KKTC ilan edildiği gün, Ankara’daydım. O yıllarda KKTC Ankara Elçiliğinde çalışıyordum ve 21 yaşındaydım.
Hayatımda hiç unutmadığım çok duygusal anların yaşandığı o gün, Kıbrıs Türk tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıydı. Yıllarca verilmiş olan mücadelenin selamete ulaştığı bir gündü.
Self Determinasyon hakkını kullanarak Kıbrıs Türkünün varlığının ve haklarının dünyaya haykırılmasıydı.
KKTC’miz, bugün o en güzel yaşında ve en gurur verici noktasındadır.
Onu daha çok sevmeliyiz.
Ona daha çok sarılmalıyız.
Sadece 15 Kasım’larda değil her zaman bizler için ne kadar yaşamsal bir değer olduğunu bilmeli ve bu düşünce yapısı etrafında kenetlenmeliyiz..
Her gün gerçeklerle biraz daha yüzleşiyoruz. Devletimize sımsıkı sarılmaya daha çok ihtiyaç hissediyoruz. İşte bunun için de daha etkin bir dayanışma ve kurumsallaşmaya gereksinim vardır.
Birçok şey dünde kaldı ve artık yarın için konuşmak lazım .
Yarın için yeni şeyler söylemek lazım...Ülkemizin yarınına şekil vermeliyiz.
Nereye, nasıl gidiyoruz onu bilmeliyiz.
KKTC, Akdenizin ortasında kaybolmuşluğuna, unutulmuşluğuna son verip bölgenin en önemli kavşaklarından biri haline gelebilir. Bu gücü ve bu potansiyeli kendimizde görmeliyiz. İnanmalıyız.
Dünya’ya karşı, yeter ki ; KKTC’ye olan bağlılığımızı, azim ve kararlılığımızı ve herşeyden önce de haklılığımızı daha fazla seslendirmeliyiz.
Kendi içimizde birbirimize sarılıp daha güçlü bir görüntü sergilemeliyiz.
Eviniz, yuvanız, ocağınız nasıl sıcak bir yerse, vatan da öyledir.
Ülke aşkını, bir de vatan özlemi çekenlere sorun, onlar herkesten iyi bilir..
Ve sermayesi hizmet aşkı olanlar bilir...
Yüreğinde toprağın kokusu, ağaçlarının uğultusu ve kuşların cıvıltısını duyanlar bilir...
Ülkesine yatırım yapan girişimciler bilir..
Kendimizi ağır ceza mahkemesinde hisseder gibi yaşamaktan vazgeçelim,
Esas suçluların yargılanması gerekirken ve ertelenirken, sonsuza dek süren bir sorgulama yaşıyoruz adeta...Artık buna fırsat vermeyelim.
Memleket sevgisi ucuz bir sevgi değildir, bir aşktır
Memlekete muhalif bir rüzgar olmayalım...
Ama acele etmek de lazım hayatta...Sanki yasak levhası asılmış bir ülke gibi görmemeliyiz kendimizi artık.
Kendimizi hüzün yağmurlarıyle değil, huzur yağmurlarlarıyla ıslatmalıyız..
Yaprak döker gibi kurutmamalıyız, düşürmemeliyiz umutlarımızı..
Yıllar öncesinde dehşetin ve vahşetin yaşlandırdıkları olmamalıyız artık,
Devletin gençleştirdikleri olmalıyız...
Haydi bayraklarınızı asın, sevdiklerinizle kutlayın bu güzel bayramı en içten duygulanızla, coşkuyla ve sevdayla...
Hani bir şarkı sözü vardı “hangi dağ daha yüksek bizim yüreğimizden”diye.
Sormaz mı insan ? Hangi ülke daha güzel, bizim ülkemizden?
Dedim ya yazımın başında, “bu bir aşktır.”
Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.