Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosunda “Yeni Sivil Anayasa ve Kürt Sorunu” başlıklı bir toplantı düzenlendi. Sosyal Demokratlar, Liberaller ve Yeşillerin birlikte düzenlediği toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisinde sandalyesi bulunan partilerle bazı Kürt grupları davet edildi.
Ne var ki, AKP, CHP ve MHP toplantıya katılmayı reddettiler. Açılış konuşmasını Olli Rehn’in yaptığı toplantıya DTP’den Ahmet Kürt ile bazı milletvekillerinin dışında, Şerafettin Elçi ve Seradar Bucak konuşmacı olarak katılırken, gazeteci Hasan Cemal ile Cengiz Çandar’ın yanı sıra anayasa hukukçusu Serap Yazıcı da konuşmacı olarak toplantıda hazır bulundular.
Yeni bir anayasa hazırlığı içinde bulunan Türkiye’de Kürt sorununa siyasi bir çözüm bulmak için nelere dikkat edilmeli sorusuna odaklanan toplantıda ortaya atılan görüşler, sorunun çözümünün hiç de kolay olmadığını açıkça gösterdi.
Öncelikle Kürt cephesinde ortak bir görüşün olmadığı dikkat çekiciydi. Bazı konuşmacılar “federal bir devlet düzeni” kurulmasını savunurken, bazıları da “demokratik özerklikten” söz ettiler. DTP’den Ahmet Türk kendilerini “cüzzamlı” muamelesi yapıldığından dert yanarak “farklı kültürel aidiyetlerin özgürce ifade edilebileceği demokratik bir düzen istiyoruz” şeklinde konuştu.
Anayasada yer alacak “tek millet” kavramının sorunları çözmeyeceğini vurgulayan Türk, Fransa ve Almanya’nın Türkiye’nin AB üyelik sürecinde samimi olmalarını da istedi. Türkiye’yi AB dışında bırakmanın ülkeyi milliyetçiliğin kucağına atmak anlamına geleceğini de vurgulayan Ahmet Türk, bu durumun Kürt sorununun çözümünü daha da zorlaştıracağını ileri sürdü.
Gazeteci Hasan Cemal ise PKK’nın silah bırakmasının şart, hatta “ön şart” olduğunu, bunun için de Kürt elitinin PKK’ya baskı yapması gerektiğini savundu.
Türkiye’nin “sivil operasyon” yaparak Kürt meselesinin çözümü için seferberlik içinde olması gerektiğini de belirten Cemal, Türkiye’nin AB ipine asılmasının AB’nin de Türkiye’ye karşı dürüst davranmasının fevkalede önemli olduğunu söyledi.
Cengiz Çandar, Birinci Dünya Savaşından sonra Kürtlerin kendilerinin saymadıkları ve benimsemedikleri devletlerin idaresi altında yaşadıklarını ve ya kendi devletlerini kuracaklarını, ya da benimseyebilecekleri bir devlet ortamı içinde yaşayacaklarını belirtti.
Özellikle İrak’ta yaşanılan gelişmelerden sonra Türkiye’nin Kürtlerin de benimseyebileceği bir devlet haline gelmesinin son derece önemli olduğunu belirten Çandar, bunun için üç esaslı değişikliğin yapılması gerektiğini ileri sürdü: Yerel Yönetimleri güçlendirmek, Kültürel Çoğulculuğa geçmek ve Vatandaşlık Kavramını yeniden düzenlemek!
Türk siyaset adamlarının toplantıya katılmamaları konu etrafında ayrıntılı bir tartışma ortamının gelişmesini engelledi ama hem Kürtlerin kendi aralarında görüş ayrılıkları olduğu, hem de resmi Türk tezlerine karşı çıkan Cengiz Çandar ve Hasan Cemal gibi Türk aydınlarıyla bile pek fazla anlaşamadıkları hesaba katılırsa, Kürt sorununun siyasi bir çözüme kavuşturulması için ortak bir zeminde buluşmanın şimdilik pek mümkün olmadığı anlaşılıyor.
Belli ki, Türkiye Kürt sorununu daha uzun bir süre tartışmak zorunda kalacaktır. Kanımca bu noktada önemli olan yeni anayasanın özgür bir tartışma ortamına olanak sağlamasıdır. Çünkü özgür tartışma ortamı olmadan sorunlara çözüm üretmek mümkün değildir.