|
Erdoğan AKP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Kıbrıs ziyareti ve Kıbrıs konusunu da ele aldı. 20 Temmuz tarihinin barış ve özgürlük bayramı olarak kutlandığını anımsatan Erdoğan, bu tarihin, 34 yıl önce KKTC'de, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği barış harekatının yıldönümü olarak kutlandığını söyledi. Erdoğan, bu bayram gününü, Kıbrıs'taki Türk kardeşleriyle aynı heyecan içinde ortak bir coşkuyla, büyük bir gururla hep birlikte kutladıklarını kaydetti. KKTC'nin özgürlük ve bağımsızlığı için büyük bir mücadele ortaya koyan şehit ve gazileri bir kez daha şükranla yad eden Erdoğan, başta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat olmak üzere bir çok yetkiliyle görüşmeler yaptığını bildirdi. Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta hükümetin de desteğiyle yapılan bazı tesislerin açılışlarını yaptıklarını ifade etti. Başbakan Erdoğan, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen barış harekatının, Kıbrıs Türkünün soykırıma uğramasını engellediğini belirterek, şöyle devam etti: ‘’Barış harekatı, toplu mezarlarda ağıtlar yakan kardeşlerimizin gözyaşını dindirmiştir, çocuklara kadar yönelen şiddeti, kini, öfkeyi ve insanlık dışı vahşeti durdurmuştur. Barış harekatı, aynı zamanda Anavatanın,
Türkiye Cumhuriyetinin her ne pahasına olursa olsun Kıbrıs halkını koruduğunu ve korumaya devam edeceğinin de dosta düşmana ilanı olmuştur. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarımızı kullanarak gerçekleştirdiği barış harekatı, Kıbrıs Türk halkını özgürlük ve barışa kavuşturmuştur. Bunu, dünya doğru anlamalıdır. Bunu anlamayanların, anlamamakta direnenlerin de er geç anlayacaklarını görüyorum, buna inanıyorum. Biz Kıbrıs’ta başından beri barışın taraftarı olduk. Harekatın öncesinde de sonrasında da barıştan, diyalogdan yana tavır ortaya koyduk, bugün de bu tutumumuzu muhafaza ediyoruz.’’ --KIBRIS'TA KAPSAMLI ÇÖZÜM-- Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını belirten Erdoğan, ''Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir'' diye konuştu. Bundan taviz vermeleri ve geri adım atmalarının asla ve asla söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İktidarımızı bu konularda farklı düşünmekle itham edenler şunu bir daha bilsinler ki; bu çatının altından konuşuyorum: Eğer bizi itham edenler bu işe çok değer veriyorlarsa, ben isterdim ki sordum da özellikle, hep birlikte 34. barış ve özgürlük kutlamalarında onlar da orada olsunlar. Ama biz onları orada göremedik. İsterdik ki orada siyaset değil, hep birlikte, iktidarıyla ve muhalefetiyle beraber olalım ve dünyaya oradan bir mesaj verelim, bunu isterdik. KKTC ile ilgili bu tür değerlendirmeleri yaparak ahkam kesenler, KKTC'den Türkiye ile ilgili olarak ahkam kesenler şunu çok iyi bilmelidir; eğer böyle bir adım atılacaksa, bunları başabaş otururuz, konuşuruz ve aynı sesi, dili konuşuruz. Çünkü buna muhtacız. Ne KKTC ile ne de Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili farklı sesleri, sorumluluk mevkiinde olanlar konuşmamalıdır, konuşamaz. Böyle düşünüyorum. Hiç kimse ama hiç kimse Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini beklemesin. Hiç kimse Kıbrıs Türk halkından azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup bu parametreleri değiştirme hevesinde olmasın, AK Parti iktidarından da kimse böyle bir şey beklemesin. Bunu burada söylemiyorum, bütün uluslararası toplantıların kayıtlarında bunlar var. Bunu ben de Dışişleri Bakanı da Cumhurbaşkanı da söylüyor. Aynı dili hep birlikte konuştuk, konuşuyoruz ve konuşacağız. Zaten bunu sağlarsak başarıyı elde ederiz. Eğer sağlayamazsak orada başarı olmaz.'' --“LAFLA BU İŞ OLMUYOR''-- Başbakan Erdoğan, bütün dünyanın kimin barış istediğini, kimin işi yokuşa sürdüğünü çok iyi bildiğini söyledi. ''Her zaman bir adım önde olacağız'' dediklerini belirten Erdoğan, ''Bunu anlayamayanlar önce kendilerini bir çek etsinler. Niye? Her zaman bir adım önde olmak, barıştan, özgürlükten, çözümden yana olmaktır. Ama oturduğun yerde kalmak, barışa tehdittir, özgürlüklerin karşısında olmaktır, çözümsüzlüktür. Lafla bu iş olmuyor. Bizim çözüme ihtiyacımız var, çözümsüzlüğe değil'' dedi. Rum tarafının yıllardır süren politikalarıyla uzlaşmaz bir tavır gösterdiğini bildiren Başbakan Erdoğan, siyasetinin bedelini Kıbrıs Türküne ödetmeye kalkan Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, ‘’Biz ne haksızlık yaparız’’ beklentisi içerisinde beklememeleri gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu işi kantarda iyi tarttığını, ‘’Kazan-kazan’’ derken, ‘’Her zaman ileride olacağız’’ derken adil bir çözüm için çaba gösterdiklerini kaydeden Erdoğan, 24 Nisan referandumunda da bunu açıkça ortaya koyduklarını söyledi. --'ANNAN PLANI NİÇİN AÇIKLANMIYOR?''-- Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti: ''Barış yönündeki tüm çabalarına, uzlaşma yönündeki tüm yapıcı girişimlerine rağmen, Kıbrıs Türk halkı uygulanan haksız tecritle cezalandırılmaya çalışılıyor. 24 Nisan 2004'de yapılan referandumda BM, ABD ve AB yetkilileri hep bizden destek istediler. Garantör ülke olarak sözümüzü verdik, sözümüzde durduk. KKTC, Annan Planına yüzde 65 'Evet' dedi. Güney Kıbrıs yüzde 75 'Hayır' dedi. Yüzde 75 'Hayır' diyen Güney Kıbrıs ödüllendirildi, hiç bir kriteri uymamasına rağmen AB'ye alındı. Ama KKTC cezalandırıldı. 21. yüzyılda böyle bir tecride, izolasyona göz yummak büyük bir insanlık ayıbıdır. Onun için 28 Mayıs 2005'de Sayın Annan'ın yazmış olduğu rapor, hala BM Güvenlik Konseyinin sümeni altında bulunmaktadır. Bunu açıklamaları lazım, acaba bu rapor niçin açıklanmıyor? Bunu şu andaki genel sekretere de ilgili ülkelerin yetkililerine de söyledik. Bunu söylememize rağmen gerekli ilgi, alaka ve cevabı henüz alamadık.''
--''KIBRIS TÜRKLERİNE VERİLEN SÖZ YERİNE GETİRİLMELİ''-- Başbakan Erdoğan, başta AB olmak üzere uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri yerine getirmelerini beklediklerini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı bu haksız uygulamaların, siyasi, hukuki, insani, ahlaki hiç bir açıdan izahının mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, tecridi sona erdirmek için yoğun bir gayret gösterdiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, son 5,5 yılda Kıbrıs ekseninde yürüttükleri girişimci ve çözüm odaklı politikanın Türkiye'de ve KKTC'de zaman zaman iç politika malzemesi yapıldığını ifade etti. Bunun kendilerini üzdüğünü dile getiren Erdoğan, ''Akla ziyan, mantığa aykırı, vicdana ters iddialarla ortaya çıkıp bizi mesnetsiz iddialarla itham edenler oluyor'' diye konuştu. Erdoğan, ''Şartlar ne olursa olsun AK Parti iktidarı, KKTC'nin, Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir'' dedi. Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs'ı satıyor, taviz veriyor, geri adım atıyor'' denildiğini söyledi. Erdoğan, ''Bunları diyenler, bugüne kadar Kıbrıs için ne yapmışlar, Kıbrıs'ta çözüm için ne yapmışlar, Kıbrıs'ın ekonomisi için ne yapmışlar, eğitim ve sağlık sistemi için ne yapmışlar? Kıbrıs turizmine ne katmışlar, Kıbrıs davası için, bu davanın tüm dünyaya anlatılması için ne yapmışlar? Kıbrıs'ta barış için hangi adımı atmışlar? Hangi mesafeyi kat etmişler?'' diye sordu. Bu soruların cevabının olmadığını dile getiren Erdoğan, ''Neden? Çünkü varlık nedenleri çözümsüzlük... Ne siyasi çözüm için bir adım atmışlar, ne de ekonomik kalkınma için bir gayret göstermişler. Kuru hamasetin ötesinde demode sloganların Kuzey Kıbrıs Türk halkına bir fayda sağlamadığını, mevcut durumu daha da kötüye götürdüğünü yıllarca göremediler, anlayamadılar. AK Parti iktidarı Kıbrıs sorununu milli bir dava olarak gördü. Gerçekçi bir zeminde ulusal çıkarlarımızı gözeterek, zamanın gereklerine göre uygun olarak aktif ve yapıcı bir politika geliştirdi. Bu politika bugüne kadar hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kıbrıs'ın milli menfaatlerine en ufak bir halel getirmeden büyük bir açılım sağladı'' diye konuştu. KKTC'de yaptıklarını anlatan ve halktan kıyas yapmasını isteyen Erdoğan, ''Çünkü ileri geri konuşanlar var. Onlara bir cevap oluştursun diye bunları veriyorum. Bunlar resmi rakamlar. Öyle çarşıda pazarda toplanan rakamlar değil, çıkarılan rakamlar değil, sizlere resmi rakamları veriyorum'' dedi. Erdoğan, 2002 yılında KKTC ekonomisinin büyüme hızının 6.9, 2003 yılında 11.4, 2004 yılında 15.4, 2005 yılında 13.5, 2006 yılında 13.2 olduğunu, 2007 yılında ise bunlara göre biraz düşük olduğunu belirterek, ''Ancak 2008 yılında yine pozitif ve yüksek büyüme olacağı yönünde'' diye konuştu. --''KKTC HEP İLERİYE GİTTİ''-- AK Parti döneminde Kuzey Kıbrıs'ın hep ileriye gittiğini, hiç gerilemediğini ve küçülmediğini ifade eden Erdoğan, 2002 yılında 4 bin 409 olan kişi başına düşen milli gelirin, bugün 14 bin 47 dolara ulaştığını bildirdi. ''Hangi iktidar döneminde nereye gittiği çok açık net ortada'' diyen Erdoğan, 2002 yılında 45 milyon dolar olan ihracatın bugün 80 milyon doları aştığını kaydetti. Erdoğan, 1974 yılında Kıbrıs'ta turizme yönelik olarak yatak sayısının 4 bin 493 olduğunu, 2002 yılına kadar 28 yılda, yatak sayısının 2 kat artarak 10 bin 611'e ulaştığını belirterek, ''Son 5 yılda biz buna ne ilave ettik, 2007 yılı sonu itibariyle söylüyorum, ulaştığımız rakam 15 bin 832'dir. Hesap ortada, Halep oradaysa arşın burada. 2013 hedeflerimiz ise 30 bin yatak kapasitesine ulaşmaktır. Turizm noktasında çok sayıda alt yapı projesine hükümet olarak destek sağladık, sağlamaya devam ediyoruz'' diye konuştu. --EĞİTİM SEKTÖRÜNDE YAPILANLAR- Eğitim sektörünü desteklediklerini, bu noktada da önemli başarılar elde ettiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''2002 yılında KKTC'de öğrenim gören her milletten öğrenci sayısı 24 bin adetti. Bugün ne oldu biliyor musunuz? 43 bin. Buyurun. 24 bin nere, 43 bin nere. Hedefimiz 60 bine ulaşmak. Lafla olur mu bu, olmaz. Ama yoğun bir şekilde oradaki özel sektör üniversiteleri geleceği görüyorlar ve yatırım üstüne yatırım yapıyorlar. 2003 yılında 8 bin yatak kapasitesine sahipken, şu anda mevcut yurt sayılarının yatak kapasitesi 28 bini geçmiş durumda. Hesap ortada. ODTÜ'nün bir kampüsü vardı, Şimdi İstanbul Teknik Üniversitesi bir kampüsünü KKTC'de kuruyor ve 2 yıl içinde de bunlar eğitimine başlıyor. Tarım, orman, enerji, çevre gibi hemen her alanda KKTC tarihinde hiç görülmemiş ölçüde destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz.'' Başbakan Erdoğan, son seyahatlerinde bakan arkadaşlarını, KKTC'li bakanlarla birlikte çalıştırdıklarını, ilgili bakanların birbirleriyle geleceği yönelik ne yapacaklarını görüştüklerini dile getirerek, bu temaslarla birlikte bundan sonraki süreci de karşılıklı olarak sürdüreceklerini bildirdi. KKTC'nin hızla değiştiğini ve kalkındığını ifade eden Erdoğan, Yakın Doğu Üniversitesinde Tıp Fakültesi açtıklarını hatırlattı. Bu üniversitenin fiziki mekanının, Türkiye'deki özel üniversitelerde bulunmadığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: ''17 bin öğrencisi var. Bu KKTC'li bir Türkün başardığı dev bir projedir. İçinde 11 fakültesi var. Hakikaten 2000 bin dönümlük arazi üzerinde güzel bir kampüs oluşturulmuş. Takdire şayan. Şimdi de Tıp fakültesinin açılışını yaptık. Tüm olumsuz yaklaşımlara rağmen, şimdi üniversite hastanesi olarak hastanesini de kuruyor. Bunu engellemek isteyenler var biliyor musunuz? İçeriden... Anlamak mümkün değil, ama bütün bunlara rağmen bunu aşmak için adımlarını attı, atıyor. Biz de dedik ki 'Bize düşen ne varsa biz yanındayız, yoluna aynen devam et.' Er veya genç herkes bu yanlışı anlayacak ve biz nerede kalmışız diyeceklerdir.'' --''ANAMUR-KKTC ARASINDA SU HATTI''-- TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs adasının genelinde ciddi bir su sıkıntısının bulunduğunu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Güney kesime su vermeyi önerdiğini, Güney yönetiminin Yunanistan'dan su alacaklarını belirterek bunu kabul etmediklerini hatırlatarak, ''Yunanistan'dan gelen su kokmuş çıktı. Suyu kullanamadılar, deşarj ettiler. Niye o sistemle bu iş yürümez. Şimdi biz yeni bir adım atıyoruz, İnşallah projeyi bu yıl sonuna kadar bitireceğiz. Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a yılda 75 milyon metreküp su taşıyan bir denizaltı sistemini kuracağız. Deniz altından asma boru sistemiyle KKTC'ye suyu taşıyacağız. Bu Kuzey Kıbrıs için çok önemli olduğu kadar bir barış suyu hattına da dönüşebilir'' diye konuştu. İktidar olarak Kıbrıs Türkü'nün yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik projeleri aynı heyecanla desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, ''Dönemimizde Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası ulaştığı bir nokta var, konum var. O da geçmişle kıyaslanmayacak önemde. Önceleri bir toplum, bir cemaat olan KKTC, İKÖ'de Annan Planı'ndaki ifadesiyle Kıbrıs Türk Devleti olarak gözlemci sıfatıyla o toplantılara katılmaya başladı. Adı da Kıbrıs Türk Devleti'dir. Zaten hedef bu değil mi? Bu, işte bu gerçekleşti ve ilk adım atıldı'' dedi. Başbakan Erdoğan, KKTC'nin kendi dönemlerinde 6 adet dış temsilciliğe kavuştuğunu, KKTC'nin uluslararası ilişkilerinin görünür kılınması ve etkinliğinin artmaya başlamasının yürüttükleri aktif diplomasinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Erdoğan, Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in resmi davetli olarak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ülkesine davet ettiğini hatırlattı. Bunun uluslararası ilk buluşma olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu gelişmelerin kendi kendine, nutuk atarak olmadığını söyledi. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Milli menfaatleri korumak, milli menfaatleri geliştirerek, güçlenerek, büyüyerek olur. Bu yüzden meseleyi siyesi, ekonomik, ticari, sosyal, diplomatik, tüm boyutlarıyla ele almak, her alanda ileriye gitmek durumundayız. Çünkü biliyoruz ki Ada'da barışın da huzurun da istikrarın da temeli KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, imkan ve potansiyelini geliştirilebilmesidir. Şartlar ne olursa olsun, AK Parti iktidarı KKTC'nin Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs bizim milli davamızdır. Bu davayı her ne pahasına olursa olsun omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz.''
|