Devletin bazı kurumları “PR” konusunda hayli mesafe aldı...
PR dediğimiz şey; aslında halkla ilişkiler demek... (Public relations)
Ancak bu işin yerli versiyonunda “Propaganda” ön plana geçiyor...
Şirketler, kurumlar, kendilerini “halk” denetiminin dışında tutmak için bu yola başvuruyorlar...
Başarılarının abartılmasını, hatalarının gizlenmesini “PR” yöntemleri ile sağlıyorlar...
Devletin bazı kurumları; bankaları, şirketleri bizim “medya”da ne halse eleştirilmiyor...
Örneğin Lefke üniversitesinde 50 öğretim üyesi işten kovuluyor ama gazete “köşe”lerinde “solculuk” yapanlar bunu görmezlikten geliyorlar...
Bu “dokunulmazlık” zırhının altında reklam paraları var, ağırlanmalar var, bedava bilet var, fonlar var, yemekler var...
Görsel medyanın durumu ise (Radyo ve televizyonlar) daha da kötü...
Haber programlarına “sponsor” olan devlet kurumları, bazı gazetecilere dudak uçuklatan paralar ödüyorlar...
Oysa; Yayın Yüksek Kurulu yasasında haber programında sponsorluk olamayacağı apaçık yazıyor...
Ancak bu kurum, ne hikmetse bu işe müdahale etmiyor...
Medyada “korumaya” alınan kurumlardan biri de Kıbrıs Türk Hava Yolları...
Hizmet kalitesi ile kimse ilgilenmiyor, sendika bağırsa da oradaki rezillikler medyada yer bulmuyor...
Geçtiğimiz günlerde, (Cumartesi) Londra’dan Kıbrıs’a dönmek için “internet” üzerinden bilet almak üzere şirketin sitesine girdiğimde karşıma kocaman “Satılık uçak” reklamı çıktı...
Hem de Türkçe... Reklamda başvuru yapılacak bir adamın adı ve telefonu da verilmiş... Mahalle galerisinden ikinci el araba satın almak gibi bir şey...
Siteye giren kişiye son derecede “itici” gelen, şirketi komik duruma düşüren amatörce bir rezillik...
Siteden bileti aldım, birçok başka şirkette olduğu gibi uçaktaki koltuğu da ayırdım ve havaalanına gittim.
“Check in” bankosunda hiçbir şirket yetkilisi yok... İşlemleri İngiliz bir firma yürütüyor. Uçaktaki yerimi önceden ayırdığımı görevliye söylediğimde güldü. “Bu mümkün değil” dedi. Demek site başka, uygulama başka...
Görevli kız iki tane “Biniş kartı” verdi. Biri Londra-Antalya öteki ise Antalya-Ercan... Baktım ki yer numaraları farklı... “Antalya’da başka koltuğa geçeceksiniz” demez mi?
Tabii ki, birçoğumuz gibi ben de boyun eğdim ve “Sorun değil” moduna girdim... Ne yani, kendi şirketimize bu kadarcık “tolerans” çok mu?
Uçağa girişte yüzü gülmeyen asık suratlı hostesin kayıtsız tavırlarına boş vererek yerimize oturduktan sonra, resmi ve zorunlu anonslar yapıldı ve uçak içinde tam seksen dakika bekletildik...
Pilot zahmet edip bunun gerekçesini açıklamadı... Yolculara hiçbir bilgi vermedi. Kalkışa geçeceğimizde olsun, özür dilemedi...
Bunu hostesin birine anımsattığımda ukala biçimde “Söyledi de siz duymadınız herhalde” demez mi?
Kalkışta ve inişte hosteslerin yaptığı kontrollerin hiçbiri yapılmadı. Hostesler neredeyse yolcular onları görmesin diye saklandılar.
Kısacası; 60’lı yıllardaki köy otobüsü yolculuğuna benziyordu Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın Londra-Ercan seferi...
Verilen yemek paketinde Kıbrıslı hiçbir şey yoktu...
Ne bir portakal, ne zeytin, ne su, ne de bisküvi bizdendi...
Başka havayollarının yaptığını yapmak, kendi ürününü pazarlamak bu kadar mı zordur Tanrı aşkına?
İspanya havayolları ile uçarken adamlar size kendi ürünleri “zeytin”i ve “zeytinyağı”nı sunuyorlar... Küçücük şişeyi alıp hediye diye götürüyorsunuz...
Yunan Olimpics ile uçarken size sıkma portakal sunuyorlar...
Bizler bu kadarcık bir düzenlemeyi yapabilecek yöneticilerden gerçekten yoksun muyuz?
K.T. Hava Yolları’na Ercan’da otopark işletmeciliği yaptıracağımıza; müşteri memnuniyetini artırmayı, insanlara saygılı davranmayı, ülkemizin ekonomisine de katkıda bulunmayı neden düşünemiyoruz?
CTP ağırlıklı hükümet, geçmişteki yönetimlere nasip olmayan “yetki”lerle bu işletmeleri devraldı.
Yapabileceği birçok basit, para istemeyen, çok fazla akıl da istemeyen yenilikler var... Amerika’yı yeniden keşfetmesi de gerekmiyor...
Başka havayollarının yaptıklarına bir baksın, yeter...
Ben son bir ayda, zorunluluk nedeniyle Olimpic, Cyprus Airways, İberia (İspanya) ve Easyjet gibi firmalarla uçtum.
Onların sunduğu servisi ve müşteriye olan ilgiyi görünce insan ister istemez “kıyas” yapıyor ve üzülüyor...
K.T. Hava Yolları; medyadakilere bedava bilet dağıtarak eleştirileri önleyeceğine bence öncelikle “Gülümsemeyi” öğrenmeli...