Dimitris Hıristofyas’ın Federal Çözüm Kampanyası ve Özeleştirinin Önemi Üstüne
“Çözüm sürecinde tarafların bugüne kadar yapılan müzakere ve hazırlık çalışmalarından bazı unsurları gündeme getirmeleri doğaldır. Ben, Sayın Talat’a bazı unsurları, hatta Annan Planının bazı noktalarını gündeme getirmesini yasaklayamam. Bu, dogmatik bir yaklaşım ve çözüm konusunda iradesizlik olurdu. Ancak o da bana başka şeyleri, hatta Annan Planının bazı olumlu taraflarını -ben Annan Planının sadece olumsuz unsurlar içerdiği görüşünde değilim- gündeme getirmemi yasaklayamaz. Burada soru şudur: görüşmelerin zemini Annan Planı mı? Kıbrıs Türk tarafı da dâhil olmak üzere, bazı çevreler bunu istiyor. Ancak durum bu değildir. Herkese çok net biçimde söylenmiştir ki, müzakereler Annan Planı temelinde yürütülemez. Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulacağı bir zemin vardır ve bu Annan Planı değildir. Zemin BM Kararları, Yüksek Düzey Anlaşmaları, hatta ve hatta 8 Temmuz Mutabakatıdır. İki bölgeli, iki toplumlu federal devlet formülünden ne biz, ne de Kıbrıs Türk tarafı kaçabilir. İki toplumun buluştuğu nokta budur. Ortak payda budur.”
Yukarıdaki görüşler Dimitris Hıristofyas’ın 14 Nisan 2008 tarihinde Simerini gazetesine verdiği mülakatta dile getirilmiştir. Hıristofyas, Kıbrıs Rum toplumuna, hem de Simerini gibi federal çözüm karşıtı bir gazete aracılığıyla, federal çözümden kaçış olamayacağını açıkça söylüyor.
Bunu önemsiyorum. Yorgos Vasiliou ve Glafkos Kliridis dönemi de dâhil olmak üzere, hiç bir dönemde Kıbrıs Rum toplumuna federal çözümü kabul etmek için bu açıklıkta bir çağırı yapılmamıştır.
Dimitris Hıristoyas bunun da ötesine geçerek, eğitim bakanlığı aracılığıyla federal çözüm konusunda okullarda öğrencilere ve genel olarak kamuoyuna bilgi verilmesini gündeme getirdi ve bu açılımında DİSİ’den de tam destek buldu. Nitekim Temsilciler Meclisi’nin eğitim komitesi başkanı DİSİ’li Nikos Tornaridis yaptığı açıklamalarla bu girişimi selamladı ve bu konuda geç bile kalındığını söyledi.
Bu konuda geç, hem de çok geç kalındığı bir gerçektir. Kıbrıs Rum toplumu federal çözüm konusunda hiç bir zaman aydınlatılmamış ve iki-bölgeli, iki toplumlu federal devlet düzeninin ne anlama geldiği halka hiç bir zaman anlatılmamıştır. Nitekim bu durum Kofi Annan’ın dikkatinden kaçmamış ve 2003 tarihinde Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Kıbrıs raporunda bu noktanın altını çizmiştir. Kofi Annan’a göre, Kıbrıs Rum liderliği Kıbrıs Rum toplumunu çözüm ve uzlaşmaya hazırlamamıştı ve önemli bir eksiklikti.
Dimitris Hıristofyas’ın böyle bir “aydınlatma kampanyası” başlatması son derece yerinde bir girişim olur. Ne var ki, Kıbrıs Rum toplumunu federal çözüm modeline hazırlamak için öncelikle Kıbrıs’ın yakın tarihini masaya yatırmak ve yakın tarihe özeleştirel bir tavırla yaklaşmak kaçınılmazdır. Helen milliyetçiliğinin Kıbrıs adasını bir “Helen adası” olarak düşlemesi, daha sonra gelişen Kıbrıs Rum milliyetçiliğinin ise Kıbrıs Cumhuriyetini bir “Kıbrıs Rum devleti” olarak algılamasının Kıbrıslı Türkleri dışladığı ve her iki akıma karşı Kıbrıslı Türklerin direndiği ve bu direnme süreçlerinde siyasi eşitliği kimliğine ve Kıbrıs tarihine kazıdığı anlaşılmadan, Kıbrıs’ta federal bir devlet modelinin tarihsel dayanakları anlatılamaz. Bugüne kadar yapıldığı gibi federal çözümü “15 Temmuz İhaneti ve Türk İşgalinin sonucunda ortaya çıkan acı bir uzlaşma” olarak sunan yaklaşım, ne tarihsel olarak doğrudur, ne de FEDERAL ETİK temelinde yeni bir siyasi kültürün oluşmasına yardımcı olabilir. Bu yüzden federal çözümü teşvik edici bir aydınlatma kampanyası, aynı zamanda yakın tarihin sorgulanacağı bir kampanya olmak zorundadır. Aksi halde, bugüne kadar “acı bir uzlaşma” olarak anlaşılan federasyon için “acı çekmek” istemeyecek olan geniş halk kitleleri dün olduğu gibi yarın da harekete geçirilebilir.