Önceki yazımda hayatımızdaki olumsuzluklardan bahsetmiştim ve gün boyu kesik olan elektrikler yüzünden, yazımı gazeteye ulaştırabilme sıkıntısı yaşadım. Sonunda bir şekilde yazımı gönderdim. Ancak yazım gazetemize ulaşamamış diye yayınlanmadı. Dolayısıyle de bugün sizlere olumsuzlukları değil, ülkemizdeki bilim kurumlarının, medyada da yer alan başarıları ile ilgili haberden yola çıkarak hem yorum yapmak hem de üniversitelerimize bir öneride bulunmak istedim.
Bugün için de olumlu yazı olur umarım...
Üniversitelerimiz, elbette ülkemizin hayat damarları gibidir. Birçok yazılı ve görsel basın organlarında da sürekli bahsedildiği gibi, her türlü imkanın var olduğu, kampüs ve binalar bakımından dünya standartlarını yakaladığımız bir gerçek. Işte bu gerçekten de yola çıkarak üniversitelerimizi esasta dünyayla yarışır hale getirecek noktalara bakalım.
Evet, kütüphaneler ve fakülteler, bina olarak, da içerik olarak da güzel. labarotuvarlar gelişmiş son sistem. İnanılmaz yatırımlar yapılmış. Öğrencilerimizin çok şanslı olduğu bir dönem yaşıyoruz.
Ama bir gerçek var ki, bunca yatırımlardan sonra üniversitelerimizden beklenen bu kadar güzel adımlardan sonra, hem kendi aralarında, hem de dünya üniversiteleriyle “bilim üretme” yarışına girmeye başlamalıdırlar.
Kıbrıs Türk halkı zor olanı başarma azmine sahip bir halktır
Elimizde bu kadar imkana sahip, altyapı zenginliği olan üniversiteler varken, neden bir Harvard’la, MIT’yle, Oxford’la, veya Cambridge’le yarışmayalım ?
Elbette birçok alanda her türlü izolasyonlara ve ambargolara rağmen binbir zorlukla, bazı başarılar elde ediyoruz ve bununla da milletce gurur duyuyoruz.
Ancak;
Bugünkü başarılar bir başlangıç olmalı ve bundan sonra gelecek olan başarılar için ağırlıklı olarak “eğitimde kaliteye” ve “bilgi üretimine” verilecek önem bizleri çok daha büyük başarılara taşıyacağı inancındayım.
Hemen hemen bütün üniversitlerimiz, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen dünyayla bağlantı kurmaya devam etmekte ve daha iyiyi yakalamak için de her türlü gayreti vermektedirler.
Ülkemiz üniversitelerine daha birçok başarıyı layık görüyoruz. Çünkü üniversitelerimizde çok değerli bilim adamlarımız vardır. Bu potansiyeli iyi kullanmak lazım.
Bütün üniversitelerimiz ciddi anlamda bir “bilgi üretme” yarışına girmeleri halinde, şüphe yok ki araştırma ve akademik performanslarına gore değerlendirilmesinde gösterecekleri başarı dünyada ilk 10 arasına girmeyi başaran üniversitelerle yarışabilecek düzeye gelebilme imkanını doğuracaktır..
Üniversitelerimizle gurur duyan bizler, işte esas o günleri de görebilme arzusundayız..
Bugüne kadar elde edilen başarılar, ülkemiz için gurur verici olmakla birlikte, hepimizi bireyler olarak da olumlu yönde etkiliyor. Bu tür başarılar, ülkemizde her türlü yatırıma da olumlu katkı koyuyor…
Başarı öncelikle insanı motive eden güzel bir etkendir. Başarıdan başarıya koşmak, insana aralıksız bir motivasyon kazandırıyor. Kurumlarımızın başarıları bizleri önce gururlandırır sonra da gelecek için umutlandırır. Tıpkı Yakın Doğu Üniversitesinin dün yayınlanan güzel haberi gibi..
Öncelikle hepinizin bildiği gibi bizim ülkemizde de büyük bir bela olan Kanser hastalığının çaresi bütün dünya bilim adamları tarafından araştırılmaktadır.
YDÜ işte bu araştırmalara ışık tutacak çok büyük bir imkanı bilim adamlarımıza sunmuş ve projeler başlatmıştır. Kısa bir sure önce, YDÜ Süper bilgisayarının “Kanseri Fethedelim” projesinde çalışmaya başladığı duyurulmuştu.
Süper bilgisayar 7 günde, bir bilgisayarın 5 yıl 258 günde tamamlayabileceği kadar işlemi tamamlayıp toplam 12,761 sonuç üreterek dünya sıralamasında 1. sıraya yerleşti.
Bu gurur verici başarıdan dolayı öncelikle, YDÜ İnovasyon Merkezini hayata geçiren ve kanser araştırmaları konusunda böylesi önemli bir projeyi başlatan bütün bilim adamlarımızı yürekten kutluyoruz…
Maalesef KKTC nüfus oranına gore neredeyse Dünyada birinci sırayı alabilecek kadar çok kanser hastasına sahip bir ülke. Dolayısıyle ülkemizde bu kadar kanser hastası varken, bu hastalığa çare arayan bir projeyi hayata geçiren bir üniversiteye de sahip olmak ve kanser araştırmasında dünya birinciliğine yükselmek elbette gurur duyulacak bir başarı...
Kıbrıs Türkü’nün her yerde olduğu gibi eğitimde de uğradığı haksız izolasyon ve ambargolara rağmen sahip olduğu başarılar asla küçümsenmemeli.
Kaliteye verilen önem doğrultusunda gelecek olan daha nice başarılar, bizi dünya üniversiteleriyle, bilimsel üretkenlikte yarışır hale getirecek.. İşte bizler de esas o zaman üniversitelerimiz sayesinde ülke olarak da bulunduğumuz konumdan çok daha ileride olabileceğiz..
Kısacası bütün üniversitlerimize de motivasyon olması açısından çok ciddi anlamda “bilim üretme” yarışına girmelerini ve öncelikli olarak eğitimde kalite yarışı başlatmaları çağrısında bulunuyorum…