Şu bir gerçek ki, her sorunun bir nedeni vardır. Sorunları çözmeye niyet edildiği anda, konuya doğru teşhis koymak gerekir.
“Çözüm”, “barış”, “uzlaşı” gibi sihirli sözcükleri, cümlelerde kullanarak dilimizden düşürmeyerek, sadece iyi niyet belirtmekten öte bir yere varamayacağımızı geçen zaman içerisinde sanırım hepimiz öğrendik.
Önemli olan, doğru teşhisi koyup “çözüm” için izlenecek yolu, doğru planlamaktır.
Burada doğru kelimesi, Kıbrıs’ta yaşayan iki halk tarafından farklı tanımlanabilir. Çünkü, bu iki halk, birbirinden farklı ırk olup, ayrı dil ve ayrı dini inaçlara sahiptirler.
Dünyada çözümde büyük rol oynayan ülkeler, bugüne kadar Kıbrıs’taki iki halktan sadece bir tarafın söylediklerini dikkate almışlar ve öyle değerlendirmişlerdir.
O halde en başta;
Çözüm yolunda, çok önemli bir rol üstlenen, BM’nin ve haliyle BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un da tarafsız bir şekilde problemi analiz etmesi, anlaması ve teşhisi doğru koyması gerekmektedir.
Bunu başarabilmesine yardımcı olmak ve bu konudaki duyarlılığımızı ortaya koymak amacıyle, KKTC halkının, güzel ve aydın kadınları, Kıbrıs konusunda, bugüne kadar yaşanan gerçekleri ve Kıbrıs Türk Halkının görüş ve isteklerini BM Genel Sekreteri Sayın Ban Ki-moon’a, duyurmak üzere “Aydın Kadınlar Platform’u” kurarak harekete geçmiştir.
Bugün bu amaçla, Ledra Palas’ta görevli BM yetkilisine, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’a iletilmek üzere, birçok kadın derneğinin de desteği ve yüzlerce bayanın imzasını taşıyan bir mektup teslim edilmiştir.
Mektupta;
“Yıllardır hakları gasbedilen ve her görüşme masasında iyi niyet gösterdiği halde uluslararası arenada hak ettiği yere konmayan;
Hatta söz verildiği halde ambargoların kaldırılmamasıyla, cezalandırılan taraf olarak, uğramış olduğumuz haksızlık;
Kıbrıs’ta tarihi sürecin gerçekleri;
Muhtemel bir anlaşma halinde oluşturulacak yeni statü için dikkate alınmasını istediğimiz hayati konuları ortaya koyduk;
Ayrıca, bu adada, 2 eşit halkın, 2 eşit egemen devletin varlığının kabulü ve anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamını” talep ettik.
Kadınlar olarak ümit ediyoruz ki; BM, AB ve diğer etkili taraflar, (artık) bundan böyle GKRY’nin tüm Kıbrıs’ın temsilcisi olmadığı gerçeğini kabul ederler. Ve yukarıdaki gerçekler ışığında, çözüm gişimlerinde desteklerini ortaya koyarlar.
Rum yönetimine tüm adanın yöneticisi gözüyle baktıkları ve Türkleri ambargolar altında ezmeye devam ettikleri sürece bir yere varılamayacağını anlamaları, Kıbrıs Rum’larını, Kıbrıs Türkleriyle eşit statüde bir anlaşmaya zorlamaları aksi taktirde KKTC’yi tanımaları gerektiği gerçeğini görmelerini dileriz.
Bu vesile ile Platform başkanı olarak, muhatap olduğum bütün bayanların Kıbrıs konusuna olan duyarlılığı ve ilgisi beni gerçekten çok etkiledi. 24 saat gibi kısa bir süre içerisinde, ulaşılabilen her bayan , mektubu okur okumaz, altında büyük bir heyecanla imza atmıştır. Bu yaklaşımları aslında birçok yazımda da çağrısını yaptığım “iç barış ve toplumsal hedef yönünde birlikteliğin” bayanlarımızda var olduğunu ve siyasi amaç güdmeyen ve bireysel çıkarlar içermeyen konularda tek yumruk olabileceğimizi gördüm. Bu yeni çözüm arayışı sürecinde, Kıbrıs Türk halkına yürekten güveniyorum.
Ümit edelim ki bu süreçte rol oynayacak dış güçler de Kıbrıs gerçeklerini görerek hareket ederler.