Bugün gurur günümüz:
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 25 yaşında
“Vatan elden gidince kıymete biner”! Kleridis’in “Anılarım” isimli kitabın 207 nci sayfasında resmen doğruladığı ve Makarios Başkanlığında 1960-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum ortaklarınca hazırlanan “Akridas Plânı” gereği yer alan silâhlı saldırıyı yaşayanlar, vatansızlığı,güvence yokluğunu iyi bilirler.Bu saldırıların sonunda 15 yılda 2800 Şehit bilâncosu önünüze konduğunda nereden nereye geldiğinizin hesabını bile yapmaktan aciz kalırsınız.
Eğer “Türkiye” gibi güçlü bir Anavatan, Türk Ordusu gibi bir güç sizi korumazsa...Mücahit olarak 11 yıl silâh elde bu toprakları savunur ve Mehmetcik yanınıza koşmazsa, o zaman vatan toprağının bir anda nasıl buharlaştığına, tarihin filmi geri sarıp sana Girit’i yeniden yaşattığına tanık olursunuz...Bugünün güven ve güneşli günlerine bakıp aldanmayınız. Anavatan Türkiye dışındaki güçler masa başında altınızdaki halıyı çekme kararı alırsa, Kıbrıs Türkü canını kurtarmak için yeniden yollara düşer, göç yolları tıkar...Refaha ve rahatlığa ve de AB’nin parasal rüşvetine bakarak ahkam kesmeyiniz...
&&&
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ, bir anlık kararın,benliğimizi saran heyecanın eseri değildir.O günlerde UBP-DHP Ortaklık Hükümetinin DHP kanadının Genel Başkanı ve Bakan olarak en ağır sorumlukları yüklenerek, halkımızı, kalıcı barışa,güvene ve refaha taşıdık. O günlerde yayınlamakta olduğum KKTC’nin en çok satan günlük gazetesi KIBRIS POSTASI, yazarı, çizeri, yönetmen ve baskıcıları ile “Bağımsızlık ilânına” başkoyarak tarih yazdılar. Halkımın nabzı orada attı. Egemenlik, özgürlkük ve bağımsızlığa nasıl sahiplenildiği orada kayıtlıdır.Kimse bu dev kararı,dev adımı küçümsemesin. Kimse tanınma veya tanınmama çemberinde kaybolmasın. Devletin varsa vardır. Tanıma öteki devletlerin çıkarına denklikten başka birşey değildir.Bu yalan içinde boğulmayalım. Çünkü KKTC, ucu BM’ye dayanan bir baskının gerekli son adımıdır.
&&&
İşte tarihi gerçekler: Rum Lider Kipriyanu 1983 yılında aklına göre son adımı atmakta karralı idi. BM Genel Sekreteri Waldheim’ın her önerisini bunun için reddetti ve BM Genel Kurulundan işine yarayan karar çıkartmaya kalkttı. Bunu da başardı. “Tarafsızlar kampına” dahil ülkeler ve Sovyet Bloku ona destek verdi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 13 Mayıs 1983 günü Rum ve Yunan lobisinin girişimi ile karar aldı: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, tüm adada, egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve üniter yapısının korunması, ada’daki “işgal ordusu”nun derhâl çekilmesi ve mültecilerin (Rum göçmenlerin) “isteğe bağlı olarak” geri dönmeleri gerektiği... ”.
Karara karşı Türkiye, Pakistan, Bangladeş, Malezya ve Somali oy kullandı. Acıdır ama Arap ve geriye kalan islam ülkeleri Rumları desteklediler. Kıbrıs Türkünün ortaklığı,hak ve hukuku dikkate alınmadı ve 1960 antlaşmaları nerede ise askıya alındı.
Bunun üzerine KTFD Hükümeti olarak özel toplantı yaptık. KTFD Başkanı Rauf Denktaş, 16 Mayıs 1983 tarihinde yaptığı bir açıklamada “Kıbrıs Türklerinin kendi geleceklerini tayin etmek hakkı” olduğunu belirtti. 17 Haziran 1983’de Federe Meclis özel bir karar aldı. Bu karar Kıbrıs Türk’ünün “Self determinasyon hakkını” yani “Kendi kaderini belirleme hakkını” ilân ediyor ve bağımsızlık yolunda adım atılacağını işaret ediyordu:
“Kıbrıs Türk Halkı kendi kaderini bizzat kendisinin belirlemesi hakkına (self-determinasyon) sahiptir. Bu hak hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.”
BM , bunun üzerine 541 sayılı kararı aldı ve Kıbrıs Türk Halkını esaret altına itti.Bu bardağı taşırdı. Hükümet, Cumhurbaşkanını destekleyen kararı aldı ve gizli olarak KKTC’nin ilanı için gereken girişimleri başlattı. Atatürk meydanında bugüne kadar görülmemiş bir katılımla iki miting düzenlendi ve Cumhurbaşkanına , Hükümet ve Meclis, “Bağımsızlık ilân politikasına” destek verdi.
Hükümet 3 ay boyunca hazılık yaptı. Gıda, yakıt ve su stoğu yaptı.Gerekirse tanker gemilerle GaziMağusa limanına su taşınmasını plânladı.Güvenlik alarmı en yüksek seviyeye taşındı...Ve...
&&&
12 Kasım 1983 sabahı Cumhurbaşkanlığında Sayın Denktaş, Meclis Başkanı Konuk, Başbakan Çağatay ve Hükümetin ortak Partisi DHP Genel Başknı ve Bakan olarak benim dahil olduğum bir toplantı yaptık. Gereken kişi ve kurumları ziyaret ve bilgi aktarma kararı aldık.Hazılıklar 15 Kasım’a kadar tamamlanacaktı.
Ve 14 Kasım 1983 akşamı 20.00’de Hükümetin kararı ile dünya ile her türlü bağ kesildi.Giriş çıkışlar yasaklandı.Çünkü Cumhurbaşkanı Denktaş,Milletvekillerini ağırlıyor ve “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz” kararını açıklıyor, Bağımsızlılk kararını imzaya açıyordu...
Ertesi sabah kimi gönüllü, kimi kerhen, imza veren milletvekilleri, Mecliste toplandılar...Gerisi kısa sürdü: “Kabul edenler...Etm”yenler...Oybirliği ile Kabul edilmiştir”.
O sırada dışta bando “Dağ başını duman almış” marşını çalıyordu. Daha sonra “Mücahitler marşı” işitildi.Bağımsız devlet ilânı tamamlanmıştı...Sevinç gözyaşı döküyorduk...
&&&
25 yıl sonra içten ve dıştan, devleti yıkma girişimleri sürmektedir. Ancak gerçek olan KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ yaşayan bir varlıktır ve dimdik ayaktadır...Yine mücadele içindeyiz...