Global krizle ilgili korkulu bekleyiş sürerken bir sevgili dostum da espri ile karışık şunu söyledi: “ EURO yükseldi ya, bu yükselme bizim hükümetin imdadına yetişti. Şimdi obir tarafta, güneyde her şey, akaryakıt dahil bizden pahalı olacak. Biz obir taraftan ucuz olacağız. Böylece bizim hükümetin ekonomi poltikasının doğruluğu Allah’ın yardımıyla somutlaşmış olacak.”
Global krizin ateşi dinmiyor.
Çok net olarak belli oldu ki, bu krizden payını almayacak coğrafya parçası yok gibi..
Bizim yetkililerin açıklamalarına bakıyorum, şöyle bir dokunup geçiyorlar dünyanın yaşadığı büyük krize.
Hatta “Dünyadan izole yaşamak bu kez işimize yaradı” diyenler de var.
Bu krizin ayak sesleri kaç zamandır duyuluyordu.
Depremin artçı depremleri var, bu finans krizinin da öncü krizleri yaşandı özellikle son bir yıl içinde.
Her defasında yoklayıp gitti piyasaları.
Bir anlamda”Geliyorum haaa!” dedi.
Ancak belli oldu ki özellikle okyanus ötesinde ABD’de kriz, önlenme, önlem alma boyutlarını aştı.
Neredeyse bir trilyon dolarlık destek kararı çıktı, tedaviye daha saldırgan karşı saldırı gösteren kanser türü gibi piyasalar daha derin sarsıntı yaşadı.
* * *
Bizim yetkililerden, bilimsel, ekonomik aklı yansıtan hiç bir açıklama duymadım kendi adıma.
“Kriz yaşanan ülkelerde iktidarı muhalefeti birlikte sorumlu davranıyor”, türünden yaklaşımlar çare örneği değil.
Bu kriz bizi etkilmez diyemez kimse.
Etkilemeye başladı bile.
Petrol fiyatları düştü diye elektrik fiyatında indirim yapılacaktı. Petrol fiyatları düşerken dolar tırmanışa geçti. Şimdi hükümet ya da elektrik kurumu vatandaşa yansıyan faturalarda açıklandığı gibi indirim yapabilecek mi?
* * *
Bankacılık dünyamızda yaklaşık iki milyar yedi yüz milyon YTL kredi kulanılır. Bunun içinde en büyük pay bir milyar yüz milyon YTL’ye yakın bir miktar kredi kullanan bireysel ve de küçük ölçekli kredi kullanıcılarıdır.
Bir başka deyişle memur, öğretmen takımıdır.
Dar ve sabit gelirlilerin doğrudan ve kredi kartları üzerinden borçları finans dünyamızda en önemli yeri tutar.
Bazı bankalardan araştırdım.
Kredi kartı borçlarında asgariyi ödemeyi yapanlar çoğaldı.
Daha da önemlisi bankadaki borçlara ödenen taksitlerde aksamalar başladı. Bu aksamalar dövizin son tırmanışından önceydi. Şimdi durum daha riskli.
Memur diye tanımladığımız dar ve sabit gelirlilerin hem borcu hem de bir kenarda kara gün için birikimi var.
Dövizin tırmanışı YTL olan gelirin satın alma gücünün azalması demektir. Dahası konut ve araba için yapılan borçlanmaların çok büyük çoğunluğu da dövizdir.
YTL kazanıldı, döviz borç ödendi hep. Şimdi döviz yükseldi. Borç ödemek için harcanan YTL artıyor. Yani gelirde küçülme olacak.
* * *
KKTC bankalarında Eylül 2008 sonu itibarıyla 5 milyar 346 milyon 473 bin YTL tasarruf var.
100 bin YTL ve üzeri vadeli mevduat toplamı 2 milyar 681 milyon 810 YTL.
Büyüklüklerine göre mevduat tablosunda ikinci dilimi 10 ile 50 bin YTL arasındaki mevduatlar oluşturur. Bu aralıktaki mevduatların toplamı 1 milyar 249 milyon 572 bin YTL. Bu aralıkta toplamı 165 milyon 597 bin YTL olan vadesiz mevduatta var. Bu dilim orta direğin kara gün birikimi gibi görünüyor. Bu para olası bir krizde ne kadar destek olur bunu uzmanlar daha iyi analiz edebilir.
* * *
Olayın bir diğer yanı çalışanların satın alma gücünün azalması konuttan, arabadan, gıdaya kadar hayatın her alanında tasarruf demektir. Çeşitli nedenlerle oluşan ve bazı uzmanlara göre önümüzdeki üç – beş yılı bloke eden borçların baskısı da düşünüldüğü zaman içte alışık olmadığımız bir kriz kapıda demektir.
Hükümet 2008’in geriye kalan bölümünde ve 2009’da çalışan ve emeklilerin satın alma gücünü koruyabilecek mi? Koruyamazsa bunun diğer anlamı çarşıya kamu çalışanları ve emekliler üzerinde para aktarılmayacak demektir.
Üniversitelerimize Türkiye ve üçüncü ülkelerden gelen öğrencilerin aileleri krizden etkilenirse bu bizim üniversitelerimize nasıl yansıyacak?
Düşünce eksersizlerini artırdıkça sorular çoğalır.
* * *
... Global krizle ilgili korkulu bekleyiş sürerken bir sevgili dostum da espri ile karışık şunu söyledi: “ EURO yükseldi ya, bu yükselme bizim hükümetin imdadına yetişti. Şimdi obir tarafta, güneyde her şey, akaryakıt dahil bizden pahalı olacak. Biz obir taraftan ucuz olacağız. Böylece bizim hükümetin ekonomi poltikasının doğruluğu Allah’ın yardımıyla somutlaşmış olacak.”
Günün sözü
Sizin olan, sizin eseriniz olandır