Sondakika Özge Taşker - Healthy Life - Sağlıklı Beslenme ve Diyet Merkezi - 22 92 286 - Marmara Bölgesi, Lefkoşa Siz halen internet alan adınızı almadınız mı? Alan adı alana, 1 yıl hosting BEDAVA - 444 0 100 - Yenikent, Lefkoşa Alo Vitae - Vitae Veteriner Kliniği ücretsiz danışma hattı: 22 40 953 - Yenikent - Lefkoşa
kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
22 Ağustos 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
Sondakika Oğuz Veli Beidoğlu öldü THY'den Eylül ayı fırsatları Adnan Polat'tan tarihi itiraf Güney Kıbrıs'ta cephanelik gibi araba bulundu TDP'nin anketinden de 2 devlet çıktı UBP:Talat söylediklerinin arkasında durdun Güney'de Kilise-Hristofias arasında savaş Beyin kanaması 2 can aldı Erçakıca'nın sözlerine tepki geldi Hristofias: 'İhtiyatlı iyimserlik' belitti Zamlara karşı ortak eylem çağrısı Kıbıslı kızlara Bursa'da Din eğitimi verildi Diyetisyen Özge Taşker de Kıbrıs Postası ailesine katıldı

  ARŞİV
   

 RÖPORTAJ
Ayşe DÖNMEZER: Reform Şart
YAGA Direktörü, Ekonomi Eski Bakanlarından Ayşe Dönmezer ekonomik konularda yaşanan gelişmelerle ilgili hem uyarı hem...

 ÇOK OKUNANLAR
Elektrikte indirim gündemde
 
Madrid'te uçak kazası
 
Beidoğlu yaşama veda etti
 
Akmandor cinayetinde durum..
 
Pile'de barışa hain saldırı
 
Bafra Mehmetçiğe bağlandı
 
TDP'nin oy oranı yükseliyor
 
İtalyan Sbarro Mağusa'da...
 
CTP halkla alay ediyor
 
Son söz mahkemenin
 

 YORUMLANANLAR
Linden:301 konusunda gereğini yapın [1]
 

Demek Federasyon Ha?
Rauf R. DENKTAŞ
RMMO Savaş Gücünü Arttırıyor
Prof.Dr.Ata ATUN
Bedeli biz mi ödeyeceğiz?
Mete TÜMERKAN
Toprağımız sınırlı olduğuna göre...
Hasan HASTÜRER
Mantıklı Değilmiş
Rauf R. DENKTAŞ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görevli (hem de Kıbrıs’ın tümünü temsilen görevli) Rum Yargıç Lukis Lukaides’e göre  “Avrupa Birliğinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti limanlarını tanıması (ve 43 yıldır devam eden insanlık dışı ambargolara son vermesi) mantıklı değilmiş”.  Lukaidis’in mantığına göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “Türkiye’nin işgal ettiği Kıbrıs toprağıdır; burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bir kuruluş yoktur ve bunu kurduğunu ilân etmiş olan Kıbrıs Türkleri de işgal altında yaşayan kendi azınlıklarıdır”, bu nedenle, uluslararası hukuk açısından, “işgalci Türkiye’nin” kontrol etmekte olduğu limanların AB tarafından tanınması mantıki olamaz. Lukaides bu “hukuki görüşünü” Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi kararlarına dayamaktadır. Gerçeklere dayanmayan ve 1964’de Makarios’la yandaşlarının ellerinden masum insanlarımızın kanları akarken ABD ve Garantör İngiltere’nin “meşru hükümet” olarak tanıdığı bu insanlar bu mantıkla Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma eylemini yürütmektedirler.

Lukaides hukuk bilgisini kullanarak konuşsa ve siyaset yapmasa Kıbrıs’ta başlattıkları hukuk dışı kanlı eylemlere rağmen Güvenlik Konseyinden çıkan kararların tavsiye kararları olduğunu bilir ve bu kararlara dayanarak ahkâm kesmezdi. Ancak ne yazık ki AİHM de Güvenlik Konseyinin kararlarına dayanarak verdiği kararlarla Kıbrıs’ta insan haklarını ihlâl eden, kan akıtan, teröre tevessül eden, toplu mezar kazımcılarını (1960 Antlaşmalarını hiçe sayarak) “meşru hükümet” olarak kabul etmek yanlışını göz göre göre sürdürmektedir. Rum liderliğinin Yunanistan’la birlikte Enosis için başlattıkları kanlı bir hareketten kaynaklanan bu mesele böylelikle 43 yıldır halledilememiştir.

Kıbrıs meselesinin hallinde mantık aranacaksa bunu tarafsız heyetlerin yapması gerekir. Bunu da yapabilmek için Kıbrıs meselesine gerçekçi bir teşhis koymak şarttır. Bu yapıldığı takdirdedir ki Lukaidis’in söylediklerinin mantıkla, hak ve adaletle, Kıbrıs’ın gerçekleriyle hiçbir ilgisi olmadığı anlaşılacaktır.

Bu yapıldığı takdirdedir ki AİHM’nin (Lukaides dışındaki) yargıçlarının çoğu Türkiye’yi, Rum tarafını tek yanlı dinleyerek, mahkûm etmekle yaptıkları büyük hatayı görmüş olacaklardır. Bu yapıldığı takdirdedir ki konuya vicdanları ile bakan tarafsız BM temsilcileri (Hugo Gobi’nin ve Cuellar’ın yaptıkları gibi) Kıbrıs’ın gerçeklerini yazmak ihtiyacını duyacaklardır.

İki ayrı referandumdan sonra bile, kimse, geçmişte yapılan hatalara bakmayı düşünmemiştir. İki ayrı referandum, 1960 Antlaşmalarının temelinde var olan bir gerçeği vurgulamaktaydı, bu da 1960 Devletindeki ortaklığın ve siyasi eşitliğin “kendi kaderini tayin etme hakları olan iki halk arasında oluştuğudur”.

Rum ortağın Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkmak için başlattığı kanlı eylemin sonucu suçlu tarafın “meşru hükümet” olarak tanınması  değil, Türk ortağın bağımsızlıktaki haklarını korumak için başlattığı mukavemetin takdir edilmesi olmalıydı. Mantık hatası o zamandan başlamıştır ve bu güne kadar da devam etmektedir. BM yetkililerinin halâ ayni hata içinde olmaya devam etmeleri bilgisizlikten değildir. Dünyaya hükmetmek siyasetini güden ABD ile üslerini korumanın ötesinde bir düşüncesi olmayan Garantör İngiltere’nin önceden verilmiş kararları nedeniyledir.

Esas mantıksızlık, bu gerçeklere rağmen Türk tarafının BM Güvenlik Konseyinden eski kararlarının geçersizliği yönünde bir talepte bulunmamalarındadır. 43 yıl bizi mahkûm eden ve Rum tarafını meşru hükümet yapan kararlar gündemde dururken Türk tarafının BM Genel Sekreterliğinden “iyi niyet görevine” ayni yetkilerle devam etmesini istemesinde de mantık yoktur. Bu, Rum tarafının bilinen siyasetine ve devam eden milli hedefine rağmen  ne yapmakta olduğumuzu değerlendirmemekte anlamsız bir ısrar anlamına gelmektedir.

Çift referandumda Rum tarafının uzlaşmadan yana olmadığı tescil edildikten sonra BM’nin geçmişteki kararlarının tümü geçersiz hale gelmiştir. Bu yeni durumda yapılması gereken tek anlamlı şey Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasında ısrar olmalıydı. Bu yapılacağına “ambargolar, izolasyon” çağrıları ile vakit kaybedilmiştir. Mantıklı hareket zamanıdır. Kırmızı çizgilerimiz dünyaya ilan edilmeli ve “görüşmeler başlasın” çağrısını yapanlara kimin, hangi statüde neyi konuşacağı açıkça beyan edilmelidir.

Aksi takdirde Rum’un akıl almaz “mantığı” karşısında yine müdafaada kalacağız. Halbuki zaman hak ve hürriyetimize, devletimize dört elle sarıldığımızı ve bunlardan taviz vermeyeceğimizi güçlü bir şekilde kanıtlama zamanıdır.

   1742 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Ağustos 2008, Perşembe   Demek Federasyon Ha?
  20 Ağustos 2008, Çarşamba   Görüşmenin Şartları
  19 Ağustos 2008, Salı   Halkın İradesi
  18 Ağustos 2008, Pazartesi   Rusya mı?
  14 Ağustos 2008, Perşembe   Şartlı- Şartsız
  13 Ağustos 2008, Çarşamba   Görüntüye Göre...
  12 Ağustos 2008, Salı   Birleştirmeden Yana Olmak
  11 Ağustos 2008, Pazartesi   Vazgeçilmez Haklar Korunacak
  08 Ağustos 2008, Cuma   Barış Uzlaşmaya Doğru
  07 Ağustos 2008, Perşembe   Biz Barıştan yanayız


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.