Bugün, yüreğinize ektiğiniz, onu umutlarınızla beslediğiniz ve yüreğinizi siper ettiğiniz “sevgi fidanı” için özel bir gündür.
Sizi,onunla karşılıklı müthiş bir ahenge ulaştıran ve farklılığı hissettiren duyguların fidanı.
Bir daha tekrarlanmayacak anlar yaşatırken, dünyanın, detaylarına inmeyi ve detaylarını görmeyi de öğretendir..
Hatta detaylardaki sorumluluğu üstlenmenin, aşka yüreklenmenin ve umut etmenin kokusunu salandır.
Sanki bir anda genetik kimliğin kodladığı bir başka insana dönüşürsünüz. İnsanın, kendi kendine tırmanıp inmesi gibidir, tıpkı güneşin doğuşuyla batışı arasındaki döngüye benzer.
Yaprakların ve çiçeklerin en ince kıvrımlarını, zerrelerini ve kendi içinde dizilişlerini görebilecek kadar detaylı bakmayı öğreniyor insan.
İçinizde doğan gökkuşağı sızıntılarını ve kimsenin farkettirmediği hava akımını bile farkettiriyor aşk.
Birçok şeye benzetebilirsiniz aşkı. Deniz dalgasındaki ahenge ve estetiğe de benzer aşk. Hele de köpürüp de kıyıya vuran haline.
Martıların yerine koyar insan kendini ve seven insan için hayat, “Kuş gibi yaşamaktır” Bütün duygularını, özlemlerini, umutlarını, hayallerini, hüzünlerini ve dertlerini kendi kanatları altına saklar.
Hayatı kaldırabilme gücü, verir aşk.
Yağmurlar yağmadan, ıslanma gücü,
Nergisleri toplamadan, koklama gücü,
Çamlara, dağlara dokunmadan, ulaşma gücü,
Avuçlamadan toprağı, koklama gücü,
Ve bir yerde olmadan, orada olabilme gücü veriyor aşk...
Ayrıca her durumda, mert ve korkusuz olmayı, yıkılmadan durmayı öğrenir insan..
Bugün bu duygulara sahip bütün özel insanlara;
Dünyanın bütün çiçeklerinden oluşan bir aroma hazırladım aperatif olarak.
Ve yüreğinize meze olsun diye, aklınızdaki yolculuğunuza sizi ulaştıracak, bir müzik koydum.
Masada, markası “sevgi” olan kırmızı bir şarap var.
Bardaklarınıza, sevgiyle birlikte, huzurla içmeye hasret olduklarınızı doldurun. Yüreğinizde birikenlerden acılı bir köfte olsa da bir köşede.
Karşınızdaki mutlaka, yüreğinizdeki olsun.
Parfümünüz “çam kokmalı” bugün.
Siz de benim gibi şöminede yakın beğenmediğiniz haberleriyle, sevmediğiniz o stress yaratan gazeteleri.
Hayallerinizi de çıkarın artık bavuldan, bütün sorunları bir kenara fırlatın ..
Yarın uyanacağınız o sabaha, bugünden huzur ayırın.
Ne demişler; Sabah uyandığında herkesin, sadece iki basit seçeneği vardır.
“Ya yeniden yatıp rüyaya dalmak veya uyanıp o rüyanın peşinde koşmak.”
Hayatın muhasebesini çıkardınız mı hiç?
Farkettiniz mi, çoğu zaman size değer verenleri ağlattığınızı ve size değer vermeyenler için de ağladığınızı? Kahrolası bitmek bilmez beklentiler var hep aklımızda, sevgiye zaman ayırmayı unutturan. Oysa ilişkileri dengede tutmaktır marifet..
Aşk değer vermektir. Vaktinde, zamanında ve anında değerini bilmek ve görmektir.
Aşık olmak, akan suyu seyre dalmak gibidir.. Onun için, her damlacıkta var olan yüreğindekinden başka bir görüntü yoktur. Ne o akan suda, ne de akan zamanda. Sokağa çıkmakla, eve dönmek arasında bir fark yoktur onun için..
Çünkü nereye gitse, onunla giden şeyler vardır.
Nereye otursa iki kişilik oturur, nereden kalksa iki kişi kalkar aşık olan insan.
Tutkuları, insanı esir alır bazen..
Hiç bir yağmur, onu “ruhundan yağanların” ıslattığı kadar ıslatamaz...
Yelkenlilerin denizdeki o heybetli duruşuna benzer hali, her rüzgara dayanıklı ve korkusuzdur yüreği...
Yüreğini sadece sevdiğinin gözleri önüne sermek için vardır hayatta.
Ya da onun gözlerinde sonsuza dek gezmektir hayali.
Arzuların ötesinde sessiz bir sesleniş var. Unutulmuşların dünyasından yankırcasına..
Korkuları ve çaresizlikleri uğurlar insan hayatından, aşk kapıdan girince...
Yüreğini, yüreğiyle gömenler olsa da bugün,
Yüreğini, yüreğiyle aydınlatanlar da var...
Unutup, usanmayacaksa eğer, sevmeli insan, Ve bir gün utanmayacaksa..
Yerçekimine inat, yerden kesilmeli ayakları, bırakmalı kavgaları ve uçmalı yüreğinin götürdüğü yere..Aşkın peşinden koşmalı.
Yağmurun dahi söndüremeyeceği bir ateş, rüzgarınsa durduramayacağı bir akımdır aşk. Gelin ; Bütün çicekleri kıskandırın bugün..
Yoğunluklarınız ve hüzünlerinizi kıvırın bir köşeye.
Bugün bir sessiz deniz kenarına atın kendinizi.
Mavilere sarılın bugün,
Güneşe dokunun bugün,
Bir kalbe sığdırın, sığmayacak kadar büyük sevgileri.
Bazen yaşadığımız derinliklere nasıl indiğimize inanmazken;
Duygularınıza geri tırmanmayı da öğrenin bugün..
İçinizin hakimi olun bugün.. Sakın içinizdeki kavgayı ölümle bitirenlerden olmayın !
Birini sevmek, ona yönelmek, okyanusa açılmak gibidir.
Her fırtınaya, her girdaba hazır olmaktır. Sonsuzluğa yol almaktır.
Sevgi;
Bir avuç yasemin uzattığınızda, ellerinin gözlerinin ve yüzünün nasıl gülebildiğini görebilmektir.
Her türlü olumsuzluğu, küskünlüğü, kırgınlığı ve kirliliği, “sevgi” ile olumlulaştırmayı, barıştırmayı, affettirmeyi ve temizlemeyi bilmeli insan.
Acı varsa da içerinizde, ne kadar karanlık olsa da yüreğiniz,
Mumların romantik gücünü kullanamayanlardan, olsanız da;
Belki de sadece gözlerinizle dokunup da aydınlatacağınız başka gözler olmalı.
Bugün korkusuzca ve özgürce “seni seviyorum” diyerek aydınlatın bütün karanlıkları.