“Dün 15 Kasım-KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’nin 25 nci yılını kutladık.Bir yandan Cumhuriyetimiizn defterinin dürülmesi istenirken öte yanda da bizler bun u korumak ve kollamak için mücadele ed.yoruz.Resmi kutlama programına alınmadığımız için MİLLİ KONSEY olarak Lefkoşa’da Meclis önünden Atatürk anıtına kadar kutlama,Cumhuriyete bağlılık ve protetso yürüyüşü yaptık.”Devlete olan bağlılığımızı ve yıktırmayacağımızı” ilân ettik.Bu yürüyüşe gazetede haberi okuyup katılanlar şunlar: KKTC’yi ilan edenler, Kurucu Meclis üyeleri, Başbakan ve Bakanlık yapanlar,Milletvekilleri ,TMT Mensupları,Barış Harekatı Gazileri,bazı Komutanlar ve KKTC’ye gönül veren gönüllüler. Orada “Davaya bağlılık MANİFESTO’muzu Sayın Veziroğlu okudu.Milli Mücadele Lideri ve Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş katılanlara teşekkür edip kutladı.
Dün yine bir gazete daha hayatımıza girdi. “Halkın Sesi” tesislernde basılan bu gazetenin adı MİLLİ HAKİMİYET…Bu gazetede Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yazdığı yazı vardır.Onun için bu köşeye alıyorum.
“ Hakimiyet-i Milliye”, Mustafa Kemâl Atatürk’ün, bizzat ismini koyduğu Anadolu Kurtuluş Savaşının meşalesidir. O meşale,çorak Anadolu kenti Ankara’dan koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti’ni sırtlayıp çıkardı.
İşte bugün, dış ve iç mihraklar tarafından itilerek-kakılarak, kazanmak veya kaybetmek noktasına getirilen KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’ne güç katmak için “Hakimiyeti Milliye” Kıbrıs’ta hayata geçiyor. Herşey özgürlük, bağımsızlık ve egemenliğimiz için…Herşey, “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin” ebediyen yaşaması için…
Mustafa Kemâl Atatürk, mücadeleye ilk adımını atarken “Hakimiyeti Milliye” ismindeki gazetenin yayını için emir vermişti. Bunun nedenini de kendisi ilk günkü sayıdaki makalesinde belirmişti.İşte o günü,o günün sıkıntılarını ve sorunlarını yansıtan MUSTAFA KEMAL’in o yazısından alıntılar:
"Bugünden itibaren yayınlanan ve sütunlarında bütün Anadolu ile onu alâkadar eden muhitlerin, ahvâl ve hadiselerini ihtiva edecek olan gazeteye bu adı tesadüf olarak vermedik.Gazetemizin ismi, aynı zamanda takip edeceği mücadele yolunu da göstermektedir. Şu hâlde diyebiliriz ki “Hakimiyet-i Milliye”, MİLLİ HAKİMİYETİ müdafaa edecektir.
... EN BÜYÜK DÜŞMAN,DÜŞMANLARIN DÜŞMANI; ne filan, ne de falan
milletler; bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış bir saltanat hâlinde,bütün dünyaya hakim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu emperyalizmdir..."
"...artık,bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat,bizdede idrak ediliyor.Bu günlerde başımıza musallat edilen YUNAN, bütün düşman aleminin parçasından başka birşey değildir;daha doğrusu,kapitalizm saltanatının mazlum milletlere göndereceği son kuvvet,son ordudur.nitekim bundan önce,üzerimize ordular saldırmış olan düşmanlar,yine böle kapitalizm saltanatının ordularından başka bir şey değildi:moskof orduları,İtalyan orduları,Bulgar ve Yunan orduları;kısacası bütün düşmanlarımız,kapitalizm tarafından ayaklandırılırlardı.
".. sermaye,bu güne kadar dünyada yapılmış bütün fenalıkların yegane mübessibi,yegane mes'ulü idi;bu günde odur;eğer dünyayı süratle istila eden,kapitalizm alehtarlığı olmasaydı,bu zulüm yarında devam edecekti.çok şükür zulüm devrinin son günlerindeyiz.kapitalizm sadece falan veya filan milletin düşmanı değildir.bilakis bütün dünyanın,bütün milletlerin müşterek düşmanıdır:milletleri birbirine düşüren,kuvvet o;kardeş kanı döktüren fesatlar ondan;dünyayı kaplayan sefalenin müsebbibi;bütün insaniyeti ulmün yegane zalimi odur. "... bu zalimin başarılı olmak için,arada sırada başvurduğu savaşlar,yegane kuvvetleri;yegane sillahları değildir.bankalar onların en kuvvetli silahlarıdır ve milletleri bilhassa bu silahlarla mağlup eder. Memleketimize balkınız:reji'ler,duyumn-u umumiye'ler,kapitülasyonlar,limanlar ,şimendiferler,gemiler bütün mümesseler avrupa kapitalizmin bizi mahvetmek için senelerden beri kulladığı,şeytani makinanın parçalarıdır.
"...sadece bizim memleketimizde değil,yeryüzünde bu makina devam ettikçe,sadece biz değil bütün dünya,zulüm altında ezilecek, sefaket arşa çıkacak,insan felaketten felakete sürüklenencek.bize bugün,hudut itibariyle dünyanın en güzel,en hayale sığmaz barış şartlarını versele;kapitalizm dolabı memlekette,bugünkü şekilde kaldığı takdirde, yok olmamız muhakkaktır”.
Mustafa Kemal- 20 Temmuz 1920
Yıl 2008, dünya aynı dünya, koşullar aynı, düşman aynı düşman.Yine Avrupa’nın maşası…Biraz daha toprak kazanmak ve biraz daha yayılmak için…”Büyük ada” dediği Kibrıs’ı Yunan topraklarına 13 ncü ada olarak katabilmek için…Ardında Avrupa Birliği…
Türk Ulusu savaş alanında hep kazandı;masada hep kaybetti; ta ki LOZAN’a kadar. Masada büyük asker ve devlet adamı İsmet İnönü; onun arkasında dağ gibi Mustafa Kemal Atatürk vardı. İnönü’de Türkün yenilgisini zafere dönüştüren İnönü, Ata’nın desteği ile Lozan’da masada da yenilgimize de son verdi.
Şimdi sıra KKTC’de…Savaştan kazandık;devletimizi tescil ettik. Sıra özgürlük-basğızmlık-egemenliğe tam bağlı bir güçler olarak , Kıbrıs’ta da masada kazanmaya, “Devletimizi” sonsuza dek yaşatmaya geldi…
“Hakimiyeti Milliye”, bunun için yayın hayatına geçti. Milli Mücadele yolunda sizlerle omuz omuza, devletimizi, korumak ve kollamak görevini yerine getirecektir.