kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
21 Temmuz 2008, Pazartesi Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Erbakan'a af istedi
 
Talat'a güvenimiz tam
 
Kıbrıs'taki gerçekler dikkate alınmalı
 
Rumlar Türkiye'yi BM ve AB'ye şikayet etti
 
Çözümün koşullarını vurguladı
 
TDP'den Soyer ve Uzun'a eleştiri
 
Baskının Türk tarafına yöneldiğini iddia etti
 
Tek sesliliğe ihtiyaç var
 
Kıbrıs'ta iki eşit halk var
 
Erdoğan'ın ziyaretine tepki gösterdi
 


Anlayana Sivrisinek Saz...
Rauf R. DENKTAŞ
Gerçek Bir Barış Harekatı Anısı
Prof.Dr.Ata ATUN
CTP’nin gözüyle ülkenin durumu
Mete TÜMERKAN
Otuz dört sene yetmedi...
Hasan HASTÜRER
AB sürecimiz önemlidir

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, İslam, demokrasi ve laikliğin uyum içinde yaşayacağı Türkiye\'nin, AB\'ye üyelik sürecinin sadece Türkiye için değil, birçok ülke için de son derece önemli olduğunu söyledi.

   9 Mayıs 2008, Cuma 21:08 Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Babacan, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla AB üyesi ülkelerin Ankara büyükelçileriyle Swissotel\'de kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.

Toplantının başında konuşan Babacan, Türkiye\'nin 1999\'da AB\'ye adaylık statüsünü kazanmasıyla beraber her sene 9 mayısın Türkiye\'de de kutlandığını belirterek, bu çerçevede AB ve aday ülkelerin büyükelçileriyle geleneksel olarak bir araya gelindiğini kaydetti.

Robert Schuman\'ın 58 yıl önce \"birleşik bir Avrupa\'nın barış için kaçınılmaz olduğu\" inancıyla, Avrupa bütünleşmesinin ilk tohumlarının atılmasını önerdiğini belirten Babacan, geçen zamanın bunun doğruluğunu gösterdiğini ifade etti.

Bugünün Avrupa\'sının barış, istikrar ve refah alanı olduğunu ve Avrupa\'nın sadece bir coğrafi alanı ifade etmediğini kaydeden Babacan, \"Bugün Avrupa Gününü kutlarken, bir coğrafya parçasının varlığını değil, yüz milyonlarca insanın paylaştığı ortak değerleri, ortak idealleri ve ortak bir geleceği kutluyoruz\" diye konuştu.

Babacan, Türkiye\'nin de AB\'yi bir ortak değerler bütünü olarak gördüğünü belirterek, bu değerlerin demokrasi, temel hak ve hürriyetler, insan hakları, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, hoşgörü, farklılıkları zenginlik saymak, farlılıkların bir arada barış ve huzur içerisinde yaşaması olduğunu söyledi.

AB\'nin geçmişinden de bahseden Babacan, bugün 27 ülkeden oluşan AB\'nin ortak değerler ekseninde kenetlendiğini, farklılıklardan zenginlik üretmiş bir ülkeler bütünü olduğunu belirtti. Babacan, AB\'nin bugün aynı zamanda demokrasilerin iyi çalıştığı ülkeleri içeren bir topluluk olduğunu ve demokratikleşme ve ekonomik entegrasyon açısından dünyanın birçok bölgesi ve ülkesi için ilham kaynağı olduğunu da bildirdi. Babacan, şöyle konuştu:

\"Ancak 21. yüzyılın şartları AB\'nin daha geniş bir vizyon benimsemesini gerektirmektedir. Bu çerçevede, genişlemenin önemini asla azımsamamak lazım. Berlin duvarının yıkılması, AB\'yi liberal demokrasinin değerlerini benimseyen yeni üyelerle ödüllendirmiştir. Her yeni üye, birliğin kültürel çeşitliliğine, geleceğine ilişkin vizyonuna önemli katkılarda bulunmuştur.\"

AB\'nin aynı zamanda önemli bir değişimden geçtiğini kaydeden Babacan, Lizbon anlaşmasıyla beraber gelen kurumsal reformların bundan sonra hayata geçirileceğini ifade etti. Babacan, işleyişi hakkında çeşitli eleştirilen yapılsa da AB\'nin önüne çıkan sorunları uzlaşma yoluyla bir bir aştığını, şimdi de kapsamlı bir reform sürecinin ilerletildiğinin görüldüğünü söyledi.

Ali Babacan, Türkiye\'de de önemli bir dönüşüm sürecinin yaşandığını kaydederek, bu bağlamda Türkiye\'nin AB\'ye katılım sürecinin 2004 yılında verilen müzakerelere başlama kararıyla bambaşka bir döneme girdiğini hatırlattı.

Ekim 2005\'de kabul edilen müzakere çerçeve belgesinin Türkiye-AB ilişkilerini tanımlayan parametreleri belirlediğini belirten Babacan, şunları söyledi:

\"Bu önemli parametrelerin kalbinde tam üyelik hedefi vardır. Türkiye olarak hedefimiz AB\'ye tam üyeliktir ve herhangi başka bir hedef söz konusu değildir. Tam üyelik hedefinin sapasağlam yerinde durması AB\'ye katılım sürecimizde ilerlemek için hayati önem taşımaktadır.

Türkiye\'de reformları gerçekleştirmek, bu reformların arkasında güçlü bir toplumsal desteği sağlamak ancak ve ancak üyelik hedefinin yerinde duruyor olmasıyla mümkündür. Müzakereler ortak bir şekilde benimsenen bu hedef doğrultusunda sürdürülmelidir. Müzakerelere siyasi içerikli engeller çıkarılmamalı ve teşvik edici bir yaklaşım söz konusu olmalıdır.\"

Babacan, Türkiye\'nin 5 yıldır sürdürdüğü reformlar sonunda geldiği noktayı bütün dünyanın takdir ettiğini de belirterek, \"5 sene öncenin Türkiye\'si ile bugünün Türkiye\'si neredeyse iki farklı ülkedir\" dedi.

Bundan 10 sene sonraki Türkiye\'nin de bugünkünden farklı olacağını ifade eden Babacan, daha pek çok reform yapılması gerektiğini ve Türk halkının reformlara desteğinin tam olduğunu kaydetti. Babacan, şöyle konuştu:

\"Türkiye her alanda standartlarını ilerlettikçe, demokrasisini derinleştirdikçe, temel hak ve hürriyetler alanında ilerlemeler sağladıkça, halkımızın günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren, çevre gibi, gıda güvenliği gibi, sağlık gibi pek çok alanda Türkiye normları yükseldikçe, bu ancak ve ancak halkımızı mutlu edecek gelişmelerdir.\"

Hükümetin reform sürecinin arkasında olduğunu vurgulayan Babacan, anayasal değişiklik ve yeni yasal düzenlemelerin yapıldığını ve yapılacağını belirterek, Türk Ceza Kanunu\'nun 301. maddesiyle ilgili değişikliğin kabul edildiğini ve yeni Vakıflar Kanunun yürürlüğe girdiğini hatırlattı.

Türkiye\'nin geçen 5 yılda yaşadığı değişimin arkasında öncelikle AB reform sürecinin ve güçlü bir ekonomik programın olduğunu bildiren Babacan, siyasi istikrarın ve bu alandaki reformların ekonominin güçlenmesine önemli katkısı olduğunu söyledi.

AB sürecinin Türkiye\'yi çok daha öngörülebilir bir ülke haline getirdiğini belirten Babacan, \"Bundan 5-10 sene sonra \'nasıl bir Türkiye\' sorusunun cevabını hem kendi insanımız, hem Türkiye\'yi dışarıdan gözlemleyenler, iş ve yatırım dünyası, AB sürecinde bulmaktadır\" dedi. Babacan, Türkiye\'nin güvenilir, açık, şeffaf, öngörülebilir bir ülke olmasının yapılan reformlarla ve AB süreciyle yakından ilgili olduğunu da belirtti.

Ekim 2005\'de müzakere çerçeve belgesinin kabul edilmesinden hemen sonra Türkiye\'nin tarama sürecine başladığını ve bir yıl boyunca AB müktesebatının bütün detaylarıyla incelendiğini vurgulayan Babacan, Türkiye\'den birçok kişinin bu çerçevede Brüksel\'e gittiğini, Ekim 2006\'da biten tarama sürecinden sonra ise Türkiye\'nin önünde ne yapıp ne yapmayacağıyla ilgili haritanın kesinleştiğini kaydetti.

Babacan, müktesebata uyum çerçevesinde iç reform süreci gerçekleştirilirken, çalışmaların tüm bakanlıklara yaygın bir şekilde yapıldığını söyledi ve Türkiye\'deki bürokrasinin ve sivil toplum kuruluşlarının bu çalışmaları derinlemesine anlamaları için, \"merkezi, hantal bir büyük bir AB yapısı, müsteşarlık ya da bakanlık kurulmadığını\" vurguladı ve \"Merkezi, güçlü bir kurumun AB sürecinin sahibi gibi görünmesini asla benimsemedik\" dedi.

Türkiye\'deki kamu çalışanlarının sayısının birçok AB ülkesinin nüfusundan daha fazla olduğunu vurgulayan Babacan, bu nedenle ilgili bütün bakanlıkların sürecin içine dahil olduğu AB çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti. Babacan, şöyle dedi:

\"Bu reformların çoğunu yaparken de, özellikle Kıbrıs\'la ilgili sorunlarla karşılaştıktan sonra, bazı üye ülkelerde seçim sürecinde Türkiye ile ilgili değerlendirmeleri buraya oldukça olumsuz yansımasından sonra, yaptığımız pek çok çalışmada, reformda AB\'ye özel bir vurgu yapmadık.

Hem Mecliste hem kamuoyunda yaptığımız işleri anlatırken, bunu neden yapıyoruz, Türkiye\'ye faydası nedir, bize neler kazandıracak hep bunu işledik. Çünkü attığımız adımların, yaptığımız açılımların sadece ve sadece AB istiyor diye yapılması, maalesef bugünün Türkiye\'sinde ve AB\'sinde çok gerçekçi, çok olası bir yaklaşım değil. Önce ne yapacağımıza kendimiz inanacağız, kendimiz ikna olacağız, tüm kurumlarımız buna güvenecek, TBMM sahiplenecek, halkımız atacağımız adımların doğruluğuna inanacak ve adımlar ondan sonra atılacak.

Özellikle üyelik tarihimizin belli olmadığı bir süreçte takvim açısından kuşkusuz reformların ne zaman, nasıl yapılacağı da önemli bir ölçüde yine Türkiye\'nin inisiyatifinde. Ne zaman ki üyelik tarihimiz, takvimimiz daha somutlaşır, o zaman belki takvim konusunda da AB ile daha ortak bir yaklaşım, farklı bir duruş gösterebiliriz.\"

Ortak sorunlarını ele almak üzere çeşitliliği zenginlik, hoşgörü ve karşılıklı anlayışı bir yaşam biçimi, dayanışmayı da davranış kuralı olarak benimseyen bir kültürün, Türkiye tarafından paylaşıldığını ve sürdürüleceğini söyleyen Babacan, bu kapsayıcı düşünce tarzının sadece Avrupa için değil, Avrupa\'nın çok ötesindeki coğrafyalar için de önem taşıdığını belirtti.

Babacan, Türkiye\'nin bu coğrafyalara sağlayabileceği önemli katkılar olduğunu ifade ederek, bu bağlamda Türkiye\'nin AB\'ye katılım sürecinin bölgesel ve küresel yansımalarının göz ardı edilemeyeceğini kaydetti. Ali Babacan, şöyle konuştu:

\"İslam, demokrasi ve laikliğin bir arada, uyum içinde yaşayacağı ve bu üç kavramın bir arada daha sıhhatli bir şekilde var olacağı Türkiye\'nin AB\'ye üyelik süreci kuşkusuz sadece ülkemize değil, bölgemize hatta çok daha uzak coğrafyalarda pek çok ülke için de son derece önemlidir ve çok yakından ilgiyle izlenmektedir.\"

Bu konudaki çalışmaların Medeniyetler İttifakı girişimiyle de yürütüldüğünü belirten Babacan, Türkiye\'nin AB sürecinin uzun vadede AB\'nin daha güvenli ve istikrarlı komşu bölgeye sahip olmasını sağlayacağını, AB\'nin barış içinde yaşaması için Türkiye\'nin müzakere sürecinin önem taşıdığını söyledi.

Babacan, Türkiye\'nin AB\'ye ayrıca dinamizm katacağını, rekabetçi gücünü arttıracağını, ekonomisine canlılık getireceğini ve enerji konusunda yeni açılımlar sağlayacağını belirterek, \"Türkiye\'yi içine alan bir AB, temsil gücü çok daha yüksek bir AB olacaktır\" dedi.

Türkiye\'nin AB yolculuğunun aynı zamanda \"stratejik bir proje\" olduğunu belirten Babacan, sürecin stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, günlük kaygılardan ve dar bakışlı yerel politika çıkarlarından arındırılması gerektiğini kaydetti.

\"Zamanla Türkiye\'nin AB için önemli bir değer ve kazanç olduğunun daha iyi anlaşılacağını inanıyorum\" diyen Babacan, bu anlayışla Türkiye\'nin müzakere sürecinin başarıyla sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstereceğini ancak AB\'nin de mevcut taahhütlerine bağlı kalmasının önemli olduğunu bildirdi.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, AB üyelerinin birbirlerinden farklı kimlikliklerinden vazgeçmeksizin barış içinde bir arada yaşadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

\"Bizim Avrupa vizyonumuz, yakın işbirliği, karşılıklı etkileşim ve bütünleşme ekseninde, birlik ve beraberliğin teşvik edilmesi ve farklılıklara saygı duyulması yönünde tecelli etmektedir. Bu kapsayıcı vizyon çerçevesinde Türkiye\'nin içinde yer aldığı bir AB\'nin ekonomik ve stratejik boyutları daha da pekişecektir.\"

   144 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Diğer TÜRKİYE haberleri
AB süreci Türkiye'nin krizden çıkışının anahtarı
9 Bakanla KKTC Çıkartması
Ergenekon'da Erdoğan, Gül ve Özkök için şok talep
ÖSS'de hesaplama skandalı
AB hedefi değiştirilemez
Raportör: 'Ak Parti kapatılmasın'
Fransa senatosundan Türkiye kararı
Baykal Kıbrıs gelişmelerinden endişeli
Erdoğan Ban ile görüştü
Akdeniz Birliği, AB’ye alternatif değil


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.