Babacan, resmi ziyaret için geldiği Finlandiya\\\'nın başkenti Helsinki\\\'de Dışişleri Bakanı Alexander Stubb\\\'la hükümet konukevinde bir araya geldi.
Babacan, görüşmenin ve çalışma yemeğinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Dışişleri Bakanı olarak Finlandiya\\\'ya yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunu belirterek, Türkiye ile Finlandiya arasındaki ilişkilerin \\\"mükemmel\\\" olduğunu kaydetti.
Türkiye ile Finlandiya\\\'nın demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi aynı değerlere sahip olduğunu vurgulayan Babacan, bölgesel ve uluslararası konularda iki ülkenin benzer yaklaşımlar sergilediğini ifade etti.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Stubb\\\'la yaptığı görüşmede Kıbrıs konusunun da gündeme geldiğini belirten Babacan, Kıbrıs konusunun bu yılın önemli konularından biri olacağını ve Türkiye\\\'nin Kıbrıs sorununun kapsamlı bir çözüme ulaşmasını görmek istediğini söyledi.
Ali Babacan, Finlandiya\\\'nın, Türkiye\\\'nin AB sürecinin güçlü destekçisi olduğunu da belirterek, iki ülkenin de AB\\\'nin geleceğine ilişkin aynı vizyona sahip olduğunu kaydetti.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb da verimli görüşmelerde bulunduklarını ifade ederek, iki ülkenin stratejik ortak olduğunu ve mükemmel ekonomik ilişkileri bulunduğunu belirtti.
Babacan\\\'la görüşmesinde Türkiye\\\'nin AB sürecine ilişkin Finlandiya\\\'nın yaklaşımını anlattığını ve 1999\\\'daki Helsinki sürecini hatırlattığını söyleyen Stubb, Türkiye\\\'nin AB ile yürüttüğü müzakere sürecinin devam edeceğini, ancak Türkiye\\\'deki reformların sürmesinin önemli olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı Babacan\\\'a, \\\"Türkiye\\\'nin AB\\\'ye üyelik tarihinin belli olmadığı bir süreçte, takvim açısından reformların ne zaman, nasıl yapılacağının bir ölçüde Türkiye\\\'nin inisiyatifinde olduğu\\\" görüşü hatırlatıldı ve bu görüşle ilgili olarak AB\\\'den bir yanıt alıp almadığı soruldu.
Türkiye\\\'nin AB\\\'ye kabulü için verilmiş, kesin tarih bulunmadığını söyleyen Babacan, o nedenle AB\\\'ye ne zaman üye olunacağına ilişkin fikirleri bulunmadığını, bunun da \\\"kendine özgü bir durum\\\" oluşturduğunu belirtti.
Babacan, Türkiye\\\'nin reform sürecinde kendi takviminden sorumlu olduğunu vurgulayarak, \\\"AB\\\'den herhangi bir yanıt almadığını\\\" söyledi.
Ali Babacan, 2013\\\'e kadar sürecek AB müktesebatına uyum programını hatırlatarak, zamanı geldiğinde Türkiye\\\'nin AB için değil, AB\\\'nin Türkiye için hazır olmasının önemli olacağını ifade etti.
Babacan, Irak\\\'ın kuzeyine yönelik operasyonlara ilişkin bir soru üzerine ise, sorunun Türkiye ile Irak arasında olmadığını, Irak\\\'ın kuzeyinde bulunan terör örgütüyle ilgili olduğunu belirtti.
Irak\\\'ın kuzeyinin terör örgütü için \\\"güvenli bir sığınak\\\" olduğunu da söyleyen Babacan, terör örgütünün Türkiye\\\'ye girerek sivilleri hedef aldığını ve bunun Türkiye için kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Terörle mücadele konusunda ABD ile yapılan işbirliğini de hatırlatan Babacan, PKK\\\'nın bir terör örgütü olduğunu ve pek çok uluslararası örgütün terör örgütleri listesinde yer aldığını belirtti.
Ali Babacan, Türkiye\\\'nin hedefinin terör örgütü PKK olduğunu, Irak halkı olmadığını vurgulayarak, operasyonlarda hiçbir sivil Iraklının yaralanmadığını kaydetti.
Babacan, Irak\\\'la ilgili bir diğer soru üzerine ise, Türkiye\\\'nin bu çerçevede siyasi diyalog, diplomasi, ekonomik, sosyal, askeri ve kültürel gibi birçok enstrümanı koordineli bir şekilde kullandığını söyledi.
Terör örgütü PKK\\\'ya karşı yürütülen operasyonların bir strateji olduğunu da belirten Babacan, operasyonların terör örgütü Irak\\\'ın kuzeyinden bertaraf edilinceye kadar süreceğini kaydetti.
Bakan Babacan, Kıbrıs konusunda bir soruyu yanıtlarken, çözüme yönelik iyimser bir havanın mevcut olduğunu belirtti ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas\\\'ın çözüme yönelik açıklamalarının önemine dikkati çekti.
Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir şans, kaçırılmaması gereken bir fırsat penceresi bulunduğunu da söyleyen Babacan, ancak adada pek çok sorun olduğu için beklentileri çok yüksek tutmak istemediklerini kaydetti.
Bu sorunların çözümü için tarafların güçlü bir siyasi irade ve cesarete sahip olması gerektiğini belirten Babacan, Türkiye\\\'nin, tarafların üzerinde uzlaşacağı bir anlaşmayı desteklemeye hazır olduğunu ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat\\\'a güveninin tam olduğunu vurguladı.
Sürecin BM çerçevesinde yürütülmesinin önemini de vurgulayan Babacan, Annan planının artık masada olmadığını anımsattı.
Bu soruya Finlandiya Dışişleri Bakanı Stubb ise, Rum kesimindeki seçimlerin ardından Kıbrıs sorunun çözümü için olumlu bir havanın tekrar oluştuğunu söyleyerek yanıt verdi.
Bir başka soru üzerine Türkiye\\\'nin AB sürecine de değinen Finli Bakan, müzakerelerin amacının, Türkiye\\\'nin AB\\\'ye tam üyeliği olduğunu ve bunun da kesin olduğunu belirtti.
Müzakere sürecinin uzun olacağını belirten Stubb, sürecin sonunda Türkiye\\\'nin AB\\\'ye üye olacağına olan inancını dile getirdi.
Türkiye\\\'nin AB\\\'ye ne zaman gireceğine ilişkin bir soru üzerine ise Stubb, AB\\\'nin önce yapısal olarak hazır olması gerektiğini belirterek, \\\"AB\\\'nin Türkiye\\\'yi geç değil yakın bir zamanda almasını umduğunu, ancak bunu şimdiden öngörmenin mümkün olmadığını\\\" kaydetti.
Türkiye\\\'nin tarih ve takvimlerle sık sık karşı karşıya geldiğini bildiğini de ifade eden Stubb, AB\\\'nin bu çerçevede sonlara yaklaşmadan hareket etmediğini, dolayısıyla birliğin henüz tarih veremediğini düşündüğünü sözlerine ekledi.