mayıs’taki görüşmeyi talep etti.
Rum tarafından gelen olumsuz açıklamalara karşın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat sıkıntıların çok fazla büyütülmemesi gerektiği yönünde mesaj verdi.
Önceki günkü açıklamasında Talat, ‘Çalışma Grupları’nda görüş farklılıklarına rağmen havanın olumlu olduğunu söyledi.
*
21 Mart ile birlikte başlayan yeni dönemi Rum tarafının uzlaşmaz imajını düzeltmekte bir araç olarak kullanmak isteyebileceğini süreç başladığı günlerde yazmıştım.
Rum tarafının bu nedenle, çözümü hedeflemekten çok, Kıbrıs Türk tarafını suçlu sandalyesine oturtmayı hedefleyen bir strateji izleyebileceği endişesini de dile getirmiştim.
Gelinen aşamada Rum tarafının Kıbrıs konusunu çözme konusunda samimi ve gerçekçi olmadığı ortaya çıkmaya başladı.
Özellikle Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Rum Ana Muhalefet DİSİ Partisi Genel Başkanı Anastaseides’i ziyareti sırasında söyledikleri sonrasında Rum Liderliğinden gelmeye başlayan açıklamalar bunun bir göstergesi.
Talat’ın ‘Çalışma Grupları’nda yapılacak çalışmaların sonuçları ne olursa olsun, kapsamlı müzakerelerin Haziran sonunda başlayacağını söylemesi Rum tarafında tepkilere neden oldu.
Rumlara göre kapsamlı müzakerelerin başlayabilmesi için önce ortak zemin oluşmalı.
Yine Rum Liderliğinden gelen açıklamalara göre müzakereler ancak ‘Çalışma Grupları’nda ilerleme sağlanması halinde başlayabilir.
Sanki Papadopulos geri geldi!...
Onun söylemleri ile bire bir örtüşen bu söylemler Rum tarafında birşey değişmediğini göstermek ister gibi!..
*
Talat ve Hristofias, 21 Mart buluşmalarında, ‘Çalışma Grupları’ ve ‘Teknik Komitelerin’ oluşturulması ve kendilerinin de Haziran sonunda biraraya gelerek kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatmaları konusunda anlaşmışlardı.
Zaten doğal olanı da buydu.
Sorunun çözümü için siyasi irade gerekir. Bunu da ancak liderler ortaya koyabilir.
‘Çalışma Grupları’nda taraflar sadece pozisyonlarını ortaya koyuyorlar.
Hangi konularda ayni, hangi konularda farklı düşündüklerinin bilançosu bu çalışmalar sonrasında ortaya çıkacak.
Liderler kapsamlı çözüme ulaşmak için müzakerelere başladıklarında farklılıkları gidermek için al ver sürecini başlatacaklar.
Yani sorunun çözümü yönünde gerçek eksersiz liderlerin buluşması sonrasında başlayacak.
*
Kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlayabilmesi için ‘ortak zemin’ oluşumunu ya da ‘Çalışma Grupları’nda ilerlemeyi ön koşul olarak ortaya koymak, müzakerelerin başlamasını engellemeye çalışmaktan başka birşey değildir.
‘Çalışma Grupları’ müzakere yapılacak ya da al-ver sürecinin başlatılacağı yerler değildir.
Orada sadece tarafların pozisyonlarının tespiti yapılabilecektir.
Gerisi liderlerin işidir.
Bu gerçeğe rağmen Rum Liderliğinden gelen mesajlar iyi niyetle bağdaştırılamaz.
Niyet üzüm yemekten çok bağcıyı dövmek gibi görünüyor.
Dilerim ben yanlış anlıyorum.
Ama herşeye rağmen dikkatli olmak lazım.