(Dün olaylarla sorunların gitgide bizi daha çok sıkboğaz ettiklerinin “fakat neden” diyerek cevaplarını ararken “yoksa KKTC bir komployla mı karşı karşıyadır” diyerek sormak gereğini duyduktu. Bugün madalyonu çevirip bu kez kendi insanımızın yansıttığı aynadan “biz” diyerek bakıyoruz KKTC’ye.)
Halk iradesi büyük. Siyasilerin dillerine yapışmışlığıyla “halkım” da büyük! Ki bu “büyük halk,” arasına karışmış “düzeysiz ve medeniyetsiz insanlarla siyaseten düşman olan unsurlardan” yakınıp üstün kimlik naturasını dejenere ettiklerinin iddiasındadır. Saf ve temiz Kıbrıs Türk insanıdır fakat “onlar” gelip aralarına karışalıberidir huzur yüzü görmemiştir. Yarattıkları vukuatlar nedeniyle cennet gibi ada cehennem olmuştur!
Eee! Buraya kadar olanı anladık. Pekala bu cennet gibi vatanda melekler gibi yaşarken kimliğine kasteden yabancılar nedeniyle mi her allahın günü bir greve imza atılmaktadır?
Bilumum Birlik Dernekler yeniden kuracakları cennet için mi Hükümet’e karşı başlarını dikip eylem ve uyarılarda bulunmaktadırlar?
Yahut Geçitkale Havaalanı ihalesi bu halkın içinden çıkmış Hükümet’in dışındaki şer güçler tarafından mı kaos haline getirilmiştir?
Mağusa limanı Kıbrıs Türk halkının çalışıp yönettiği işçi ve Devlet memurlarının yetki sorumluğunda değil midir ki viraneye dönüşmüştür!
Çevre kirliliği yaratanlar, piyasa diyerek fiyat anarşisine imzalarını kazık olarak atanlar, fırsatçılığı ekonomi yapanlar, doymak bilmez iştahada daha daha diyenler, eğitimle sağlığı hallaç pamuğu gibi atanlar, turizmi Anadolu kasabalarından taşıyacakları turistlere havale edenler, KTHY’larını batıranlar, kimselerin kimseleri adam yerine koymadığının sevgisizliğini toplumsal karakter haline getirenler, ihaleleri şaibeli kılanlar, trafiği kan pazarına dönüştürenler, falan…
Bu büyük Kıbrıs Türk halkının dışında olagelen ve KKTC’nin özellikle canına okumak için gizli güçler tarafından görevlendirilen aramızdaki yabancılarla para ile satın alınmış provakatörler midirler? Öğrencileri bile yollara döküp “sınav istemeyiz” dedirtenler!
MADALYONU ÇEVİRİYORUZ: Gazetelerin köşe yazılarını okuyun. Üç kişi bir yere geldi miydi konuştuklarına kulak kabartın. Ve gözlerinizi açıp akıllısı olmayanın mümkün olmadığı sizden çok daha akıllıyım diyen insanlara bakın. Hükümetine bürokratına, dairelerine hastahanelerine, okullarına üniversitelerine, alt yapısına çevre pisliğine, ekonomisine çarşısına…
“İşte insanımız” demez misiniz? Haa bir dakika! Sakın kendinizi dışta tutmayın çünkü yamacınızdaki öteki insan da size beddualar ederken kendini dışta tutmaktadır! Oysa kullu makka ayni makastan çıkmış modeller olduğumuzun aynasıdır KKTC. büyük Hükümet, büyük işadamları, büyük sendikacılar, büyük üniversiteler, büyük iddialar, büyük lafazanlıklar… Tümünün içine kendimizi de kattığımızı hatırlatalım!
MEMLEKETİN AHVALİNDEN SUAL EDERSENİZ: Halkın halktan şikâyetçi olduğu olduğu bir başka ülke her halde Türkiye olmalıdır. Anavatan yavruvatan hiç bir konuda özdeşleşmemişse işte burada buluşuyorlar! Tutun ki Devlet budur, aktivite ister, devinimler bitmemeli ki büyüme iddiası devam etsin. Kaldı ki “barika-i hakikat musademe-i efkârdan çıkar.”
O zaman hiç olmazsa şu büyüklüğü de gösterip, “biz cenneti cehennem yapmak için zebaniler gibi uğraşanlarız ki “işte buyuz” diyebilsek! Bir itiraf edebilsek belki rahata da ereceğiz huzura da! İnsanın kendini bilmesinden daha büyük erdem mi vardır?