Sevgili okurlar, her yeni gün için, hepinizin güzel hayalleri olduğu gibi benim de uyandığım her sabah, görmek istediğim güzel bir gün hayali vardır.
Ve de özellikle, uyandığım zaman etrafımda o günü kirletecek insanlar, olmasın diye dua ediyorum.
Benim ülkem için verdiğim bir mücadelem var. Bu nedenle de geçmişte siyasette şansımı denedim. Siyaseti tanımaya çalışırken bile siyasetin en çirkin yüzünü görmüş ve yaşamış bir insanım. Ama gördüğüm ve yaşadığım bütün yanlışları dile getirerek, cesurca ve kimseden çekinmeden “temiz ve dürüst bir siyaset” yapılmasının, Kıbrıs Türk Halkının en büyük beklentisi olduğunun farkında olarak, katkı koymaya çalışırım.
Çünkü, “bana ne” ya da “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenlerden de değilim.
Bu nedenle, siyasi yorumlarım, siyasette gördüğüm birçok eksiği dile getirdiğim ve bu yanlışları dile getirirken de birilerine dokundurduğum için, önce; düşünce suçlusu muamelesi gördüm. Sonra da parti içinde demokrasi mücadelesi verdim diye dışlandım. Son kurultayda da, değişim ve yenilik adına Tahsin Ertuğruloğlu’nu destekledim diye birilerinin kara listesine alındım.
Siyasi yorumlarım da siyasetteki kirliliğe ve siyasetin bilimsel yapılmamasına , tek adamcılığa karşı, anti demokratik davranışlara karşı, hak ve adaleti savunan ve esasta insanı önemseyen toplumsal düşünceye önem gösteren ve bireysel değil, toplumsal hizmetlere öncelik veren sistemin savunucusu ve mücadelecisiyim diye de ayni sahıslar tarafından siyasetin dışına itildim.
O gün bugündür, siyasette sadece olması gerekenleri yazıyorum. Yani yaşadıklarımdan, gördüklerimden çok daha farklı, daha bilimsel bir siyasetin toplumumuza kazandırılması için kalemimle mücadele vermeye devam ettim. Ama artık aktif olarak siyasette değilim.
Yazılarım birilerine çok dokunmuş olacak ki; ismimi sürekli bu fesat çemberi içerisine çekmeye çalışıyorlar.
Bu, seviyeyi düşüren ve çareyi, ona buna çamur atmakta bulan insanlar için kaybedilen zamana acıyorum.
Genç Tv ekranlarında Sayın Hasan Hastürer’in ortaya attığı ve iddia diye nitelendirdiği suçlama karşısında bugün bu konuyu yazmak benim için zorunlu oldu.
Benim de hiç benimsemediğim bir uslupla yapılan o konuşmanın olduğu video’yu, youtube sitesine benim koyduğumu iddia edenler varmış. Yapmış olduğum basın açıklamasında iddia edenlerin kimler olduğunu gazeteci arkadaşımızdan açıklama yapmasını talep etmiştim . Kendi köşesinde “ hatırlamıyorum” başlığı atarak yazdıklarından anlıyorum ki, bütün söylediklerini, Eroğlu ailesinden bilgi alarak söylemiştir. Daha fazla yoruma gerek var mı sevgili okurlar?
Ne ilginçtir ki, canlı yayına bağlanıp bu konuyla hiç bir bağlantım olmadığını söylediğim zaman , ısrarla bu videodaki görüntülerin olduğu yemek ortamında olup olmadığım soruldu. Ve filmin çekildiği tarihten bahsedildi. 2005 yılından.
Düşünün ki; bir seçim çalışmaları içerisindesiniz ve gece gündüz her tarafa gidiyorsunuz, geziler sırasında da her gün bir başka yerde veya bir başka grupla yemek yemek zorundasınız. Ama yıllar sonra da bunları benim hatırlama mecburiyetim olacakmış gibi bu yemekte var mıydınız, yok muydunuz , sorusuyla karşı karşıya kaldım. Sayın Hastürer’in malum kişiler tarafından bilgilendirildiği gibi bir veda ya da moral yemeği asla olmadı.. En azından bundan eminim. Büyük bir yalan. Filmin cep telefonuyla çekildiğini söylüyorlar. O tarihte benim fotoğraf çeken bir cep telefonum dahi yoktu. Hala sakladığım için biliyorum ki Nokia 6100 telefonumu 2007 yılı sonuna kadar kullandım.
Hafızası bu kadar güçlü olup her ayrıntıyı bilen arkadaşın bu açıklaması, akıllara hangi soruyu getiriyor dersiniz?
Sayın Hastürer’e verilen detay var. Kimler vermiş malum ! Dün daha hiç tanımadıkları AKP’li bir adam diye nitelendirdikleri ayni sahsa 2005’te veda yemeği vermişler diyorlar. Hani Coşkun’u tanımıyorlardı? Tv ekranlarında kayıtlara bakabilirsiniz, “kendini AKP’ye yakın diye tanıtan birisi” diye bahsediyorlar, ayni şahıstan. Ama şimdi anlıyoruz ki, geçmişte de Coşkun’la bir masaya oturup yemek yiyecek kadar yakınmışlar. Yani o tarihte UBP için çalışan adam iyiydi, ama bugün Eroğlu için çalışmadığı için AKP’li ilan edildi. Kim yalan söylüyor?
Hafızamı ne kadar zorlasam da o sözlerin geçtiği ortamda bulunup bulunmadığımı asla hatırlamadım.
Farzedin ki ayni ortamdaydık. Seçim çalışmalarında insan partilileriyle ayni ortamda olmak zorunda zaten..kaldı ki çok samimi olarak söylüyorum orada varmıyım yokmuyum gerçekten bilmiyorum.
Ama düşünüyorum da, var ya da yok olmam neyi değiştirirdi diye ..Hiç bir şeyi. Konuşulanları ben mi söyledim ? Yoksa o ağızla konuşan insan, ben miyim? O kahkaha tarzı, bana mı ait? Türkiye Başbakanı ve Kurucu Cumhurbaşkanımız için kullanılan o sözleri ben mi harcadım?
Yoksa karşısında silah tutup ben mi söylettim?
Konuyu oraya buraya saptıracaklarına lütfen vicdan hesaplaşmasına girsinler ve bu vicdan hesaplaşması sonunda yüzleri kızaracaksa da kızarsın. Kimse de hafiyelik yaparak gündem saptırmasın.
Yasal yollardan bu iddianın hesabı nasılsa sorulacaktır.
KKTC’yi seven herkes böyle küçük işlerle değil, geleceğini ilgilendiren büyük işlere imza atmalı. Herkes kendine gelsin. Ne padişahlık ne de Sultanlık dönemindeyiz.
Dünya devi, tabuları yıkan Amerika’ya bir bakın. Hem de siyahi bir liderle büyük bir değişime imza atan ABD’yi örnek alalım.
Demokrasi lafla olmaz, demokrasinin uygulanmasına izin verirsiniz.
Dünya değişim ve gençlik diyor. Amerika’da anketlerde olduğu gibi gençlerin %72’si "OBAMA" dedi.
Yani 70 yaş üstündeki adayı değil, genç olanını seçti.
Kısacası değişim olayını korkmadan başarıyorlar.