Bu sιralar Kιbrιslιtürklerin isyan bayrağιnι çekmeleri için çok sebebler yaratιlιyor.
Yιllardιr kimliğimize, kültür değerlerimize vurulan tokatlarι şamar oğlanι haliyle sineye çeken Kιbrιslιtürkler yavaş yavaş 2004 yιlιndaki uyanιşlarιnι tekrarlama eğilimine girmişler gibime geliyor.
Gündemi meşgul eden Çağlayan Parkι isyan hislerimizi körükleyen bir konu.
Çağlayan Parkιnιn isminin önüne Ankara koyarak değiştirilmesi konusunun Kιbrιslιtürkler için önemini bazιlarι anlamιş değil. Hatta “Çağlayan Parkι Yιllarιn Çağlayan Parkιdιr. Ankara Çağlayan Parkι Olamaz” Facebook grubundaki yazιşmalara bakιldιğιnda Türkiyedeki bazι kişilerin konuyu Kιbrιstürklerinin “ιrkçιlιk” yaptιğι şeklinde yorumladιğιnι görüyoruz! Tabii ki ιrkçιlιğιn anlamιnιn ne olduğundan zerre kadar haberi olmayan kişiler ancak bu şekilde düşünebilir.
Bunlara zaten grup üyeleri ιrkçιlιğιn anlamι hakkιnda gereken dersi verdi.
Çağlayan Parkι ve “Işιklar” dediğimiz o bölge özellikle Lefkoşa’lι veya Lefkoşada yaşayan birçok Kιbrιslιtürk gibi benim de çocukluk ve gençlik yιllarι anιlarιma hiç silinmeyecek derecede yerleşmiş bulunuyor. Küçücük bir alana hapsedilmistik o zamanlar. Çağlayan bölgesi tek eğlence merkezimizdi. Yusuf Kaptan sahasιndan Çağlayan Gazinosuna kadar uzanan o bölgeye özellikle hafta sonlarι tüm Lefkoşa halkι dökülür, sιra sιra dizilmis yazlιk sinemalarda, pastahanelerde eğlenceli vakit geçirirdik. Bu yazιyι yazarken Ahmet Mehmet Dubara isimli garip bir adamιn o yol boyunca bütün gece aşağι yukarι yürüyerek bağιra çağιra nutuk çekişi, çocuklarιn Kιbrιsιmιzιn simgesi, hurma dalιna dizilmiş mis gibi tüten yasemin çiçeklerini satιşlarι gözümün önünde canlandι. Annelerimiz çoğu zaman bizi o zamanlar Çocuk Bahçesi de dedigimiz Çağlayan Parkιndaki dondurmacιya götürüp tadιna doyum olmaz güllü, limonlu dondurmalarι tattιrιr, sonra da parkιn etrafιna serpilmiş kanepelere oturup çene çalar, bir taraftan da bizim kum havuzlarιnda, fιskiyeli havuzun etrafιnda oynamamιzι seyrederlerdi. Çağlayan Parkιnιn Bayramlarda çocuklarι mιknatιs gibi çektiği o güzel günleri benim ekranlarιm çok iyi anιmsayacaklardιr.
Hasan Hastürer dostum geçen hafta gazetemiz Toplum Postasιndaki köşe yazιsιnda konuyu uzun uzun işledi. Yazιsιnιn büyük bir kιsmι Lefkoşa Belediyesi CTP Meclis üyelerinden sayιn Tuncer Bağιşkan’ιn konuya açιklιk getiren yazιsιndan oluşuyor. Sayιn Bağιşkan konu üzerine belli ki birçok özverili girişimlerde bulunmuş ve alternatif öneriler getirerek sorunun aşιlmasιna çalιşmιştιr. Onu kutlarιm. Bağιşkan’ιn açιklamalarιndan görüyoruz ki Çağlayan Parkιnιn isim değişikliği üzerine alιnan karar Meclis kurallarιna uyulmadan tamamιyle usulsüz bir şekilde alιnmιştιr. Bunda şaşιlacak birşey yok. Bu tür uygulamalara alιştιk artιk.
Hasan Hastürer yazιsιιnιn sonunda çok önemli bir noktaya değindi. Bana göre olayιn en üzücü boyutu da bu. Yani CTPnin Çağlayan Parkι konusundaki suskunluğu, duyarsιzlιğι, pιsιrιklιğι konusuna. Bir zamanlar CTP Kιbrιstürk kimliğinin, kültür değerlerinin koruyucusu idi. Kolej oğrencisi iken Naci Talât’ιn Londra’da biz gençlere yönelik yaptιğι toplantιlara katιlmιştιm. O zamanlar yeni kurulan ve bize bir çöl ortasιndaki bir göl gibi gelen CTPye dört elle sarιlmιştιk. Türkiye’nin Kιbrιslιtürklere karşι uyguladιğι asimilasyon siyasetine karşι çok yüksek sesle ve cesurca karşι çιkan tek parti idi CTP birzamanlar. Şimdilerde ise kimliğimizin simgelerinden olan Çağlayan Parkιnιn isminin önüne Ankara konulmasιnι kutlayarak Melih Gökçek ile halay çekiyor CTP hükümeti İçişleri Bakanι ve belediye başkanlarι. Nereden nereye! Hastürer Yeni Düzen gazetesinde bu kişilerin Melih Gökçek ve Cemal Bulutoğlularι ile ile halay çekerken yansιtan fotoğraftan bahsederken “binlerce kelime ile zor anlatιlacak bir tabloyu yansιtιyordu” diyor. Fotoğrafι bulup bir de ben bakayιm dedim ama bulamadim. Ama onun yerine parkιn açιlιşιndaki mide bulandιrιcι başka tablolarla karşιlaştιm. Aralarιnda eski Cumhurbaşkanι Denktaş’ιn da bulunduğu bir grup takιm elbiseli insanι ellerinde birer makas, kurdela kesme yarιşι içerisinde görüntülüyor bazι fotograflar. Farkιna varmadan ne gülünç, ne zavallι hallere düşmüşler.
Cemal Bulutoğlularι popularist yaklaşιmlarla daima kendini öne çιkarmaya çalιşan bir Belediye Başkanι. Ama sanιrιm Ankara Belediyesi ile yaptιğι bu girişimin bu kadar tepki alacağιnι önceden kestirememiş. Kendine mahsus o sinirli haliyle “Herhalde Parka Atina Çağlayan Parkι diyemezdik” gibi saçma şeyler söyleyişinden belli.
Bu arada yaratιlan yeni parkιn televizyonda gördüğüm kadarιyla eskisine nazaran tamamen ruhsuz bir görünümde olduğunun da altιnι çizmek isterim.
Olayιn en sevindirici, olumlu tarafι Kιbrιstürk toplumu içerisinde bir direnişin yeniden başlamasιna start vermesidir. Bu bağlamda “Çağlayan bizimdir-Asimilasyona Hayιr” Komitesi tarafιndan yapιlan etkinliğin önemi çok büyüktür. Umarιm aynι tepki ileride tam barιş umutlarιnιn yeniden yeşerdiği bir sιrada KKTC’yi ziyaret edip çözümsüzlüğün devamιnι savunur nitelikte demeçler veren ordu yetkililerine karşι da gosterilir.
Çağlayan bizimdir. Adιna ne isterse desinler bizim için orasι herzaman Çağlayan Parkι olarak bilinecektir.