OBAMA’ya mektup ve siyasette yaş sınırı
Birisi, Obama’ya mektup yazmış. Neden yazmış ?
ABD’de yaşayan, Yunan-Amerikan cemaatine bir mektup gönderen Obama, “Kıbrıs sorununun müzakereler yoluyla çözümü, Kuzey Kıbrıs’taki Türk işgaline son verecektir” demiş.
Bu haberin doğru olup olmadığı, Amerikan yetkilileri tarafından henüz teyid edilmemiştir. Hatta, NTVMSNBC’nin sitesindeki bu konuyla ilgili haberde, Obama’nın kendi web sitesinde böyle bir mektuptan bahsedilmiyor ve böyle bir haber de yok diye yazıyor.
Yani Rum-Yunan lobisinin yaydığı şişirme bir haber, yada olay yaratmak için yayınlanan öylesine bir haber bile olabilir.
Haberin doğru olup olmadığını araştırmadan, Obama’ya Kıbrıs’taki gerçekleri anlatmak ne derece doğru?!
Ayni şahıs, bugüne kadar Türk askerinin, Kıbrıs’ta işgalci olduğunu söyleyen birçok AB ülkelerine, gerçekleri anlatan bir mektup göndermeyi daha önce neden düşünmemiş ?
Ömrünün 20 yıla yakın kısmını iktidarda geçirdiğini söyleyip sürekli övünen bir partinin başkanının, gerçekleri anlatmak şimdi mi aklına gelmiş?
Bugüne kadar bulunduğu başbakanlık görevi sırasında acaba hangi dünya ülkesi liderine Kıbrıs’taki gerçekleri anlatmış?
Bilinen bazı gerçekleri, kim ne kadar inkar edebilir acaba ? Yıllarca kendi kendimize, kendi davamızın haklılığını konuşup durduk. Denizin ötesinde hak aramayı hep ihmal etmedik mi?
Biz haklı olduğumuzu biliyoruz da haklılığımızı anlatmakta bugüne kadar ne çok hatalar yaptığını birileri neden asla kabul etmiyor acaba ?
Ve o birileri, iktidarı bir fırsat olarak değerlendirip, yandaşlarına çıkar sağlamakla, rant elde etmek anlayışıyla hareket edip, dünün geleceğine, yani bugünümüze zarar vermekle meşguldüler, değil mi?
Eğer, bugün hala, Türkiye’nin Kıbrıs’ta işgalci olduğunu düşünenler ve bunu dile getirenler varsa, demek ki; KKTC’de bugüne kadar siyaset yapanlar, dünyaya bunu anlatmayı becerememiş de ondan. Demek ki, geçmişte, bugüne yönelik yapılması gereken çok az şey yapılmış...Türkiye’nin işgalci olamadığını dünya ülkelerine anlatmak da dolayısıyle ihmal edilmiş.
Büyük bir kampanya başlatır ve tarihimizde yaşananları bir belgesel halinde bile yayınlayıp dünyaya anlatabilirdik. Kimse üzerine almasın ama bu işler ağlamakla, laf yapmakla olmuyor.Gerçeği belgeleyip sunacaksın !! Gerektiğinde Dünyayı kapı kapı dolaşacaksınız...ambargolar, izolasyonlar diye diye davamızı anlatmak için kimse aşırı zahmetlerde bulunmadı.
Ama iki oy almak uğruna ülkede yapmadıkları kalmadı.
Dağı, taşı, toprağı yandaşlarına dağıtıp oy toplama gaylelerine düşeceklerine , Dünya ülkelerini tek tek dolaşıp, davamıza sahip çıkılsaydı, bugün belki birçok ülke Türkiye’nin burada bir işgalci değil, bir kurtarıcı olduğunu anlardı..
Kısacası, zamanında yapmaları gerekenleri yapmayan, bugün kalkmış “sizi ancak ben kurtarırım” havasına kendini kaptırmış gidiyor. Halka da bunu yutturmuş sanıyor !
Hatırlarsınız 14 Şubat 2008’de, manşetlere çıkmıştı Putin’in açıklaması.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ülkelerini, KKTC ile Kosova’ya yaklaşımları konusunda çifte standart uygulamakla suçladı.” Kuzey Kıbrıs 40 yıldır bağımsız niye tanımıyorsunuz, utanmıyor musunuz?” Diye sormuştu Avrupaya...
Peki bu zat-ı muhterem, neden o tarihte, Sayın Putin’e de bir mektup göndermeyi ve KKTC’nin tanınmasını istemeyi düşünememiş dersiniz?
Çünkü o tarihte daha partisinin kurultay konusu gündemde değildi. O kadar siyaseti bırakma sözünden sonra, yeniden gençlerin önünü kesme kararı almak, ona çok puan kaybettirdi ve şimdi puan toplayacak hareketler yapması lazım.
Kısacası, insanın kendi gücü yıpranınca başka bir güç yanına sığınmaya
çalışır.
Daha doğrusu birinin gücünden faydalanarak “popülerlik” yaratmaya çalışır.
Ankara’nın kapıları kendisine aralanmamış olacak ki; uzaklara yönelmiş.
Siyasette bir de “üst yaş sınırı” olmalı ! Bu tür iktidar hırsı olanlara bir sınır koymalı. yoksa, bu adil değildir. Böyle bir sistemde, sürekli gençlerin önü kesilmeye ve hiç de demokratik olmayan uygulamalarla, halkı usandıran ve siyasiye saygınlığı azaltan sonuçlar elde etmeye devam edeceğiz.
Bu nedenle siyasete bir “üst yaş sınırı”getirilmesini öneriyorum.
Sözün özeti şu...Herşeyin bir sınırı olmalı. Siyasetin de, hırsın da...Eğer kişi durması gerektiği yerde duramıyorsa, olumsuz sonuçlarına da katlanmayı hak eder.
Çünkü, Artık Gençlere inisiyatif vermek şart !
Hiç kimse “Gençler yapamaz, gençler iş bilmez” deyip onlara engel olamaz !
Atatürk Kurtuluş Savaşına başladığında 38 yaşındaydı, İsmet İnönü ise 35..
Dün 85. Yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyeti kurulduğunda da Atatürk 42 yaşındaydı.
Ve ne diyordu Atatürk :“Vatanın bütün ümidi ve geleceği , genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır. Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.”