Yirmi yılı aşkın süredir Kıbrıs’ta her bir şeyler değişti fakat eskilerin Çekoslavakya Federasyonu, şimdilerin bağımsız Slovakyası elçilerinin, “amacımız çözüm dayatmak değildir demelerine karşın ille de birleşik Kıbrıs oluşturma” merakları hiç değişmedi!
Nitekim henüz Kuzey Güney sınırlarından kuşlar bile uçup bir taraftan öte tarafa (kaçakçılar hariç, onlar için hiçbir devrede ne sınır oldu ne ticaretin Türk’ü Rum’u) geçip gelemezken bu Çekoslavakya dediğinizin Elçileri birbirlerinden vasiyetmiş gibi miras aldıkları görevi sürdürmekten hiç vaz geçmediler!
Ki yıllar önce soruyorduk: “Yahu bu Çekoslavakya elçiliği görevlileri bir iki ayda iki yüz defa CTP’yi ziyaret ederlerken ne konuşuyorlar Allah aşkına?”
Tutun ki o yıllarda kendileri gibi oluşacak bir federasyonu. Tabi çok gitmedi güle oynaya ayrıldılardı! Ancak bu kez devreye Slovak elçileri girdi. Kalındığı yerden ve Lidra Palace otelinde Türk-Rum parti liderlerini her ay buluşturup Kıbrıs’ı nasıl kurtaracaklarının tartışmalarıyla bu kurtuluşun ancak birleşik Kıbrıs’la olabileceğinin efkârını bastılar, hâlâ devam ediyorlar!
ÖZER HASAN RAİF’İN ÖKSESİNE YAPIŞTI: Geçtiğimiz gün 1963’de Rum’lar tarafından hastahanedeki hasta yatağından alınıp kaçırıldıktan sonra katledilen Kutlay Erk’in babası şehit Mustafa Arif’in cenaze namazı vardı.
Cenazede Rum tarafından gelenler yanısıra, birleşik Kıbrıs’ı oluşturma işgüzarlığını ciddi ciddi misyonu yapmış Slovakya’nın bayan büyükelçisi Turenicova da vardı. Ve arkadaşım Özer H. Raif’in tam da gökte ararken yerde bulduğu müthiş bir talihle öksesine yapıştı.
Özer Raif bayan Turenicova ile konuşmasını bana şöyle aktardı: “Zaten Kanal T’deki programlarımızda sürekli gündemimize sokarak soruyorduk. Çekoslavakya ikiye ayrılırken adada neden birleşik bir Kıbrıs çözümü için uğraşıp duruyorlar?”
“Yanına yaklaşıp kendimi tanıttıktan sonra size bir sorum olacak dedim. “Sorunuz” deyince de şunu sordum: “Nasıl olur da sizin ülkeniz ikiye bölünürken Kıbrıs’ta bizi birleştirmeye çalışıyorsunuz?”
Bayan elçinin cevabı: “Biz ikiye ayrıldık sorunlarımızı barışçı yollardan çözdük. Sizin de böyle barışçı yollardan sorunlarınızı çözüp bir anlaşmaya varmanız için çalışıyoruz…” (Yani on sekiz yıldır bitmeyen toplantılara ev sahipliği yapmaları nedeni sadece bu!)
Özer Raif’in ikinci sorusu: “Pekala ama sizin hükümetiniz AB’de Türkiye aleyhine sürekli kararlar çıkartan beş ülkeden bir tanesidir. Hatta buna paralel olarak Kuzey Kıbrıs’a verilecek olan 229 milyon euroluk yardıma bile karşı çıkan ve aleyhte oy kullananlardasınız. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkına yönelik bu olumsuz siyasi tavrınız ortadayken Kıbrıs’taki çalışmalarınızın iyiniyetli olduğuna nasıl inanalım?”
Elçinin yanıtına bakın: “Ülkemizde ve AB çevrelerinde Türkiye ile ilgili bir antipati vardır. Geçmişte bazı aleyhte oylamalarımız olmuştur ancak şimdi onlar kalktı…”
Zaten bunları söyledikten sonra bayan elçi ötesi sorularla karşılaşmamak için vızılayıp Özer’in öksesine yapışıp kalmış kırık kanatlarını bırakarak Sn. Talat’ın yamacına kondu!
BU OLAYI NEDEN YAZDIM: Bu adada AB çevrelerinin, Slovakya gibi ülkelerin, ötesi kepçelerin siyasi kaderimize burunlarını sokup kendilerine göre politika mastürbasyonuna dönüşmüş sözde barışçı çözüm arayışlarından bıktık usandık çünkü hepsi de Rum’dan yana oluşlarının gayretinde tepiniyorlar.
Ve hep eleştiriyorduk: Yirmi yıldır “bizimkiler” Türk-Rum liderleri diyerek o Lidra Palas otelinde bir araya gelip laflamaktan usanıp bıkmadılar! Eğer bu toplantıların KKTC’ye tırnak kadar hayrı dokunsaydı varsın oluversin diyecektik. Oysa bizzat bu toplantıların tertipleyici olan Slovakya elçisinin Özer’in sorduklarına verdiği cevapları işte ortada! Kısaca siyaset maskaralığı ile Rum’un içimizdeki siyasi acitasyonu! Ki bugüne kadar ülkesi Slovakya’nın Türk’ten yana tek kararı tek oyu bile yoktur!