Nihayet anlaşıldı ki Hristofyas’lı Güney’in çözümden anladığı, Kuzey’in mevcut Kıbrıs Cumhuriyetine iltihak etmesidir. Zaten bunu kaç zamandır yazıyorduk, nihayet sözcü Erçakıca da Rum niyetinin bu olduğunu açıkladı.
Tabi ki kör gözüne parmağım, “gelin GKRY’nin şemsiyesi altına girin” demiyorlar, 1960’a dönüşü esas alıyorlar. Zaten o da Rum çoğunluğu içinde azınlıktaki Türk halkına verilen bazı haklarla “üniter Kıbrıs” olarak anılıyordu. Sanıldıydı ki böyle bir anlaşmayla vaziyetler idare edilecek. Tutmadıydı!
Şimdi değil mi Sn. Talat görüşmeleri koparmadan ve masadan kaçan taraf olmamak için tek egemenlik, tek yurttaşlık dolayısıyle uluslar arası tek kimlik önerisini kabul ettiydi. Hristofyas işte şimdilerde bunu tepe tepe kullanıyor ve “başka anlaştık, Talat başka söylüyor” diyerek akde vefası olmadığının şikâyetini yapıyor!
Kaldı ki bugüne dek süregelen görüşmelerde anlaşmaya varılamadı denilen konular, varılanlardan çok fazla. Ki içlerinde “federal sistemin” şekli de var mülk sorunu da.
Kısaca ve bir defa daha anlıyoruz ki çözüme ulaşmak kolay olmayacaktır. Ha “olabilir” düşüncesi ile dış dünyanın irili ufaklı ülkelerine efkâr basmış ki en yenisi “The Elders” denilen “İhtiyarlar Heyeti.” Onların da aşta tuzu olsun kabilinden, Başpiskoposlardan eski ABD cumhurbaşkanlarına kadar hatırı sayılır kalantorlardan oluşan bir grupla adaya gelip durumu yakından gördüler, barış çağrıları yaptılar. Zaten işleri bu! Yapmasalardı görevlerini kaytarmış olurlardı. Etkileri mi? Sayın bakalım bu Kıbrıs kaç BM’ler sekreteri yedi, kaç ülkenin aracılığını fiyaskoya mahkum etti. Ve ada içinde kaç Türk kaç Rum lideri eskitti!
EROĞLU HARİÇ: Maşallah şarap gibi yıllandıkça yenileniyor. Geçtiğimiz gün UBP başkanlığına kesinlikle yeniden aday olduğunu açıklarken para ile satın alınamayacak tek şeyin “tecrübe” olduğunu söyledi.
Geçmişte çok yazdıktı. O “tecrübe” dediklerini UBP’yi tüketerek kazandıydı! O zaman ne menem politika tecrübesi olduğuyla kıymet’i harbiyesinin kaç para ettiğini hiç sormayacağız. Çünkü gerçekte yirmi yılı aşkın UBP iktidarları döneminde hep başrol oynamış Eroğlu, evet bir “politikacıdır!” Kimsenin “hayır değil” diyecek halleri de yoktur. Zaten biz de “eskimişliğini” hatırlatırken “politikacı” değilsin demiyoruz. “Başarı ve başarısızlıklarını” tarttığımız düşüncelerde, “artık aradan çekil de UBP değişen siyasi ve sosyo ekonomik koşullara uygunluğunca daha gençten liderlerle yoluna devam etsin” diyoruz. Ki CTP rahmetlik Özker Özgür’ü yediydi bu nedenden dolayı. Rahmetlik Miroğlu’nu bu nedenlerden kaptırdıydı UBP’ye. Sabahattin’le yol ayırımına bunun için düştüydü.
Ve kırk yılın lideri Denktaş bu değişim nedeniyle aday olmadıydı Cumhurbaşkanlığına.
Hele Rum tarafına bakıla. Makarios’dan, Kleridis’den, Kiprianu, Vasiliu’dan, Papadopulos’dan geçerek geldi Hristofyas’a. Hep gerekli görülen değişimler nedeniyle…
Eroğlu değişmedi! Hayırlısı olsun. Eğer UBP camiası layık görürse yeniden başına “baş” yapar. Fakat önemli olan KKTC’nin “başına” layık “başkan” olmaktır. Ki eski karnesinde bu değerlendirme notları hep kırıktır.
Diyelim ve ekleyelim. Eroğlu iyi kulisçidir. Demokratik hakkıdır, UBP başkanlığını yeniden kazanır mı kazanır. Amma ve lakin UBP, onca yıl uğraştığı halde Eroğlu tümünü ufalayamadıydı, işte o zaman bir kez daha dağılıp kırılır. Bizim bildiğimiz de bu!