Yeni moda sirtaki öğrenmek bir, cadılar bayramında cadı olmak iki!
Şimdi tutun bunları kuyruğundan “kimlik arayışı” kılıfına sokun. Yahut sapını “kültür” diye koyduktan sonra “beynelminel” markasıyla yutturun.
Fakat ötede memleketin eğitim öğreniminden en az “Bakanlığı” kadar sorumlu olan öğretmenlerin sendikası kurmayları çıksınlar ve desinler ki “bir yandan okullarımızdaki yüzde 31 oranındaki TC kökenli öğrenciler ötede Türkiye’den getirtilip okutulan kitapları, KKTC’yi kültür yönünden yozlaştırmakta ve Türkiye Kıbrıs Türkü’nü bu sistematik içinde asimile etmeye çalışmaktadır.”
O zaman soralım: Senin ne menem bir Kıbrıslı Türk kültürün vardır ki alt kültürden gelen azınlıklara yenik düşmektedir? Bu nasıl bir kültür ve yapısal naturadır ki “içindeki unsurları” etkileyip değiştirmek yerine kendisi etkilenip değişmektedir? Neyse “sirtakiyle cadılar bayramı tamam, kültüre yeni kültürler katmaya devam!”
BU DA BATMA MODASI: Müteahitler Birliği Başkanı Gürcafer başından beri İsa’ya Musa’ya yaranamıyor, iki cami arasında bînamaz, son açıklaması şu oluyor: “Eğer önlem alınmazsa 2009’da batarız…” Oysa bildiğimizce Gürcafer inşaat sektörünü 2008 de “battık” feryatlarında çok batırdıydı. Şimdi ve her halde artık “batıracak” yanı kalmadı, tümünü kurtarıp yeni moda “batacak” müjdesinde 2009’a erteledi!
SİYASET MODASINA GELİNCE: Hoca “eski ay’ı kırpar kırpar yıldız yaparlar” derdi. Son yıldız “Eroğlu!” Bazılarına göre “cayır cayır UBP’nin başkanlığına koşuyor. Ve tabi hatırlatıyor: “UBP’yi bitirdikten sonra çatır çatır gittiydi!” Demek modası geçmedi şimdi cayırdatarak gelecek.
Fakat son moda siyaset bombasını Serdar Denktaşlı DP patlattı. Adına “tarihi öneriler” koydukları muhtıra esamesindeki açıklamalarıyla “global krize” karşı alınacak önlemleri ortaya koydu. Her ne kadar kuru muhalefet eleştirilerini aşıp, ulusal kaygıları paylaşmak yönünden öteki siyasi partilere fark atmışsa da bugün canımız öyle istediği için “moda” kısmını yazacağız.
Öneriler derhal bir kriz masası kurulması ve Hükümetin istifa etmesi üzerine oturmuş, “böylesi bir durumda Meclise gireriz” denmiş!
Moda neresinde diye sual edilecek olursa, “kör gözüne parmağında” deriz. Eğer Serdarlı DP Soyerli Hükümeti kandırırsa hem Meclise dönecek hem de yeniden yapılanmaya gidilmelidir dendiği yerde belki yeni bir Hükümete avantadan ortak bile olacak. Politika hayatımızda hiç böylesi açıkgözlük modası görülmediydi!
AB MODASI: Rehn’den biliyoruz. Diyor ki “birleşik bir Kıbrıs birliğinin, özgürlük, demokrasi, hukuk devleti kuruluş ilkelerine saygı gösterildiği, tek sesle konuşabildiği ve AB üyeliği yükümlülüklerini uyguladığı sürece iki toplum tarafından mutabakata varılacak her hangi bir çözümü kabul ederiz…” Adama bu güne kadar bunlar söylendiydi, o da tekrar ediyor ve zannediyor ki Kıbrıs’ta çözüm modası budur!
ABD’NİNKİ DAHA VURGULU: Güney’deki elçisi Urbancic “birleşme sert ve acılı olacak” dedi!
Oooo! Biz de zannediyorduk ki “birleşme” dedikleri her iki halka refah ve saadet getirecek, şeker lokum gibi çözüm olacak, yala yala bitmeyecek. Şimdi “kes bir acılı” oluverdi! Tutun ki bu da Amerikan modası çözüm anlayışı, ki Irak’tan, Afganistan’dan, öncesi Kore Vietnam’dan bizzat biliyorlar! Neyse yeni modalar dileklerimizle diyelim…