Son günlerdeki anketler furyası ile değerlendirme yorumlarını küçümsemiyoruz. Ancak çok da ciddiye almıyoruz. Çünkü ortada bir seçim havası yok. Dolayısıyle anketlere verilen cevaplar bu dönemlerin siyasi ve sosyo ekonomik açmazlarından kaynaklanan can sıkıntılarını yansıtıyor. Ki kapsamlarında “aha ben de sana oy vermem” kızgınlığı da vardır, “karalayım da gününü göresin” kırgınlığı da!
Oysa çok iyi biliyoruz: Seçim sathı mailine girildiğinde ve de dikkatler siyasi partiler üzerinde odaklaşıp ne dedikleriyle neyi vaad ettikleri güncelliğin tartışmalarına düştüğünde bugünün anketlerinin tutun ki papucu dama atılır. Yerlerine seçime uygun olanı yer alır. Onun da içinde her halde iktidar oluşunun avantajını tepe tepe kullanacak bugünün CTP hükümetinin yeni taktikleri, ötesi siyasi partilerin de zamana zemine uygun propagandaları olur.
Biz son anketin CTP’yi tepetaklak edip, UBP’yi öne geçirdiğinin sonucuna bu nedenle ciddiyetin değer yargısını koyamıyoruz.
Ancak ortada bir gerçek var, zaten anket bunu özellikle vurgulayıp “bugün seçim olsa” diyor. Olsaydı evet CTP ile ÖRP’ün başına karlar yağacaktı. Tutun ki etki tepkiler sonucunda UBP’ye de gün doğacaktı. Hah, işte biz bunun üzerinde daha çok duruyoruz.
VE UBP CEPHESİ DİYORUZ: Kadem hem kendisi hem de Simerini gazetesi için anket yapıyor. Tutun ki bu anketlerde UBP’nin yıldızı parlak çıkıyor. Ve tabi ki sorulası oluyor: Önümüzdeki seçimlerde UBP, CTP ve ÖRP’den ne kapacaktır?
Ekleyelim: Bir. CTP’nin hükümet olarak başarısızlığına ve yarattığı sıkıntılara karşın UBP, KKTC siyasetiyle sosyo ekonomik olgulardan nasıl ve hangi politik argümanlarla yararlanacaktır? İki. CTP iktidarının ankete de yansıyan düşüşünde ana muhalefet partisi durumundaki UBP’nin ne kadar payı vardır, etkisi ne olmuştur? Üç. Ankete yansıyan birinci parti oluş üstünlüğünü, büyük halk kitlelerine yansıttığı “kurtarıcı parti umudundan” dolayı mı kazanmıştır yoksa seçmen dediğimiz yurttaşların çaresizliğinden doğan bir tercih sonucunda avantadan mı elde etmiştir?
Bu sorulara tutun ki “bugün seçim olsaydı” vurgusuna lök gibi oturan cevapları bulunabilir. Ancak seçim döneminde bugünün muhalefet rahatlığını bulmak mümkün olmaz! (UBP’nin bunları ne kadar dikkate aldığını, CTP’nin oylarını ke
ndi muhalefet işleviyle eritip eritmediğini, özellikle bugünkü hükümete hoşnutsuz bakan sermaye kesiminden partiye nasıl oy kaydırması yapılacağıyla yaratılan sosyo ekonomik kaosa karşılık nasıl çözüm alternatifleri koyacağını, kısaca stratejisinin ne olduğunu ve bu konularda çalışılıp çalışılmadığını elbette ki bilmiyoruz. Buna karşın yeter ki Ertuğruloğlu’lu UBP bilsin diyoruz!)
NE VAR Kİ UBP DAHA İÇİNİ BİLE TEMİZLEMEDİ: Hâlâ Eroğlu handikapı sürüyor. Kısaca adam yeniden ortalara fırlamış, UBP’ye baş olmak için kıyasıya uğraşıyor ve demokratik hakkıdır deniyor. Hayır değildir! Hatta hiç hakkı değildir! Çünkü Eroğlu başkanlığında bir UBP demek, “eski UBP” demektir. Kapsamında, yeniden sıralamaya gerek yok, Eroğlu’lu UBP iktidarı olarak yıkıp viran edilen bir KKTC, dağıtılan bir parti, Denktaş’a yönelik kavga ve sonucunda, Eroğlu tarafından altı oyulduğu için görevini Talat’a teslim etmek zorunda bırakılan bir Denktaş vardır.
Artı, on altı yıllık Eroğlu başbakanlığına karşın eriyen bir UBP! Ve tüm bu partisel açmazlar sonucunda CTP’ye hediye edilen iktidar!
Bir politikacı tüm bu başarısızlıklara karşın ve hâlâ “milletin kurtarıcısı olacağım” diyerek yeniden sahneye çıkar mı? Eroğlu çıkar!
Ya Ertuğruloğlu? En azından seçim satkı mailine girildiğinde “işte yeni UBP diyecek” politik şansa sahiptir. “Yeni kadrolarım, yeni ekonomik planlarım, yeni Kıbrıs siyasetim” diyebileceği gibi. (Var mı Eroğlu’nun böyle şansı?)
NE DİYORDUK: Gerçi bu sorunları daha çok konuşacağız da kısaca yazalım: “UBP eğer seçime giderken evini temizlemez, sen-ben kavgasına son verecek partisel bütünselliğe varmazsa seçim meçim kazanmaz, anketin yüzünü karaya çalar!