Demokratik seçimle geleni yargı manevralarıyla düşürmeye çalışanlar Türkiye’ye zarar veriyorlar. Bugüne kadar “AKP’yi eleştiren” bir kişi olarak tanınan ben “artık AKP’li diye suçlanır” oldum bazı çevreler tarafından. Nedeni ise “demokrasiye sahip çıkmam”. Türkiye’de AKP’ye karşı muhalefeti beceremeyenler ve AKP’nin neredeyse Sosyalist Enternasyonal’e üye olmasının tartışıldığı ortamın sorumluları şimdi de “kapatma davalarından medet umuyorlar”.
Gerekirse “demokrasinin ayaklar altına alınmasına da” göz yumarak üstelik. Ancak söz konusu olan sadece Türkiye’nin son yıllarda bin bir güçlükle çeki düzen verilen “demokratik yapısı” değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceği!
Bu kapatma davası sevdalıları eğer başarılı olurlarsa Türkiye’nin AB üyeliği de artık “rüya bile olamayacak”. Türkiye’yi sevdiğini iddia edenler nasıl olur da iktidar hırsıyla Türkiye’nin ancak AB ile mümkün olan parlak geleceğini ve buna paralel olarak ekonomik gelişmesini feda edebilirler, inanılacak gibi değil!
İşte size Brüksel’de durum. Üstelik bu berbat gidişatı tespit etmek için benim gibi bir Avrupa politikacısı olma avantajı ile bilgi toplamaya da gerek yok. Brüksel’de çok başarılı gazetecilik yapan dostum Vakur Kaya’nın www.abhaber.com sitesini takip etmek yeterli.
Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ülkelerin hükümetleri ve en önemlisi Türkiye’nin AB üyeliği karşıtları sürekli bu gelişmeleri izlemekteler. Fransa’nın dönem başkanlığına ısındığı ve Sarkozy’nin normal koşullarda bile “önemsiz” müzakere başlıkları dışında hiç bir müzakere başlığına izin vermemek üzerine bir “Türkiye karşıtı strateji” hazırlığı içinde olduğunun kapalı kapılar ardında konuşulduğu bu günlerde artık Türkiye dostları bile sert açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar.
Olli Rehn, Anayasa Mahkemesi'nin, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin iddianameyi kabulünden dolayı kaygı duyduğunu açıkladı. Siyasal partilerin yasaklanması veya feshedilmesinin, kapsamlı sonuçları olan ve azami itidal gösterilmesi gereken bir önlem olduğunu kaydeden Rehn bu davada haklı bir durum görmediğinin de altını çizdi. Rehn, siyasal konuların mahkeme salonlarında değil, parlamentolarda demokratik yollarla tartışılması gerektiğine işaret eden uyarısını yineledi.
Gelinen noktada Türkiye'de parti kapatma olayları yaşanırsa müzakereler kesilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu da hatırlatmayı ihmal etmedi.
AP Türkiye raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat Ria Oomen- Ruijten de açık bir şekilde bu davanın ve sonuçlarının müzakere süreci açısından “tamiri imkansız sorunlara” neden olacağını belirtti. AP’de Türkiye Raporu tartışılırken bunun ne anlama geldiğini çok iyi göreceğiz. Son yıllarda bin bir çabayla oldukça iyi bir konuma getirilen Türkiye’nin imajı bu kapatma davası ile gene eski günlerine dönmeye aday!
Bu kapatma davasını Türkiye’nin başına bela edenler aynı zamanda Türkiye’nin her alanda elini güçsüzleştirerek zayıf düşürmekteler!
Bu davanın sonuçlarından tanrı Türkiye’yi ve aynı şekilde Kuzey Kıbrıs’ı korusun!