|
Çoğunluğu doğu ve güney doğulu olan bu insanlar parayı Kıbrıs’ta kazanıyor ama harcama kültürleri Kıbrıs’a göre değil. Çok azı sağlıklı beslenip,sağlıklı koşullarda yaşıyor. Çoğunluk beslenme yerine karnını doyurup, açlığını gideriyor... Ve yine evli olanların çoğunun ailesi Türkiye’de. Baba, Kuzey Kıbrıs’ta çalışıyor... Kazandığın paranın ucundan bir miktarla asgari gereksinimlerini karşılayıp geri kalanını Türkiye’deki eşi ve çocuklarını yolluyor.
Kuzey Kıbrıs’ın küçüklüğüyle ters orantalı, burada yaşayan insanlar bakımından çok renkli bir dokumuz var. Yurt dışından birileriyle karşılaşıyorsunuz... Eğer Kıbrıs’ı biliyorsa, daha sohbetin başında Kıbrıs bağınızın statüsünü sorgular. “Kıbrıslıyım” dersiniz ikinci soru geliyor, “Esas Kıbrıslı mısınız?” Bir defasında İstanbul’da Atatürk Hava Limanı’na giderken taksici ile sohbet ediyoruz... İkinci soruyu Karadenizli ilk kez duyduğum bir soru cümlesiyle sormuştu: “ORJİNAL KIBRISLI MISINIZ?” Orjinal ve orjinal olmayan sanayi ürünü gibi bakmıştı bizim esas Kıbrıslı olup olmamamıza... *** Doğruya doğru KKTC vatandaşlığına sahip olmak, uzun yıllar çarşıdan hıyar, domates almaktan daha kolaydı. Hayatında Kıbrıs’a gelmeyen bazı kişiler vatandaş yapılmıştı. O gün yapılan bu tür vatandaşlıkların kötü kokusu şimdi çıkıyor. Ama o vatandaşlıkları yapanlardan tıs yok... Son yıllarda vatandaşlık konusu ciddi anlamda kontrol altına alındı. Bu kararı alıp uygulayanlar iyi de yapıyor. Ancak söz vatandaşlıkta açılmışken kamu oyu adına bir küçük istekte bulunayım... Son beş yılda yani CTP döneminde kaç kişinin yurttaş yapıldığı kadar bunların kimliği ve statüsü da merak edilebilirdir. Sayıları az olabilir ama bu kişiler arasında yurttaş yapılmanın yasal koşullarına uyugun olmayanlar var mı yok mu? Madem ki saydamlık, açıklık ve hesap verebilirlik ilkesi çalıştırılıyor liste tam olarak açıklansın ki kimsenin kafasında en küçük soru işareti olmasın. Az sayıda vatandaş yapılması yapılan vatandaşlıkların yüzde yüz doğruluğunu göstermez. İçişleri Bakanı Özkan Murat bu konuda bir açıklama yaparsa memnun oluruz. *** Kuzey Kıbrıs’ta vatandaş olmadan çalışma izniyle yıllardır yaşayanlar var. Bu grubun içinde adada bir gündür yaşayanlar yanında on- on beş hatta daha fazla yaşayanlar da bulunuyor. İşte bu konumda olanları bir arada bulup konuşmak istedim. Yenişehir’de Etem Usta’nın elbise tamir atölyesi tam da istediğim gibiymiş meğer. Etem Usta dahil, dokuz çalışandan, dördü Hataylı, üçü Adanalı, biri Mersinli, biri de Karadenizli... Hiç biri de KKTC vatandaşı değil... Tümünün de adadaki varlığı ve çalışma koşulları yasal... Geçtiğimiz günlerde işyerini ziyaret edip bence çok verimli bir sohbet yaptım. İçlerinden birinin Kuzey Kıbrıs’ta ilk çalışma günüydü... On beş yılın üzerinde burada olanlar da vardı... Kuzey Kıbrıs’ı çalışma hayatı için tertcihlerini sordum öncelikle... Çok samimi yanıtlar aldım... Tümü aynı noktaya çıkıyordu: “ KKTC’de hayat ucuz değil. Ama kazanç Türkiye’den iyi. Asgari ücret Türkiye’ye göre iki kattan fazla hatta üç kat kadar... Biraz da fazla çalışırsanız elinize güzel para geçiyor.” Peki kazanç çok hayat pahalı, kazanılan para yetiyor mu Kıbrıs’ta? Bu sorunun yanıtını sohbetin içinde aldım... Çoğunluğu doğu ve güney doğulu olan bu insanlar parayı Kıbrıs’ta kazanıyor ama harcama kültürleri Kıbrıs’a göre değil. Çok azı sağlıklı beslenip,sağlıklı koşullarda yaşıyor. Çoğunluk beslenme yerine karnını doyurup, açlığını gideriyor... Ve yine evli olanların çoğunun ailesi Türkiye’de. Baba, Kuzey Kıbrıs’ta çalışıyor... Kazandığın paranın ucundan bir miktarla asgari gereksinimlerini karşılayıp geri kalanını Türkiye’deki eşi ve çocuklarını yolluyor. *** Çalışma koşullarından memnuniyetlerini de merak ettim. Meğer en hassas noktası orasıymış... Daha ben sorumu sorup, konuyu eşelemeden görüş ve tepkiler gürül gürül geldi: “ Kaçak çalışmanın önüne geçilmesi güzel. Artık sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı paralarımızın yatırılması zorunlu. Ancak her şey kapıt üzerinde yazılı olduğu gibi tıkır tıkır çalışmıyor. Meşhur bir söz var İŞÇİ KARDEŞ, PATRON KALLEŞ... Bizim patronumuz işçi gibi, çok şükür kalleşliğini görmedik ama başka arkadaşların başına gelenleri duyuyoruz. İşçiden habersiz patron daireye gidip o işçiyle bağının bittiğini ihbar ediyor. İhbar ediyor ama işçinin haberi yok. Uzun süre öyle çalışıyor. Çalışma izni bitmiştir ve artık yasağa girmiştir. Yasağa girdi ama haberi yok. Patron, ilgili daireye ihbar yaparken aynı anda işçinin de bundan haberi olması gerekir. Aksi halde işçi patronun kalleşliğinin cezasını niye ödesin?” *** Sordum. “Mevcut konumuzda Kıbrıs sorununun çözümüne nasıl bakıyorsunuz?” İlginç bir yanıt aldım: “ Vatandaş olsak başka şimdi başka bakarız. Çözüm olursa Kuzey Kıbrıs’ta Avrupa Birliği’nin sözü geçecek. O zaman bizim buralarda kalıp çalışmamız daha da zor olabilir. Bu nedenle bu halimizle çözümden korkarız. Ama vatandaş olursak, herkesle birlikte hareket edip, topluca çıkarlarımıza bakacağız ki o zaman barışı, çözümü isteriz.” *** CTP, ağırlıklı hükümete bu işçiler nasıl bakıyordu acaba. Merak edip bu konuda görüşlerini almak istedim... İçlerin biri, “Ben koyu solcuyum” dedi önce ve ekledi: “Koyu solcu olsam bile CTP hükümetini sevmiyorum ve desteklemiyorum. Çünkü CTP, Türkiye’den gelen bir işçilere sevgiyle yaklaşmıyor. Beni sevmeyeni ben de sevmem.” Tam bu noktada Kuzey Kıbrıs’ta oy hakları olsa hangi partiye oy vereceklerini sordum. Dokuz kişiden dördü net yanıt vermekten kaçındı. Net yanıt veren beş TC’li işçinin beşi de “Demokrat Parti” dedi. Bana çok ilginç geldi. Bu tercihin altına yatan nedeni ortaya çıkarmak istedim. Nedeni ni çok yalın bir şekilde anlattılar: “ Türkiyelileri ve Türkiye’yi en çok Denktaş seviyor. Denktaş’ın sözü geçtiği zaman biz Kıbrıs’ta istediğimiz gibi gelir giderdik. Ne izin vardı ne de ceza...” İlginçtir aynı güven UBP ve ÖRP için seslendirilmedi...
Günün sözü:
Ekmeğin kaynağı, fikrin de kaynağı olabilir
|