Yazabilen insan, bu soruya yanıt verirken kendini kolay ifade edebilir.
Yazılar, tarihsel sürecin yaşattıklarından ortaya çıkar.
İçinizdeki düşüncelerin dışa vurumudur.
Ayni zamanda, özgürlüğün doyasıya kullanımıdır. Özyaşamın da, ta kendisidir.
Düşüncenin ve fikirlerin paylaşımıdır da ayni zamanda..
Yazmak, konuşarak karşınızdaki insanı dinlemek zorunda bırakmadan, okuma tercihini ortaya koymasını sağlamaktır.
Ya da, konuşma şansınız olmayan insanlara yazıyla ulaşmaktır...
Çevreyi, hatta ülkemizi, kültürel zenginliğimizin ulaştığı düzeyi değerlendiriken;
Ya bakıp da görmek istemediklerinizi yazmak zorunda kalırsınız; ya da, görmek istediklerinizi anlatırsınız...
Yazı yazmak, bir tutkudur.. Ne kadar tanımlamaya çalışsak da insanın yazı yazma tutkusu birkaç sebeple ifade etmek pek de mümkün değil...
İnsanı yazı yazmaya iten çok neden var. Ve birçok insan yazarak rahatlar.
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde, manevi yönden birçok yara almış, robotlaşmış ve makineleşmiş gibi yaşıyoruz.
İşte bu robotlaşmış ortamlarda, insanın içindeki düşünceleri bazen patlak veren noktalara ulaşıyor ve yazarak onları aktarmaya çalışıyoruz.
İçinde yaşadığımız dünya, artık o eski dünya değil, yaşadığımız ülke, artık o eski ülke değil. Ayni ülkeyi paylaştığımız insanlar da artık o eski insanlar değil !!
Çok şeyler değişti. Herşey değiştikçe içimizdeki düşünce girdabı da daha hızlı bir şekilde bizi içine çekmeye başladı..
Baş döndürücü bir hızla ilerleyen, bilim ve teknolojik gelişmeler ve bunun olağan sonucu insana sağladığı sayısız kolaylığın yanı sıra beraberinde bir o kadar da problem getirmiştir.
Yazmak, ayni zamanda biyolojik bir ihtiyaçtır ve en doğal iletişim yöntemlerinden biridir.
Edebiyattır, zengin bir kültür ve sanatsal bir olgudur. Dolayısıyle ayni zamanda insanın ruh estetiğiyle ilgilidir. Doğuştan var olan bir tür yetenektir.
Dışavurumdur ve kendiliğinden ortaya çıkar.
Birdenbire, hayatı, yaşama baktığınız perspektiften ele almak istersiniz.
Ya sizi anlamayanlar vardır, ya da anlamak istemeyenler...
Kendinizi anlatmayı denersiniz, ya da anlatmayı denediğinizi şeyi daha iyi anlamalarını sağlarsınız.
Elbette kimse yazar olarak doğmaz..
Ama insan yazarak ruhundaki duyarlılığı daha da geliştirir ve büyütür.
Yüreğinden geldiği gibi yazmaya başlar.
Bir de yazmak için yazmak var. Kimileri çıkarlarına tutsak olur ve hiç yazamaz, kimiler korkularından yazamaz..beynini aşamayanlar da var.
Bunun yanında, başkaldıranlar var, vaklıklarını kanıtlayanlar, inançlarına hizmet edenler, etrafına kör ve sağır olmadığını kanıtlayanlar, düzeni savunanlar ya da düzenden savrulanlar, geleceğinden endişe duyanlar, topluma ulaşmak isteyenler, ya da toplumla paylaşmak isteyenler, kısacası;
İnsana, topluma, yaşama, doğaya; mutlu insan olma idealine, hizmet için yazmak en güzeli...
Tarih boyunca insanoğlu yazmıştır ve yazmaya devam ediyor...
Sizin de içinizden geliyorsa mutlaka yazın. Yazmak güzeldir.