Eğer istenirse KKTC ne olmaz ki?
Dubai de olur,
Singapur da olur,
Taiwan da olur,
Ne diyorlar Uzak Doğu’nun Amerikası “Singapur”.
Biz de Orta Doğunun Dubaisi, ya da Amerika’nın Hawai’si olan bir “KKTC” neden olmayalım?
Akdenizin en temizi, sahillerin en alası bizde. Sahip olduklarımıza hep yüzeysel bakıyoruz. Biraz hayal edelim.
Ülke bu hale geldi diye, geriye kalan umut kırıntılarımızı da bir çukura gömmeyelim.
Biz ülkeyi bu hale getirenlerin yaptıkları yanlışları gördükten ve yaşadıktan sonra, geleceğin aydınlık ve refah içinde olması için nasıl bir KKTC istediğimizi ve neler yapmamız gerektiğini biliyorsak, o yolda çalışmalıyız. Sahip çıkarak çalışmalıyız !
Yeter ki istensin !
Yeter ki kendimize güvenelim!
Yeter ki kavgayı bırakalım !
Yeter ki çalışalım ve taşın altına hep birlikte elimizi koyalım.
Yani, ille de “Birleşik Kıbrıs”mı olacak, ondan başka alternatifimiz yok mudur?
Gelin artık, ortak aklın ortaya koyduğu bilinç ve anlayış ışığında, “Birleşik Akıl” yaratıp ülkenin gelişim trendini yakalayalım. Kıbrıs’lı Türkler olarak, KKTC için formüller üretelim.
Yeni bir umut ve heyecan aşılıyarak, refah ve özgürlük içinde, ileriye taşıyabilecek rasyonel projeler üretelim ve bunların gerçekleştirilmesi için de bir baskı grubu oluşturalım.
Bugüne kadar siyasi partilerden beklediğimiz yeni siyasi vizyon ve siyasi duruşlar vardı.
Bu amaca yönelik bir hedef saptama dahi göremedik.
Kısacası ülkemizde bu dinamizmi ortaya koyan bir siyasi parti bugüne kadar henüz olmadı.
Oysa; en önemli strateji, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarını; huzurlu, refah ve çağdaş medeniyetin gereği olan ve hertürlü alt yapısı ile çevresi tamamlanmış ileri bir sosyal ülkeye sahip kılmak” olmalıydı.
KKTC’nin yeniden yapılanması bu kadar zor muydu?
Kısa dönem, orta ve uzun dönem planları yapılıp, temel hedef olarak da her türlü faaliyet için yenilikçi ve çağdaş bir anlayışla, sosyal, siyasal ve ekonomik konseptleri halkın tüm katmanlarına egemen kılmak, hedeflerin başında gelmeliydi.. Neler yapılabilirdi?
İlk önce, KKTC’ye uçuşlar için en ucuz fiyatlar uygulanmalıydı.
Karpaz’ın bakir toprakları dünyanın ilgi odağı haline gelecek şekilde, Milli Park düzenlenebilir ve “KKTC Kültür Merkezi” şeklinde organize edilerek her türlü kültürel etkinliklerin ve sosyal faaliyetlerin yapıldığı ve turistlere, “özel turların sunulduğu” bir merkez haline getirilebilinirdi.
Doğanın o bakir ve korunmuş manzarası sayesinde, ülkemize turistler akın akın gelecektir.
Ben, bugünü ya da yarını düşünerek ve içinde bulunduğumuz umutsuz hale bakarak, hayal etmiyorum tüm bu yazdıklarımı.
Ben, 2020 yılını hedefliyorum. Bugünden düşüncelerimizde güzel hedefler olmazsa, gelecekte, güzel sonuçları da göremeyiz.
İskele, yeni gelişen ve gelişime en açık bölge olarak, planlı bir şekilde her türlü uluslararası etkinliklerin düzenlenebileceği bir “fuarlar merkezi” haline dönüştürülebilinir.
Bölgede kurulu olan ya da kurulacak olan üniversitelerle devlet işbirliği sayesinde bir “Konferanslar Adası” ya da “Kongre Merkezleri” haline gelebiliriz.
Dünyaya açılmanın bir yolu da “Dünyaya kapıları açmaktan” geçer. Her bir ilçemizin kendine has özellikleri vardır. Onları bölgesel özellikleriyle dünyaya açmak en mantıklısı.
“Sarı altın” yakıştırmasıyla bilinen Güzelyurt, bugüne kadar her türlü ihmalin ve ilgisizliğin acısını yaşamıştır. İşte bu bölgede su sorunun bir an önce giderilmesiyle ve halka verilecek teşviklerle, oluşturulacak agro turizm sayesinde, dünya turizminde bir “Sarı altın cenneti” olarak yer alması ve uluslararası festivallere ev sahipliği yapması güzel olmaz mıydı?
Bugün için dünyada bir “hiçiz”gibi görünebiliriz. Ama hiç olmadığımızı ve dünyanın ilgi odağı haline gelebileceğimize inanıyorsak, yazdıklarımın da gerçekleşmemesi için hiç bir sebep yoktur. Gerçekleşmesi mümkün hayallerdir.. Sizler de biliyorsunuz ki; KKTC’yi, “fırsatlar cennetine” çevirmek hiç de zor değildir.
Önce ülkemizi ve insanımızı sevmekle başlar herşey.
Yenilikçi, aydın ve vizyon sahibi olmak ve tüm bu projelerin gerçekleşmesi için 2020’yi bugünden hedeflemek gerekir..
Kısacası, KKTC’yi bir turizm cennetine dönüştürecek projeleri hayata geçirmek ve ülkemize gelmek isteyen turistlere “en kolayı”ve “en ucuzu” sunmayı bilmek şarttır. Gelen turiste de Kıbrıs’ın kendine has özelliklerini, gelenek ve göreneklerini yaşatmayı bilmeliyiz.
Sadece batıya değil, yüzümüzü biraz da doğuya çevirip kendimizi doğuya da tanıtmalıyız.
“Akdenizde Konferanslar Cenneti”,
“Sağlık Turizmi Cenneti”,
“Uluslararası Fuarlar Cenneti” gibi afişleri dünyanın her yanında hayal edebilirim.
Bunlar aydınlık düşünceler ve ülkemiz için görmek istediğimiz değişimler, kalkınmalar.
Önemli olan bunları gerçekleştirmek için “her aydınlığı, yangın zanneden zavallılardan kurtulabilmek.” Ve aydınlığın, etrafı aydınlatmasına fırsat vermektir.
İnanın, doğru projelerin, doğru icraatlara dönüşmesine, fırsat verirsek eğer 2020’deki KKTC, dünyanın uçtuğu bir KKTC olacaktır.
Doğru işler yaparsak eğer kendi ayaklarımız üzerinde durmayı da başarabiliriz.